Sibel Doğan Çanakkale Savaşı Özel Bir Savaştır
Çanakkale Savaşı Özel Bir Savaştır
Sibel Doğan

Çanakkale Savaşı Özel Bir Savaştır

Çanakkale Savaşı Türk tarihi için ilginç, zafer, onur, anlamlarına gelir. Çökmüş imparatorluğun çökmüş askerleri imkânsızlıklar içinde savaşmış, vatan müdafaası uğruna ölmüşler ve sonunda başarılı olmuşlardır. Savaşı ve savaşan Türk askerlerini bu kadar enteresan ve olağanüstü kılan da bu imkânsızlıklara rağmen başarılı olmalarıdır.

Bizde tarihe pek ilgi duyulmadığı için fazla bilgi sahibi değiliz. Türk tarihçiler olayı anlatırken yüceltme kaygısıyla asıl verilmesi gereken net bilgileri kaçırıyorlar. Mücadelenin iyi olduğunu söylemek yerine mücadeleyi iyi yapan ögelere değinmeleri tarihin açıklayıcılığı konusunda daha elverişli olacaktır.

Çanakkale Savaşı I. Dünya Savaşının tek başarılı olunan cephesidir. Bu başarının temeli ise Türklerin anayurdunu kaybetmeme, vatanını koruma isteği olan bir ordunu mücadele azmi vardır. Başlarında ise sorunun temelini görebilen bir komutan, Mustafa Kemal, vardı. Bu ikisi bir arada olunca elbisesi yemeği, suyu, silahı ve sıhhi malzemesi olmayan ordu zafere imza atmayı başardı.

Çanakkale Savaşı 3 Kasım 1914’te İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı’ya deniz saldırıyla başladı. İlk hedef gemilerle boğazlardan geçmek ve İstanbul’u ele geçirip Osmanlı’nın tüm cephelerinde savaşa son vermekti. Boğazların yakınlığı ile Türk topları yaklaşan gemileri batırmayı başardı. Bu durum İngiltere’yi şaşırttı. Osmanlı askerlerini o kadar küçümsüyorlardı ki Osmanlı’nın hemen teslim olacağını düşünüyorlardı. Unuttukları bir şey vardı. Yoksulluk, imkânsızlık, cesareti ve vatan sevgisini yok etmiyordu.

Çanakkale Savaşı çok özel bir savaştır. Bölgenin coğrafi konumu, orduyu yöneten komutanlar, savaşın uzun sürmesi nedeniyle yeme içme sorunu, tuvalet sorunu… Kış aylarında soğuk nedeniyle donan, yağmur yüzünden selden ölen askerler… Yaz gelince cesetlerin kokması, savaş arasına cesetleri gömmek için ara verilmesi, düşman askerlerin bu arada birlikte oturmaları sohbet etmeleri, birbirlerine yiyeceklerden, sigaralardan vermeleri savaş bitince dostluk kuran askerlerin siperlerine geçip savaşmaya devam etmeleri… Savaşın ilk yarısında Türklere düşmanlık besleyen Anzak askerlerinin geçici barıştan sonra ‘’Türkler aslında onurlu insanlardır. Bizim onlarla bir sorunumuz yok ki, niye savaşıyoruz?’’ gibi ifadeler kullanmaları ve düşmanlarını sevmeleri… Siperlerin birbirine çok yaklaşması ve bu nedenle iki taraf arasında diyaloğun gelişmesi…

Cepheye çok sayıda asker sevkiyatı yapılmış, Türkiye’de Çanakkale’ye asker göndermeyen memleket kalmamıştır. Yakın olduğu için en çok İstanbul’dan asker alınmıştır.   14-15 yaşlarındaki çocuklar orduya alınmıştır. Lise öğrencileri bu savaşta kaybedildiği için İstanbul’da liseler yıllarca mezun vermemiştir. Her iki taraf da ‘’Ya zafer ya ölüm’’ fikriyle geldiler cepheye. Cephede genel komuta Alman General Liman Van Sanders’tedir.  Almanlar ebetteki müttefiki Osmanlı topraklarını korumak istedi ama cephede ölüm kalım savaşı verenler Türk komutanlar ve Türk askerlerdi.

Mustafa Kemal’in yıldızı bu savaşla parlamış, Anadolu’da büyük kurtarıcı olarak nam salmıştır. Bu savaşta çok fazla zayiat verilse de savaşın kazanılmasını sağlayan Mustafa Kemal ve ‘’Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’’ emridir.

Anzak askerleri için Çanakkale’de anıt mezarlık yapılmıştır ve Mustafa Kemal topraklarımızda can veren düşman askerleri için 1934 yılında Anzak annelerine hitaben şu mektubu yazmıştır:

"Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."

 Avustralyalı bir anne de Mustafa Kemal`in mektubuna karşılık bir mektup yazar:

“Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını alicenap sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi. Bir anne olarak bana teselli verdi. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç şüphemiz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa, bizler de size “Ata” demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan Büyük Ata`ya bütün anneler adına sevgi, şükran, saygıyla.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”