Pembe Taksi ve Medeni Yasa
Mustafa SOLAK

Pembe Taksi ve Medeni Yasa

          Sivas’ta, rengi pembe, sürücüsü kadın olan taksi kadınlara ve ailelere hizmet vermeye başladı. Amaç kadına yönelik şiddeti azaltmakmış. Diyanet’in “nişanlı olsalar bile flört edemezler” örneğindeki gibi evlilik cüzdanı denetimi yaparak mı aileyi ayırt edecekler?

          Kimileri "güvenlik" gerekçesiyle olumlu bulacak ama hoşgörü ve kadına değer veren eğitimi vermeyi düşünmeyenlerin çözümüdür bu!

           Kadına yönelik şiddetin, sapıklığın nedenini,  kadının iş ortamında, toplumsal yaşamda olmasına bağlanmaktadır. Bunun varacağı nokta kadını yavaş yavaş iş hayatından soyutlamak, otobüsleri, sınıfları, yetmez okulları ayırmak, mahallesine hapsetmektir. Halbuki kadını erkekten uzaklaştıran her adım kadını da erkeği de köleleştirir ve gizemi artırarak sapıklığın artmasına neden olur. Kadın ve erkek aynı ortamı paylaşarak sosyalleşir ve sağlıklı ilişki kurar. Birbirinden soyutlamak her ikisini de gizeme sokar ve bu merakı artır. İnsanın doğasının önüne zorla geçemezsiniz. Birbirlerini bulurlar ve baskı, yasak bunun gizli ve sapıkça olmaya iter.  Ayrıca toplumun yarısını dışlayan bir arayış üretim, bilimde de geri kalır.

           Bir medya vaizi “üç yaşındaki çocuğun iç çamaşırıyla amcaların yanında durmamasına” dair sözüyle kadına bakışı ortaya koymuştur. 3 yaşındaki çocuğun giysisi yetmiş yaşındaki adamların derdi olmuş! Meselenin özü buradadır. Kadın kişiliği olan varlık değil cinsel bir kimliktir ve erkeğin denetimindedir. Haremlik selamlık kreşler, 1 yaşındaki bebekle “gelecek için çalışıyoruz” pankartlı seçim çalışmaları, takkeli, türbanlı minicik çocuklar bu yüzdendir. Kadını erkekten, toplumsal yaşamdan dışlamak kadına halkın ahlakını bozan bir varlık olarak görmektir. Bu kadına da erkeğe de hakarettir.

            Pembe taksi, kadını soyutlama girişimleri kadına tacizi, şiddeti engellemez, aksine gizeme sokarak artırır. Kadına yönelik tacizi, tecavüzü, şiddeti yaratan gelenekler ve günah sayan anlayışa karşı laiklik panzehirdir. Laiklik, özgürlüktür.

          17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Yasa, kadını erkekle eşit gören, onu kendini gerçekleştiren, yeteneklerini geliştiren bir varlık olarak gören önemli adımlardan biridir. 

           Adliye bakanı olan Mahmut Esat Bozkurt, Şükrü Kaya [1] ile birlikte “Avrupa’dan medeni yasa almak” fikrini Atatürk’e iletirler.[2] Sonuçta İsviçre Medeni Yasasının ve Borçlar yasasının, bazı değişikliklerle, bütün olarak alınıp benimsenmesine karar verilir. 

            Medeni Yasası, millet egemenliğini, laikliği, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir aile birliği içermesi, Hâkime takdir yetkisi tanıması, dilinin basitliği gibi nedenlerle 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilir. Medeni Yasanın getirdiği önemli haklar:

1- Resmi nikâh zorunlu hale getirildi.

2- Tek eşli evlilik zorunlu hale getirildi.

3- Mirasta kız ve erkek çocukların eşit pay almaları sağlandı.

4- Tek taraflı olarak erkeklerin olan boşanma hakkı eşit koşullarla kadınlara da tanındı.

5- Kadınlara istedikleri işte çalışabilme hakkı tanındı.

6- Patrikhane ve konsoloslukların yargı yetkileri sona erdi.

7- Laik hukuk anlayışı toplumun her kesiminde uygulanır duruma geldi.

8- Türkiye’de hukuk birliği sağlandı.

 

Medeni yasanın Avrupa’daki yankısı

           Lozan Antlaşması çerçevesinde Türkiye’de danışman olarak bulunan hukukçu Sauser Hall,  “bir toplum üzerinde yapılmış bundan daha cesur bir deneyim yoktur” diyerek şunu da belirtir:

          “İslam devletlerinin en güçlüsü, bin yıllık geçmişe varan töreleri, altı aylık bir sürede yürürlükten kaldırıyor. Tarih, hiçbir ülkede bu kadar köklü ve ani değişikliği örnek gösteremez.” [3]

          Tarihçi Toynbee, Türk hukuk devrimini Rönesans, Reform, Fransız Devrimi ve Endüstri Devrimine benzeterek şu farkı vurgular:

           “…yalnız bu devrim, bir insanın yaşamı süresinde gerçekleştirilmiştir." [4]

           Kont Cstrorog ise şöyle değerlendirir:

           “Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa hukukunun kabulü, Orta Doğu tarihinde 14 yüzyıldan, yani İslam dininin kabulünden bu yana görülen en önemli olaylardan biridir”.[5]

            Hukuk devrimi özünde millet egemenliğini ortaya koymak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, bilimi esas almak, çağdaş olmaktır. Din ve toplumu geriliğe ötüren gelenekler bir referans kaynağı olmaktan çıkarılarak akla dayalı hükümlerle toplum yönetilmeliydi. Bunun yolu da hukuku laikleştirmekti. Medeni yasa bu yönleriyle Türk aydınlanmasının önemli belgelerden biridir.

   Mustafa SOLAK

Dipnotlar

[1] Şükrü Kaya’nın hukukun laikleştirilmesine yönelik çabaları için bakınız. Mustafa Solak, Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya, Kaynak Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2013.

[2] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, İstanbul, 1969, s. 370.

[3] La Réception des Droits Européens en Turquie, Genève, 1938, s.51’den aktaran Çağdaş Evrim Ergün, Mevzuat, “Türk Aydınlanma Hareketinde Hukuk Anlayışı Türkiye'de Hukukun Laikleşmesi”, S. 20, İstanbul, 1999

[4] Atatürk’ün Hukuk Devrimi, Mukayeseli Hukuk Araştırma ve Uygulama Merkezi, İstanbul, 1983, s. 9

[5] Ostorog, The Angora Reform, London, 1927, s. 14’ten aktaran Çağdaş Evrim Ergün, age

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK