Sözde İnanç Özgürlüğü!
Ebru Subaşı Sungar

Sözde İnanç Özgürlüğü!

Bir yurttaş olarak laikliğin Cumhuriyetin en önemli kazanımı olduğuna inanıyorum. Çünkü laiklik, insana ve onun yaşantısına değer vermektir. Özgür düşünmektir. Kişiyi kendi vicdanıyla baş başa bırakmaktır. Laiklik tek bir inanca değil, tüm inanışlara saygı duymaktır. Bu anlamda hiç kimsenin, her ne olursa olsun kimseye bir inancı zorla kabul ettirmeye hakkı yoktur. Ne yazık ki; dini siyasallaştıran zihniyet hayatımızın her alanında baskılarını sürdürmektedir. Özellikle bu dayatmacı gücün kamusal alandaki ayrıştırıcı uygulamalarına karşı laiklik birleştiricidir. Demek oluyor ki, laiklik ilkesine karşı olanlar milletin birliğinden ve beraberliğinden çekinmekte ve dinsizlikle karalamaktadırlar.

         Bu ülkede yaşayan herkesin dini, mezhebi, ırkı ne olursa olsun birlikteliğini sağlayan ulus kimliğine karşı, inanç dayatması milli birliğin parçalanması demektir.

        Sözde daha demokratik olma amacıyla anayasada değiştirilmek istenilen maddeleri tartışmak bile maksadı doğrulamaktadır.

        Anayasanın birinci maddesi devletin yönetim şekli Cumhuriyettir. İkinci maddesi Atatürk Cumhuriyetine bağlı laik, sosyal, hukuk devletidir. 1928’de devletin dini İslam’dır, ibaresi yerine 1937’de laiklik ilkesi benimsenmiştir. Üçüncü maddesi de, ülkenin milletiyle bölünmez bir bütün olduğu vurgulanmaktadır. Resmi dili Türkçe, Milli Marşı İstiklal Marşıdır. Ancak resmi dini yoktur! Laiklik; egemenliğin kayıtsız şartsız elinde olan milletin, kendisini temsil yetkisi verdiği vekillerine anayasanın bu değişmez maddelerini korumak ve savunmak için yemin yerine namus ve şeref sözü vermesi demektir.

         Bugün namus ve şeref sözü veren çoğunluğun din edebiyatı yaparak masum duyguları sömürdüğü, sözde inanç birliği adına her fırsatta cumhuriyet değerleriyle hesaplaştığı ve en meşru zemin olarak da eğitimi gördüğü ortadadır.

         Din siyaseti ile iktidarını besleyen zihniyet, eğitimi dinselleştirmiştir.

         4+4+4 modeliyle öğretim birliği yasasını parçalayarak yürürlüğe giren sistemle laik eğitime cepheden bir karşıtlık başlatılmış ve bugün seçmeli ders dayatmasına kadar gelmiştir. Eskişehir Milli Eğitim Müdür Yardımcısı’nın imzasıyla okullara gönderilen seçmeli din dersi dayatmacasına karşılık Bakan Avcı’nın görevden aldık açıklaması tamda özrü kabahatinden büyük olmuştur. Takke düştü, kel göründü…

         İlgili MEM Müdür Yardımcısı acaba okullara bu yazıyı kendi inisiyatifiyle mi göndermiştir?

         İl Milli  Eğitim Müdürünün sorumluluğu yok mudur?

         Bakanlık yerel teşkilatından habersiz midir?

         Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bakanlık logosu olmayan afiş ve broşürleri kendi kurumlarına nasıl dağıtılmıştır?

         Milli Eğitim Bakanlığı kendi teşviklerini yeterli bulmayıp, cuma hutbelerinde seçmeli din dersleri çağrısı yaparak eğitimi Diyanete mi dahil etmiştir?

         Milli Eğitim Bakanlığı Hizmet, Birlik, Hayrat Vakfı ve TÜRGEV protokolleriyle eğitimi bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarmış mıdır?

         Bugün eğitimin bilimsellikten uzaklaşıp, neredeyse dinselleştiği noktada laik eğitimi savunanların yargılandığı günlerdeyiz.

         ‘’Laik eğitim ve emeği savunmak suçsa, suç işlemeye devam edeceğiz.’’

 

                                                                                                                                           Ebru SUNGAR

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mahkemeden binlerce öğretmeni ilgilendiren 'eş durumu' kararı
Mahkemeden binlerce öğretmeni ilgilendiren 'eş durumu' kararı
DEVRİMCİ RUHU YAŞIYOR, DEVRİMLERİ AYDINLATIYOR!
DEVRİMCİ RUHU YAŞIYOR, DEVRİMLERİ AYDINLATIYOR!
yalova escort balıkesir escort afyon escort tekirdağ escort
çorlu escort
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort