Kurtuluş GEZEN EVREKA

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

EVREKA
Kurtuluş GEZEN

EVREKA

Tarihin bugüne kadar gördüğü ve bundan sonra da görüp görebileceği en tehlikeli ordusuydu. Ne Büyük İskender'in, Persleri bir vuruşta dize getiren ordusu ne de Cengiz Han'ın yedi cihana nam salan ordusu, bu derece korku ve panik yaratmamıştı düşmanlarının üzerinde. Napolyon'un elinde böyle bir ordu olsa muhtemelen Leipzig Savaşı’nı kaybetmez, Hitler  Stalingrat'ta durdurulamaz, Muhteşem Süleyman Viyana kapılarından geri dönmek zorunda kalmazdı.
 
İnce uzun bacakları, iri cüsseleri ve düşmana korku salan  bakışlarıyla neredeyse tamamı 2 metreyi bulan 20000 kişilik bu ürkütücü  ordu, Avustralya’nın doğusunda yaklaşık 90000 hektarlık bir alana çıkarma yapar. 
İşgalin ilk günlerinde neredeyse tamamı 1. Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde görev almış olan  yerel halk, işgale karşı hemen bir direniş organize etse de başarılı olamaz.  Düşman sandıklarından çok daha güçlü ve hızlıdır. Adeta bir çarkın dişlileri gibi ortak amaçları uğruna çalışıp, önlerine ne gelirse yağmalamakta, yerel halkı canından bezdirmektedirler.  
Henüz 1. Dünya Savaşı’nın ve 1929 ekonomik buhranının  yıkıcı etkilerini üzerinden atamayan halkın bu yeni işgalciler karşısında eli kolu bağlanır ve çareyi merkezi hükümetten yardım istemekte bulurlar.
Çağrıyı yanıtsız bırakmayan merkezi hükümet  bölgeye iyi eğitilmiş seçkin birlikleri ile çok sayıda mühimmat yığar. Amaç buradan elde edilecek başarıyı ilk seçimde propaganda aracı olarak kullanmak ve oya devşirmektir. Fakat işler pek de umulduğu gibi gitmez. Düşman birlikleri beklenenden çok daha güçlü, çok daha hızlı ve organizedir.
Açılan ilk ateşte düşman birlikleri adeta çil yavrusu gibi dağılmakta, kamufle olmakta, tehlike geçer geçmez ise  üçerli, dörderli gruplar halinde ortaya çıkarak adeta Latin Amerikalı silahlı devrimci kuvvetlere  ilham olmuşcasına gerilla taktiği uygulamakta nihai hedeflerine doğru hızla ilerlemeyi sürdürmektedir.
Düşmanı savaş meydanında etkisiz hale getirebilmek adına merkezi hükümet bölgeye ağır makinali silahlar yığmaya devam eder. Bu silahlar düşmanın hareket kabiliyeti ve hızı  ile rekabet edebilmek adına motorlu taşıtlarla desteklenir.  
Fakat ne yapılırsa yapılsın nafiledir. Ortalama 10 kurşunla bir düşman askeri ancak etkisiz hale getirilir. Sıkılan kurşunlar isabet aldığı halde  adeta düşman askerlerinin vücudu kara  delik gibi sıkılan her kurşunu yutar ve yoluna devam eder. 
Vera Cruz sahillerine çıktığında Hernan Cortes ve adamlarını karşılayan İnkaların elinde bile en azından tahta kılıçlar varken, bu enteresan ordu ateşli ya da ateşsiz tek bir silah kullanmadan yoluna çıkan her şeyi ezer geçer.
Eğer önlem alınmaz ise bu ordunun tek kurşun atmadan tüm Avustralya’yı ele geçirmesi an meselesidir. Ama o da ne?
 
 EVREKA!!!
 
Evet tarihin kaderini değistirecek fikirlerden biri daha toprağa düşer can bulur.  Bu yenilmez düşmanı alt etmenin tek yolu çit çekmektir. Öyle Trump’ın Meksika sınırına inşa etmek istediği türden bir duvar gibi de değil üstelik,bildiğiniz ahşap bir çit...
Evet bu savaş Avustralya tarihine "The Great Emu War" diye geçen Avustralya ordusunun bir çeşit deve kuşu olan Emulara karşı verdiği savaştır. Bu savaş hakkında  Avustralyalı tarihciler utancından, diğer tarihçiler ise  gülmekten çok fazla bir şey yazamamıştır.
 
Büyük buhranın etkilerini azaltmak ve ekonomiyi canlandırmak adına Avustralya ordusunda görev almış eski askerlere devlet tarafından toprak verilmesiyle başlar her şey. Buğday ve koyun yetiştirilmek üzere eski askerlere verilen bu sulak toprakları istila eden  emulara karşı çaresiz kalan yerel halkın, merkezi hükümetten yardım istemesi, hükümetin de eski askerlerin ve gazilerin yanındayız propagandasını yapabilmek adına Binbaşı G.P.W Meredith komutasındaki 7. Bölüğü ve bir grup gazeteciyi bölgeye göndermesiyle Campion bölgesinde 2 Kasım 1932 yılında ilan edilir savaş.   
Ağır makineli tüfeklerle birkaç günde bitirilecek kanlı bir operasyon planlanır ama işler umulduğu gibi gitmez. Emu sürüleri o kadar hızlıdır ki atılan ilk kurşunla etrafa dağılıp uzun tüyleri sayesinde kamufle oluyor tehlike geçer geçmez üçerli dörderli gruplar halinde tekrar ortaya çıkıyor, grup liderleri etrafı gözetlerken diğerleri tarlaları talan etmeye devam ediyordu. 
Uzun ve kabarık tüylerine isabet eden kurşunlar, kaz tüyünden bir yastığa isabet etmişcesine bir etki yaratıyor kaçarken arkalarında uçuşan birkaç tüyden başka bir şey bırakmıyordu.
Operasyonun ilk gününde hedef alınan 1000 deve kuşundan sadece 12 tanesi öldürülmüş, 1 hafta sonra kullanılan 2500 mermi ile sadece 50 deve kuşu avlanabilmiştir. 
Ordunun prestiji yerle yeksan olurken Avustralya medyası da saf değiştirerek emuların yanına geçer. Avustralya ordusuyla dalga geçen ve aşağılayıcı haberlerin önü alınamayınca da  8 Kasım’da  Temsilciler Meclisi toplanır ve  Sir George Pearce tarafından askeri personelin ve silahların geri çekilmesi kararı verilir.  
Her ne kadar yerel yönetimin baskısıyla ordu göreve tekrar davet edilmiş olsa da sonuç tekrar hüsran olmuş, 10 Aralık’ta ordu tamamen geri çekilmiş mağlubiyeti kabul etmiştir.
Sorun batı sınırına örülen bir çitle çözülür ama  ordusunun hezimetini asla unutmaz Avustralyalılar.
Son dönemde çöken ekonomimizi ayağa kaldırmak için verdiğimiz savaş Avustralya ordusunun Emulara karşı verdiği savaşı getirdi aklıma.
Dış güçler, iç düşmanlar, stokçular , kabzımallar, tanzim çadırları, faiz lobisi, dolar fobisi  v.s derken daha önce hiç karşılaşmadığımız bir düşmanla  çok cepheli bir savaşın ve beka sorunuyla örülmüş bir seçimin ortasında kalakaldık.
Sonumuz ya Avustralya ordusu gibi olacak ya da birileri çıkıp;
"Evreka!  Ulan..."   "Üretelim olsun bitsin" diyecek...
 
Kurtuluş GEZEN
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Atamalarda yine liyakat yok”
“Atamalarda yine liyakat yok”
 Eğitim İş Sendikası üyeleri etkinlikte bir araya geldi
Eğitim İş Sendikası üyeleri etkinlikte bir araya geldi