Mustafa SOLAK Altan Tan’ın “Tekkeler Açılsın” Teklifi
Altan Tan’ın “Tekkeler Açılsın” Teklifi
Mustafa SOLAK

Altan Tan’ın “Tekkeler Açılsın” Teklifi

          30 Kasım 1925 tarihinde 677 sayılı “Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Kapatılmasına ve Bir Takım Ünvanların Yasaklanmasına ve Kaldırılmasına Dair” yasa kabul edildi. [1]

           Yasayla tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Türbedarlıklar ile şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklanmıştır.

         Milletvekili Altan Tan TBMM’ye verdiği dilekçede bu yasanın kaldırılmasını istemektedir. Gerekçesini şöyle ortaya koyuyor:

        “Tevhidi Tedrisat yasasıyla birlikte…çok kültürcülüğe ve çoğulculuğa vurulan bir ağır bir darbedir. Bilindiği gibi ulus-devletçi sistemlerin “hakim ideolojisi” iktidarı elde tutmanın en önemli aracıdır. Çıkardıkları kanunlarla da toplum tüm renklerinden arındırılarak tek-tipleştirilmesi öngörülmüştür.”

          Devamında Tan şunu belirtmektedir:

         “Farklı inançların, görüşlerin ve mezheplerin kendi okullarını açmalarına, müfredatlarını kendilerinin belirlemelerine ve çeşitli dini cemaatlerin yeniden örgütlenmelerine, sosyal yaşamda yerlerini almalarına imkan verilmelidir.”

          Dilekçesinde Tan, cemaatleri “sivil toplum” kavramına dahil etmektedir. Milletvekili Bülent Kuşoğlu’na göre de Tekke ve Zaviyeler "ihtiyaç" olan "çağdaş kurumlar"dı.[2]

         Tarikat ve cemaatları diğer sivil toplum örgütleriyle (sendika, meslek kuruluşu, dernek, vakıf, vb) aynı kategoriye sokma uyanıklığı içindeler. Halbuki tarikat ev cemaatların iç işleyişlerinin belirlendiği tüzük gibi kuralları yoktur. O halde devletin bu kurumların iç işleyişlerini denetleyemeyecek ve tarikat üyelerinin uğradığı haksızlıkları önleyemeyecektir.

         Tarikattaki ilişki şeyh-mürit ilişkisidir. Şeyh-mürit ilişkisi, eleştirel aklın olmadığı biatı içerir. Bilimin yol göstericiliği değil şeyhin himmeti devreye girer

         Tarikatlar ibadetle sınırlı kalmadılar ve devlet yönetimini de etkilemeye başladılar. Din bir siyaset aracı olarak kullanılıyor. Kendisinden olmayanı “din dışı”, “zındık” olmakla suçlamaktan çekinmezler, birbirleriyle de kavgalıdırlar.

           Biat ortamında özgürlük yoktur. Tarikatların varlığını “sivil toplum”, “tek-tipi kaldırmak”, “çok kültürcülük”, “çoğulculuk” gibi kavramlarla savunmak sahtekarlıktır. Tarikat ortamında özgürlük, çok kültürcülük, çoğulculuk değil aksine tek-tipçilik, biat vardır.

          Yeni anayasada veya kabulünden sonra anayasaya dayanarak tarikatların varlıklarının hukuki olarak tanınacağı anlaşılıyor. Etnik, dinsel, mezhepsel temelde ulusu ayrıştıracak şekilde ortaya konacak anayasa paketine karşı çıkmalıyız.

 

Dipnotlar
[1] Mustafa Solak, Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya, 2. Basım, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2013s.320.; TBMMZC, D.4, c.25

[2]http://www.haber7/ com/partiler/haber/736896

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İşsizlik rakamları açıklandı
İşsizlik rakamları açıklandı
Öğretmene istemediği halde seçim görevi verilmesi
Öğretmene istemediği halde seçim görevi verilmesi