Kurtuluş GEZEN Yeni"Eski Dünya"
Yeni
Kurtuluş GEZEN

Yeni"Eski Dünya"

Radyoları televizyonları kapattılar, basını zapturapt altına aldılar... Muhalif tüm partileri, dernekleri, sendikaları susturdular.

GÜNDEM - 2018-12-11 11:29:49

 
Radyoları televizyonları kapattılar, basını zapturapt altına aldılar... Muhalif tüm partileri, dernekleri, sendikaları susturdular.
Kimisi evde daktilo bulundurmayı bile yasakladı... 
Kurdukları istihbarat ağlarıyla uçan kuşa korku salıp,  kardeşin kardeşe, babanın oğula kuşkuyla bakmasını sağladılar... 
Öyle güçlüydü ki kurdukları korku imparatorlukları; doğan her çocuğu devletin malı olarak gördü bazısı... 
Doğurganlığı özendirmek adı altında bekârlara vergi koyanı mı ararsınız,  kürtajı yasaklayıp  oluşturdukları "regl polisleriyle"  apış aralarına sayaç takanları mı?
Haremlerine aldıkları 15 yaş altındaki yüzlerce çocuğa tecavüz edenler de vardı aralarında. Kurdukları ahlak polisi timleriyle kadının saç teline savaş açanlar da...
Binlerce odası bulunan sarayına sığamayıp  sarayının bahçesine kurduğu bedevi  çadırında uyuyan, buna rağmen modern Avrupa’nın seçimle gelen liderlerine el öptüreni bile vardı.
Oğluna 3 yaşında “Albay” rütbesi takmıştı bir tanesi. Okuma yazma bilmeyen karısının “Nobel Edebiyat Ödülü” alması için uluslararası kulis faaliyeti yürütmüş, ödülü almasını sağlayamamış ama karısının kalbini kazanmıştı...
Bir diğeri ülkedeki tüm santralleri doğaüstü güçleriyle çalıştırabileceğini iddia etmişti de gülmüştü ülkenin aydınları.  Entelektüelliğe karşı savaş açtı efendi hazretleri ülkedeki tüm okulları kapatarak...
Gün ve ayların isimlerini aile bireylerinin isimleriyle değiştirip, yazdığı kitabı uzaya gönderen bile vardı aralarında...
Akşam haberlerinden önce kendisini gökyüzünden inerken gösteren bir videonun yayınlanmasını zorunlu kılmıştı bir diğeri...
İyi bir vejetaryen ve sıkı bir hayvan hakları savunucusu olan bir tanesi ise ortaya attığı "arı ırk" savıyla milyonlarca Yahudi’yi ve  engelliyi fırınlarda yakıp kemiklerinden düğme, yağlarından sabun yapmış buna rağmen milyonlarca insanı (!) peşinden sürüklemişti. Nobel barış ödülüne aday gösterilmişliği bile vardı zat-ı muhteremin.
Tüm bu diktatörler, içinde bulunduğumuz son yüz yılda yaşadı ve bir kısmı hâlâ hayatta... Asya’da, Avrupa’da, Afrika’da, Amerika’da… Kısacası dünyanın 4 tarafında hüküm sürdüler, sürmekteler... Kimi faşizme, kime nasyonel sosyalizme kimi İsa’ya kimi Musa’ya kimi de tanrılaştırdığı kendi öz benliğine tapınıyordu.  Yüz milyonlarca insanın doğrudan ve dolaylı katiliydiler... 
Kimisi sırtını etnisiteye dayayarak  katliamlarını meşrulaştırırken, kimisi katliamları için en uygun kılıf olarak dini kullanmış, akıttığı kanın her damlasını tanrıya adamıştı... Hızını alamayan bir kaçı da kendisini direk tanrı ilan etmişti... 
Oysa tamamı obsesif, manik depresif, şizofrenik olan bu şahısların hepsi, geniş halk kitlelerinin desteğini de alarak gelmişti iktidara...
Neredeyse tamamının milyarlarca dolarlık kişisel serveti vardı ama hükmettikleri Halklar açlık yoksulluk ve sefalete mahkûmdu. 
Sanata, sanatçıya, felsefeye, demokrasiye,  aşka, sevgiye kısacası insan ve insana dair ne varsa ona düşmandılar. 
Oysa tüm diktatörleri yaratan, ete kemiğe büründüren, can veren de yine aynı insanlıktı.
Bugün iletişim araçlarının ve sosyal medyanın da katkısıyla hümanizm dediğimiz akım, tüm insanlığı etkisi altına almaya başlamıştır. Demokrasi ve insan hakları gibi konularda son yarım yüzyılda, insanlığın tarih boyunca aldığı mesafeden çok daha fazlasını kat etmiş bulunuyoruz. Tüm bu kat edilen yola rağmen, geçmiş tecrübelerden ve acılardan ders almadığımız sürece diktatöryal yönetimler ve diktatörler var olmaya devam edecektir...
Bugün uluslararası sermaye basının, medyanın ve tüm iletişim araçlarının üzerinde öylesine geniş çaplı bir egemenlik kurmuştur ki ne Nazi Almanya’sında ne Çavuşesku Romanya’sında ne de Mussoloni’nin İtalya’sında bir benzerini bulamazsınız...
Uluslararası sermaye, yerel işbirlikçileri sayesinde tüm dünyada sendikaları ve demokratik kitle örgütlerini niteliksizleştirmiş ve onları başkalaşıma uğratarak sarartmıştır.
Aynı sermaye tüm dünyada çıkarları uğruna kan dökmekten  kaçınmamaktadır...
Bugün uluslararası sermayeyi yöneten baronların ve onların beslediği daha ufak sermaye sahiplerinin yaşam tarzı ve şımarıklıkları  ile Kaddafi’nin, Selman’ın  ya da Bruney Sultanınınki arasında hiçbir fark yoktur...
Dünya halklarının bir kısmı  Fransız İhtilali’nden sonra mutlak otorite sahibi imparatorların, kralların ve sultanların elinden faşist diktatörlerin kucağına doğru nasıl savrulduysa bugün de  küreselleşme eliyle insanoğlu bir başka yangına doğru hızla savrulmaktadır...
Sınırların olmadığı, para birimi tek, dili  tek,  daha  az renkli, daha az kültürlü  "Tek bir dünya diktatörlüğü"…  
İşin kötüsü, bu sefer ete kemiğe bürünmüş tek bir düşman da yok karşımızda....
Kurtuluş GEZEN
Eğitim İş Merkez Denetleme Kurulu Üyesi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİM-İŞ VE ADD’DEN KÖY ENSTİTÜLERİNİN 79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ
EĞİTİM-İŞ VE ADD’DEN KÖY ENSTİTÜLERİNİN 79. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ
Eğitim-İş’ten 79. yıl açıklaması
Eğitim-İş’ten 79. yıl açıklaması