Özerklik Demokrasi ve Emek Karşıtıdır
Mustafa SOLAK

Özerklik Demokrasi ve Emek Karşıtıdır

            AB yerel yönetim özerklik şartının veya özerkliğin yerel yönetimlere daha fazla demokrasi getireceğinin düşünenler fena halde yanılıyor.  İki nedenle;

           1) Emperyalizm çağında yaşıyoruz. Dünya, ekonomik kaynaklara el koyan bir avuç emperyalist devlet ile sömürülen çok sayıda devlet olmak üzere ezen ve ezilen iki kampa ayrılmıştır. Savaşları da sahte barışları da esas olarak belirleyen emperyalizmdir. Suriye’de görüldüğü gibi sömürünün önünde esas engel üniter devletlerdir. Özerklik veya yerelleşme de temelde toplumsal mücadelenin değil emperyalizmin sömürüsünün artırma isteğinin sonucu olarak önümüze geliyor. Kaldı ki emperyalizmin hakim olduğu bir dünya düzeninde toplumsal bir talep dahi olsa bir noktadan sonra bu talebin emperyalizmin güdümüne girme tehlikesi vardır. Emperyalizmin, devletin merkezi (üniter) yapısını dağıtarak yerelleri güçlü kılma isteğinin görebildiğimiz şu amaçları vardır.

           a) Üniter devletin güçlü tepki verebilmesinin önüne geçmek: Karar mekanizmasının yerellere devri ile zayıflayan merkez, denetimden çıktığında emperyalizme topyekün ve güçlü bir yanıt veremeyecektir. Mali, teknolojik, nitelikli işgücü yetersizliklerinden dolayı merkezin desteğinden ve planlamasından koparılmış olan yereller emperyalizmin güdümüne rahatlıkla gireceklerdir.

            b)  Emek sömürüsünü yerellerde daha fazla ve kolay sağlamak: Denebilir ki yereller tek tek uğraşmak yerine merkezin (Ankara’daki hükümetin) yandaş kılınmasıyla sömürü daha kolay sağlanmayacak mı?

           Toplumsal mücadelenin ülkeye yayılması ve iki yüzyıllık çağdaşlaşma mücadelesi, sömürü çarkının dönem dönem zayıflamasına neden olmuştur. Örneğin 1989-90 Büyük Zonguldak Yürüyüşü, Cumhuriyet Mitingleri, Silivri direnişleri, Haziran ayaklanması ülke çapında ses getirmiş ve hem gerici hükümeti sallamıştır. Dahası Haziran ayaklanması gibi Gezi parkıyla başlayan ama milletin biriktirdiği tepkiyi yurt çapına yayan bir eylemsellik emperyalizmin korkulu rüyası haline gelebilmiştir.

           İşte emperyalizm, mücadeleleri de yerelleştirerek (yerel bir mesele haline getirerek) ve yerelin dışına çıkmasını önleyerek merkezi, güçlü, planlı kitle hareketlerinin de önüne geçmek istiyor.

           Örneğin hükümetin yeni tasarısıyla özel istihdam bürolarına “geçici iş ilişkisi kurma”, yani “işçi kiralama” yetkisi veriliyor. Bu bürolar işgücü piyasası, istihdam ve insan kaynaklarına yönelik çalışmalar yapabilecek. Türkiye’de halen 438 özel istihdam bürosunun faaliyet gösterdiği düşünülürse bölgelere göre ayrılmış bürolarda oluşacak tepkilerin merkezileşmesi, dayanışması önlenerek işçi eylemleri yerellerde bastırılacaktır.

           2)  Demokrasi yerine feodal kültürü hakim kılmak: Emperyalizm yerellerde sermaye ve feodal (ağalık, tarikat-cemaat, etnik) güçlerin birlikteliğini daha rahat sağlayarak demokrasiyi boğmaya çalışıyor. Demokrasi emperyalizm çağında bağımsızlık, milletleşme ve laikliktir. Ağanın toprağında köle olarak çalışmaktan, şeyhin müridi olmaktan kurtulmak, kadını eşit görmektir. Adına yönetişim dedikleri bu birlikteliğin, ülkemizin içinde bulunduğu gerici dalga düşünüldüğünde emeğinin hakkını arayan, laikliği savunan kitle örgütlerine kapalı olduğu görülür.  Bu gerici birliktelik içinde sermayenin, ağaların, cemaatlerin, etnik ve mezhepsel örgütlenmelerin temsilcilerinden oluşacaktır.

            Bu yerlerde sendikaların zaten cılız olan tepkisi hepten olanaksızlaşacaktır. Sendikalar, birliktelik içinde görüntüyü kurtarmak için figüran olmaktan öte gitmeyecektir. Yerelleşme var olan demokratik tepkinin küçük adacıklarda boğulmasının formülüdür. Özgür, eleştirel düşünmek yerini aklını feodal güçlerin denetimine teslim etmiş kişinin hak arama bilinci azalacaktır. Demokrasi özünde Kant’ın deyimiyle “kendi aklını başkasının klavuzluğunda kullanmaktan kurtulması”dır.

            Bu nedenlerle emeğe, demokrasiye sahip çıkmak üniter devletin savunulmasından geçer. İlericiliğin temel ölçütü antiemperyalist yani bağımsızlıkçı olmaktır. Yerel yönetimlere üniter yapı içinde daha fazla yetki aktaralım ama saf olmayalım. Yerinden yönetim ile AB özerklik şartı veya Özerklik birbirinden farklıdır.  Yerinden yönetim anayasamızda mevcuttur. Üniter yapı içinde yerel yönetimlere daha fazla yetki aktarılabilir. Ancak AB özerklik şartı veya Özerklik demokrasiyi boğar. Demokrasiyi sağlamanın ilk koşulu emperyalizmin denetiminden kurtulmuş bağımsız bir ülke yaratmaktır. Sonra emeği ve laikliği savunacağız.

          Güçlü bir emek ve laiklik talebi ancak emekçilerin ülke ölçeğinde buluşabildiği, eylemleri birlikte planlayabildiği merkezi bir yapılanmadan geçer. Bunun da biricik formülü üniter devlettir.

 ADD Bilim Danışma Kurulu üyesi

         Mustafa SOLAK

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK