Mustafa SOLAK İsmail Kahraman’ın Kalkış Borusu
İsmail Kahraman’ın Kalkış Borusu
Mustafa SOLAK

İsmail Kahraman’ın Kalkış Borusu

           TBMM başkanı İsmail Kahraman tuzak olarak niteleyeceğimiz yeni anayasa çalışmaları ile ilgili olarak yaptığı konuşmada, laikliğin "din düşmanlığı" olduğuna dair zihniyetlerini şöyle ortaya koyuyor:

           “Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Dünyada üç anayasada laiklik var. Fransa, İrlanda, bir de Türkiye'de var. Tarifi de yok. İsteyen, istediği gibi bunu yorumluyor. Böyle bir şey olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım. Ladinilik olmamalı yeni anayasada ve dindar bir anayasa olmalı."

          Oysaki laiklik, dinler ve din yorumları arasında tarafsız kalarak dinin oraya buraya çekiştirilmesinin önüne geçer ve bu dinin kendisini de rahatlatır. Din "işte ben buyum" diyerek gelmez. Pek çok ayet açıklanmaya muhtaçtır. Yorumlanarak gelir. Herkes kendi yorumunu dayatırsa toplumsal huzur kaçar. Laiklik, toplumsal çatışmanın önüne geçer. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesidir. Laiklik özgürlüktür.

          Laik Cumhuriyet'ten yana bazı kesimler de "inançlara saygılı laiklik", “tarikatlara saygılı laiklik” diyerek bu adamların değirmenine su taşıyor. Şu anda Türkiye’nin en önemli meselesi laiklik haline gelmiştir. Çünkü Cumhuriyet’in de kaynağı laikliktir. Laiklik, egemenliğin tek kişi ve aristokrat zümreden millete geçme mücadelesidir. Dolayısıyla Cumhuriyet’e temel teşkil eder.

         Daha önce devletin laik olacağına inanmayanlar nasıl oluyorsa anayasanın dindar olacağına inanabiliyorlar!

          Devlet ve onun temel metni anayasa dindar olmaz, insanlar olur. Dindarlık bireye özgüdür. Devlet “dini” nitelikte olabilir. Elbette İsmail Kahraman “dindarların hedef alındığı” tezi üzerinden “ladinilik (dinsizlik)” diyerek laf cambazlığıyla “dini” olmayı kastediyor ve laikliği hedef alıyor.

           “Anayasa’dan milleti, laikliği çıkaracaklar” dediğimizde “ o kadarına cüret edemezler” diyenler, Kahraman’ın bu lafı üzerine umarım iktidarın “o cümleler TBMM başkanının bireysel görüşüdür” lafıyla rahatlamazlar. “İki adım ileri, bir adım geri” iktidarın taktiğidir.

             Meclis başkanının sözü tereddütlü insanların tereddütünü kaldırmış olmalıdır. Sözleri, Cumhuriyetçilerin ülkeye sahip çıkması gerektiğine dair “ayağa kalkış” işaretidir. Milletin direnme hakkı doğmuştur. Laikliği savunmak ümmete karşı milleti savunmaktır. Bu anlamda ADD’nin çağrısıyla biraya gelen kitle örgütlerinin 24 Nisan’daki eylemi örnek alınmalıdır. Artık sadece birkaç isimle bu mücadelelerin kıyısında yer alınamaz. Kitle örgütleri, partiler tabanlarıyla beraber ortak ve anlık eylemleri örgütlemelidir. Milleti, özgürlükleri korumak isteyenler artık “dostlar alışverişte görsün” tavrıyla “görüntüyü kurtarmakla” yetinemez. Kendi şahsi, örgütsel hesaplarımızı dahi uygulayacağımız zemin ayağımızın altından kaymaktadır. Bunlar için bile örgütlü, bileşik mücadele şart olmuştur.

          Örgütler açısından söylediğimiz durum bireyler bakımından da geçerlidir. Sosyal ortamda tepki göstermek, üzülmek, bazı eylemlerde görünmek yeterli olmamaktadır. Birkaç kitle örgütünde örgütlenmek, görev istemek gerekir. “Ben hazırım ama millet uyuyor” diyerek örgütlenmeden kaçınanlar şunu bilmeli ki millet cesur, atak örgütleri ve davranışları izlemektedir. Dahası bunun da ötesine geçerek mücadeleye katılmaktadır. 23 Nisan’ın meydanlarda kutlanması, kadınların “siyah önlükler” giymesi, anayasa tuzağına ve lise tarih kitaplarından Atatürk’ün silinmesine karşı düzenlenen eylemlere, imza kampanyalarına halkın katılımı önemlidir. Millet tepki biriktirmektedir. Tüm mesele bu tepkiyi örgütleyecek öncülerin görev almasıdır.

          Tarih Cumhuriyet Mitingleri, Haziran Ayaklanması gibi öncüleri göreve çağırmaktadır. Bu sefer daha örgütlü, iktidarı hedefleyen bir programa sahip olarak ilerlemeliyiz. Belirleyici olan ne istediğini bilen örgütlenmedir.

 

Mustafa SOLAK

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”