Kanayan Yara; İlköğretim Okullarının Finansmanı!
Abdullah Damar

Kanayan Yara; İlköğretim Okullarının Finansmanı!

 

2019-2020 Eğitim-Öğretim Yılı öğretmenler için 2 Eylül 2019, öğrenciler içinse 9 Eylül 2019 tarihinde başlıyor.

Her eğitim-öğretim yılının başında olduğu gibi bu eğitim-öğretim yılının başında da yaşanan ve bütün velileri ilgilendiren en önemli konulardan biri, ilköğretim okullarına (İlkokul/ortaokul) kayıt esnasında, okul müdürlükleri tarafından, kayıt parası/okula bağış adları altında velilerden istenen ayni ve nakdi yardım şeklindeki okulların finansmanı konusudur.

Yasal anlamda ilköğretim okullarının gelir ve giderleri 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 76.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; İlköğretime ait gelir kaynakları şunlardır:

“Her yıl Devlet gelirlerinin % 3’ünden az olmamak üzere Devlet bütçesinden yapılacak yardımlar ve özel idare bütçelerine, bu kanun hükümleri gereğince sağlanacak gelirler hariç ve 1960 mali yılında ilköğretime tahsis edilen miktardan az olmamak üzere, yıllık gelirlerinin en az % 20’si oranında konulacak ödenekler…”

Madde metninin devamında başkaca gelir kaynakları da var ama uygulamada kadük olan gelir kaynakları olduğu için bu kaynakların kullanımı fiiliyatta söz konusu değildir.

Bu gelir kaynaklarının, hangi organ tarafından kullanıldığı konusu da ayrı bir sorundur. Bu noktada karşımıza şöyle bir uygulama çıkmaktadır;

Öncelikle bu gelir kaynakları nakdi olarak hiçbir şekilde okul bütçelerine aktarılmamakta, illerde ve ilçelerde; il-ilçe özel idare müdürlükleri, büyükşehirlerde ise ilgili büyükşehir belediyesi birimleri tarafından kullanılmaktadır.

Gelir kaynaklarının, ilköğretim okullarının hangi harcama kalemlerinde kullanıldığı konusuna gelince de; okul yapımı, bina büyük ve küçük onarımı, elektrik, ısınma, su ve iletişim giderlerinin bir bölümü, bu kaynaklardan karşılanmaktadır.

Bu açıklamalardan sonra ilköğretim okullarının finansmanı konusunda, bize göre iki sorun vardır. İlki, bu gelir kaynaklarının doğrudan ilgili okul müdürlüklerine aktarılmamasıdır. Bir okulun ya da kurumun gelir ve giderlerini oluşturması ve gerçekleştirmesi, yani bütçesini yapması o okul yöneticilerinin uhdesinde olması gereken bir konudur. Bütçesini planlayamayan ve gerçekleştiremeyen hiçbir kurum gerçek anlamda kurumlaşmasını sağlayamaz.

İkincisi ise bu kaynakların, okul giderlerini karşılamaktan uzak oluşu ve kimi giderleri karşılamamasıdır. Bir okulun, yukarıda sıralanan giderlerden başka temizlik ve güvenlik hizmetleri, kırtasiye ve sarf malzemesi alımı, eğitim teknolojisi araçlarının bakım ve güncellenmesi gibi giderleri vardır ve bu giderler hiçbir şekilde karşılanmamaktadır.

İşte her eğitim-öğretim yılı başlamadan önce kamuoyunda tartışılan kayıt parası/bağış tartışmalarının temelinde okulların bağımsız bir bütçelerinin olmaması, gelir kaynaklarının yetersizliği ve bu yetersiz gelirlerin ayrıca okulların bazı giderlerini karşılamamasıdır.

Bu noktada ilköğretim okulları yöneticileri sürekli bir ikilemle karşı karşıya kalmaktadır. Ya okullarına sağlanan olanaklarla eğitim-öğretime devam etmek, ya da kayıt parası-bağış alarak okullarının ihtiyaçlarını karşılamak. Bu koşullarda kayıt ve bağış alınmadan okullarda eğitim-öğretimi sağlıklı bir şekilde sürdürmek mümkün değildir. Çünkü günümüzde okullara hizmetli ve güvenlik görevlisi kadrosu tahsis edilmemekte, kırtasiye ve temizlik sarf malzemesi sağlanmamakta, eğitim teknolojisi araçlarının bakım ve güncellenmesi için harcama yapılmamaktadır.

Eğitimin finansmanı konusunda 2023 Eğitim Vizyonunda da sorunlar tespit edilmiş ve bir yol haritası çizilmiştir. Buna göre; Eğitimin niteliğinin artırılması ve “Okul Gelişim Planları”nın gerçekleştirilebilmesi için merkezî bütçeden sağlanan finansmanın yanında ek finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla kaynak çeşitlendirilmesine ihtiyaç vardır. Bu çerçevede uluslararası hibe fonları, hayırsever bağışları ile mesleki ve teknik eğitim okullarının döner sermaye gelirlerinin artırılması ve mevcut kaynakların verimli kullanılması önem arz etmektedir.

Yapılması planlanan çalışmalar da şu şekildedir;

-Her okula, oluşturulacak çeşitli ölçütlere ve Okul Gelişim Planı’na dayalı olarak okul gelişim bütçesi verilecek, şartları elverişsiz okullara pozitif ayrımcılık yapılacaktır.

- Eğitime ve okullarımıza bağış yapacak kişilerin farklı miktar, tema ve yöntemlerle bağış yapabilmeleri için il ve bakanlık düzeyinde bir yapı kurulacak mevzuat, yazılım ve erişim düzenlemeleri gerçekleştirilecektir.

- Türkiye genelinde eğitimde elverişsiz koşullara sahip okulların görülebildiği Coğrafi Bilgi Sistemi üzerinden eğitim hayırseverlerine bağış için seçenekler sunulacaktır.

- Diğer bakanlıklarla ortak projeler gerçekleştirilerek farklı finans kaynakları harekete geçirilecektir.

- Özel sektör ve sivil toplum iş birlikleriyle eğitim kurumlarının finansmanına destek sağlanacaktır.

- Okul aile birliği gelirleri yeni bir yapıya kavuşturulacaktır.

Bugün itibarıyla, planlanan finansman çalışmalarının hangilerinin hayata geçirildiği konusunda MEB’in kamuoyuna açıkladığı bir bilgi yoktur. 2023 Eğitim Vizyonu uygulama takviminde, okul bütçe ve bağış sisteminin kurulması konusundaki takvimlendirmede, 2018 yılında hazırlık ve tasarım, 2019 yılı geliştirme ve ülke uygulaması aşamaları yer almaktadır. 2019 yılının bitmesine birkaç ay kala bu takvimlendirmeye uygun bir gerçekleşmenin olmadığı görülmektedir.   Basına yansıyan bilgiler göz önüne alındığında da bu çalışmaların yapıldığı konusunda bir emareye rastlanmamaktadır. Çünkü her eğitim-öğretim yılının başında olduğu gibi okullar, kayıt parası ve bağışlarla gündeme gelmekte ve basına yansımaktadır. Yine her eğitim-öğretim yılının başında olduğu gibi okullar, finansman konusunda yalnız bırakılmış; okul yöneticileri, velilerle kayıt parası ve bağış konusunda karşı karşıya getirilmiştir.

Sorunun çözünü çok zor değildir.  Bu sorun; ilköğretim okullarına kadrolu güvenlik ve temizlik personeli istihdamı ve okullara ayrılan bütçenin günün koşullarına uyarlanarak doğrudan okul yöneticilerinin kullanımına sunulması ile kökten çözülebilir. Esasen okul gelişim modelinin gereği de budur.

Eğitimi, toplumun geleceğinde en önemli köşe taşı olarak görüyorsak, bu düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmeliyiz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“İŞİMİZİ ŞİDDET GÖRMEDEN YAPMAK İSTİYORUZ”
“İŞİMİZİ ŞİDDET GÖRMEDEN YAPMAK İSTİYORUZ”
ZEKA OYUNLARI ÖĞRETİCİLİĞİ SERTİFİKA TÖRENİ
ZEKA OYUNLARI ÖĞRETİCİLİĞİ SERTİFİKA TÖRENİ