Mustafa SOLAK “Türkiye’nin Maarif Dâvası” Kitabı
“Türkiye’nin Maarif Dâvası” Kitabı
Mustafa SOLAK

“Türkiye’nin Maarif Dâvası” Kitabı

 

              2015-2016 yaz dönemi seminerlerinde öğretmenlere seminer konusu olarak verilen “Türkiye’nin Maarif Dâvası” kitabının başlıca özellikleri:

            1) Cumhuriyet eğitiminin dini dışladığı iddiası: Nurettin Topçu Avrupa, körü körüne taklit edildiğini[1] belirtmekte, yabancı okul karşıtlığı üzerinden Atatürk dönemini ve sonrasını yabancılara teslim olmakla suçlamıştır. (s.34) Cumhuriyet kadrolarının demokrasi anlayışını da “Yahudi oltası” olarak görür. Cumhuriyet’in demokrasi anlayışı O’na göre “anarşi, isyan” getirmiştir. (s.38)

           Atatürk dönemi CHP’sini “diktatör parti” diye tanımlar. (s.189-190) Topçu, bugünkü iktidarın ve dinden beslenen kesimin tepkisini çekecek şekilde maaşlı memurları ve devlette idarecileri bulunan din adamları zümresinin kaldırılmasını önerir. (s.183)

            2) Dine dayalı eğitim: Topçu dönemindeki Cumhuriyet okullarını da beğenmeyerek ilhamını Kuran’dan alan bir eğitim modeli önermektedir. Servet-i Fünûn döneminden itibaren eğitimdeki anlayışın “Batı taklitçiliği” temelinde geliştiğini öne süren Topçu materyalizmi ve pozitivizmi hedefine koyar. (s.22)

            “Millet” kelimesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyişiyle “ümmet içinde millet” anlamında kullanan Topçu, “millet”i İslamiyet’le başlatmaktadır. Topçu dini eğitim verilmediğini eleştirmekle birlikte varolan İmamhatip okullarının bugünkü iktidarın yaptığının aksine orta kısımlarının kapatılmasını savunur. (s.185)

             Din derslerinin ayrı bir ders olmasına da karşıdır. Bu okullarda din kültürünün, bütün kültür derslerinin içinde, felsefe, tarih ve edebiyat derslerinde verilmesini önerir. (s.187)

             3) Tarikatların tanınması isteği: 10. asırda İslâm düşüncesinden felsefenin kovulması nedeniyle medreselerin işlevlerini yitirdiğini düşünen Topçu, yerine Cumhuriyet kurumlarını değil tarikatları önermektedir. (s.41)

          4) Naif kapitalizm eleştirisi: Nurettin Topçu servet biriktirmeye, mülk edinmeye İslam’ın geri plana atılması nedeniyle karşı çıkmaktadır. Lüks hırsına kapılmış büyük sermaye edinmeye karşı çıkmıştır. Paranın bir ele geçmesinin adaletsizlik olduğunu ve felâketlere götüreceğini belirtir. (s.205) Topçu’nun kapitalizm karşıtlığı buraya kadardır. Emeğin iktidarını savunmaz. Kapitalizm eleştirisinin sınırlarını Komünizm karşıtlığı belirler. Kapitalizm, İslam’ın yaşamayı engellediği ölçüde eleştirmekte ama emekçinin siyasal iktidarına, üretim araçlarının mülkiyetinin denetimini elinde tutmasına dair bir şey söylememektedir. Cumhuriyet’in kuruluşundan beri gelen dönemi “tarihi maddeciliğin hemen hemen kırk yıldan beri bünyemizi yıpratıcı tefsirleri”nin olduğu dönem olarak değerlendirmektedir. (s.151) Topçu burada kalmamakta devrimin “milleti, dini, aileyi, ahlâkı inkâr eden komünizm ismindeki ucubenin varoşlarına kadar götür”düğünü savlar. (s.191) Topçu aslında eleştirel aklı, bilimi, laikliği, ekonomide Devletçiliği uygulayan Kemalist Devrim’in sosyalizme uzanan yönünü hedefine almaktadır.

                 5) Harf devrimi karşıtlığı: Topçu harf devriminin milli kültürle, din kaynaklı felsefeyle bağını kopardığını belirtir. (s.32)

              Topçu, yeni harflerin kabul edilmesi karşı çıkmakta ve Osmanlıca’nın kullanımından yanadır.  Ona göre Türk Dil Kurumu Osmanlıca’yı hançerlemektedir ve Türk Dil Kurumu’na karşı mücadele edilmesini savunur. (s.36)

             6) Yabancı ve özel okullara hayır: Nurettin Topçu, bugün kendini takip edenlerin aksine yabancı okulları milli kültüre aykırı görmekte ve eğitimde ticarileşmeye karşı çıkarak özel okulların yerinin olmadığını savunmaktadır. (s.63)

            7) Kız ve erkeklerin ayrı okullarda okutulması: Gerekçesini “kız ve erkek öğretiminin terbiyedeki hususiyetlerini ayrı ayrı belirtmek ve kızların terbiyesine şimdikinden daha büyük önem vermek gayesiyle” açıklayarak iktidar yanlısı Eğitim Bir Sen’in gerekçesini andırmaktadır. (s.199) Topçu “okuyup yazma bilenlerin sayısı arttırıldıkça, öğretim, değerinden kaybetti” diyerek de seçkinlere yönelik bir eğitim savunmaktadır. (s.99)

              8) Kadını eve hapseden bir anlayış: Kadın onun nazarında ev işleriyle, çocuk bakmakla yetinmesi gereken bir varlıktır. (s.100) Kadın ev sanatlarıyla, musiki gibi ruhu güzelleştirecek işlerle uğraşmalıydı. “Kadın hürriyeti, kadını yalnız bıraktı” diyerek kadın hürriyetine sınır konmasını savunan bir anlayışa sahiptir. (s.194)

            9) Alevi düşmanlığı: Topçu “tarikatları ise, asırların arasında tâ kalbinden kemiren şerîr kuvvet Alevîlik olmuştur” diyecek denli Alevi düşmanıdır. (s.72) Hem “inançlara indirilen yumruklar, neslimizi bitab bıraktı” demekte hem de Alevilerden “şer kuvvet” olarak bahsetmekten çekingenlik duymamakta ve Alevilerin ve İslamiçi ve dışı diğer inançların haklarından bahsetmemektedir. (s.150)

           10) Üniversite özerkliğine karşıdır: Belirsiz bir zaman için üniversitelerin “millete bağlılığı temin edilmek” gerekçesiyle özerkliğin kaldırılmasını zaruri bulur. (s.199)

              Hasan Ali Yücel, Fakirt Baykurt gibi Cumhuriyet eğitimcilerinin adının anılmayarak Nurettin Topçu’nun “Türkiye’nin Maarif Dâvası” kitabının seminer konusu yapılması dinci eğitime tarihsel dayanak sağlamak içindir. Bu eser, iktidarın “en az 3 çocuk”, “annelikten  kaçınan eksiktir, yarımdır” sözüne uygun olarak kadının toplumsal yaşamdan dışlandığı, karma eğitime son verildiği bir ortamın varlığı için de gündeme getirilmiştir. Oysa İstanbul Şişli’de haremlik-selamlık şeklinde seminer verilmesine tepki gösteren öğretmenlerimiz gibi, ulusalcı, bilimsel, laik, demokratik eğitime sahip çıkacak yurttaşlarımızı hesaba katmadan yapılan bu hamleler Cumhuriyet kayasına çarpmaktadır.

 

[1] Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Dâvası, Dergâh Yayınları, 16. Baskı, İstanbul, 2015, s.13-14. Makalenin devamında bu kitaptan yapılacak atıflar metin içinde sayfa numaralarıyla gösterilecektir.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”