Mustafa SOLAK Duy da İnanma, Fethullah Gülen Klonlanmış!
Duy da İnanma, Fethullah Gülen Klonlanmış!
Mustafa SOLAK

Duy da İnanma, Fethullah Gülen Klonlanmış!

           İkbal Gürpınar kendisine sorulan “Fethullah Gülen hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusunu “Fethullah Gülen’in öldüğünü ve ölmeden önce de klonlandığını düşünüyorum. Yani Fethullah Gülen olarak gördüğümüz kişi şu an onun kendisi değil, kopyası. Çünkü geçmiş dönemde insanların candan sevdiği Fethullah Gülen bu kişi olamaz.”

          İktidar ile kavga edince bir zamanlar ekran gülü olduğu tvlerin sahibine vurmak kolay. Bu insanları tvde izleyince gülüyor, “Allah akıl fikir versin” diye kızarak kanal değiştiriyor ve günlük işinize dönüyorsunuz.

          Peki lisede 14-15 yaşındaki çocukların "siz laik misiniz, ben şeriatı savunuyorum", siz sınıfa “merhaba” dediğinizde topluca -bazı öğretmenlerin sınıfa “aleyküm selam” diyerek hitap etmesinin etkisiyle- "selamün aleyküm" demelerine "burası resmi ve toplu yaşanılan bir ortam" dediğinizde “Allah’ın selamını da mı vermeyelim!”  (bazılarının inat olmak adına “v.s.a” dediklerini de ekleyelim) dediklerinde zaplama olanağınız var mı?  

          Bu durumda psikolojinizi sağlam tutmak için ya “buranın gerçeği böyle” deyip duymamazlıktan gelip konuyu geçiştireceksiniz ya da meselenin aleyküm selam, selamun aleyküm olmadığını, eleştirel akıl yerine dogmanın geçirilmeye, dinin eğitimde referans alınmaya başladığını, bir süre sonra “farz, sünnet (sınıfta tespih çeken öğrencim kendini “sünnet” diyerek savundu), helal, haram" denerek bilimin dışlandığını, kadının bu bağnaz din yorumu adına toplumsal yaşamdan, iş hayatından uzaklaştırılmak istendiğini, tacizlere “dini kılıf” bulunduğunu anlatmanız gerekiyor.

          Anlatıyorum, en az bir saat geçiyor. Sonra öğrenciler “bir selamın aleykümden nerelere geldik?” diyor. 14-15 yaş grubuna bunları anlatmak kolay değil. Özgecan vahşice katledildiğinde henüz ortaokul öğrencisiydiler veya haber izleme alışkanlıkları yoktu. Özgecan “uzakta” birisiydi. Özgecan öldürüldüğünde “öyle giyinmeseydi, o saatte dışarı çıkmasaydı” dendiğini bilmiyorlar. Bırakalım dini mezhep farklılığı uğruna ortaya çıkan Madımak’ları, Maraş gibi katliamlara tanık olmadılar. IŞİD'i henüz tvde izliyorlar ve bir dinin bunlara izin verip veremeyeceğini düşünecek bilişsel donanımda değiller. Ezberci sistem düşünmeye değil ders geçmeye yöneltmiş. Düşünmek yorucu. Haliyle bizim de düşündürtmemiz yorucu oluyor. Bizden öğrencinin yaşadığı dünyayı anlaması, güzelleştirmesi için düşündürtmemiz istenmiyor. Ders sadece kitabi bilgiden ibaret onlara göre. Hayatla bağını kurmaya çalışana sıkıntı çıkarılıyor.

           İdareciler ve veliler şikayet ediyor. Günlük hayatta, hele de eğitimde sıkıntıları öğretmenler çekiyor, çekmek istemeyen de gerici idarecilere kendini teslim edip dönüşüyor. O öğretmenler bizim gibileri öğrencilerle karşı karşıya getirmek pahasına derste, öğretmenler odasında tespih çevirip, s.a diyerek selamlaşıyor. Derdimiz hayıflanmak olmamalı. 13 yıldır aynı senaryoyu görüyor, hala “yok artık!” diyoruz.

          Bırakalım bunları da Cumhuriyetçi, laik temelde sendika, dernek, meslek kuruluşu, partilerde örgütlenip “ama”sız laikliği savunalım. Bu kişilere kızıp kendi evinde “ama”lı davrananlar güven veremez. Bulunduğumuz örgütleri de birleştirerek hızla Cumhuriyet cephesi kurmalıyız.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”