Nefretle beslenen ruh, şiddete tutunur…

Nefretle beslenen ruh, şiddete tutunur…

Eğitimde din kurallarının, laik bir sistem içerisinde olamayacağına dair, içinde büyük bir nefret taşıyanlar var!

              Laik eğitim, sistemin sadece dini normlara göre işleyişinin önüne geçmek değil;  düşünceyi özgür kılmak ve eğitimde aklı öne koymaktır.

              Laiklik dinsizlik demek değildir. Tamda bunun aksine ülkede yaşayan herkesin inancına saygı duymaktır.

              Laiklik vicdan özgürlüğüdür.

              Laiklik dini inançlara baskı yapılmamasıdır.

              Laiklik din eğitiminin nasıl ve kimler tarafından verilmesinin devlet tarafından belirlenmesidir.

              Laiklik sistemin, aileden başlayarak okulda, toplumda ve devletin en üst kademelerine kadar hukuki normlara göre demokratikleşmesini sağlamaktır.

              Ancak, neredeyse din eğitimi anasınıfına kadar indirilmiş ve 4+4+4 sistemiyle eğitim gericileştirilmiş ve kutuplaştırılmıştır. Tüm okullarda mescidin zorunlu hale getirilmiştir. Osmanlıca ve Seçmeli Arapça dersleriyle desteklenen programda seçmeli din eksenli derslerin çoğunluk oluşturduğu bir program dayatılmıştır. Sözde kıyafet serbestliği adı altında kadının dinsel imgesini kız çocuklarını ayrıştıran sembolle okullara girmesi ile bütün okulların imam hatipleşmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Hizmet Vakfı Protokolüyle Değerler Eğitimi adı altında; genç yüreklere sevgi ve ahlak aşılamak amacıyla bilimi tanımayan uygulamalarla, sözde dini kurallar eğitimin gereği haline getirilmiş ve okullar medreseye dönüştürülmüştür. Böylece iktidar yandaşlarının karma eğitime son verme girişimine uygun zemin hazırlanmış ve öğretim birliği yasası delinmiştir.

              Tüm bunlar eğitimi milli değerlerden uzaklaştırmış, laik zemini tahrip etmiştir. Ülkemizin ve çocuklarımızın güven ve huzur içinde özgür geleceğine sahip çıkmak isteyen cumhuriyet öğretmeni bu dayatmacı uygulamalara karşı durmaktadır. Bundan bir yıl öce 20 Aralık Tandoğan’da ‘’Laik Eğitim ve Emeğe Saygı’’  için yürüyen Laik, Çağdaş, Bilimsel, Demokratik, Ulusal eğitimin savunucuları yerlerde sürüklendi, ayaklar altına alındı. Mustafa Kemal ATATÜRK’le hesaplaşanlar, Cumhuriyetin öğretmeniyle de hesaplaşıyor. Geleceğine sahip çıkma kararlılığı gösteren öğretmeni suçlu görerek gözaltına alan zihniyet, ters kelepçeyi öğretmene değil, laik eğitime takmıştır.

             Maalesef,  kin ve nefretle beslenen ruh, şiddete tutunarak ayakta kalmaya çalışır. Ne yazık ki; sistemini baskı ve şiddetle savunmaya kalkan bir anlayış kabul görür ve şiddet meşrulaştırılır.

              Peki; şiddet, din üzerinden meşrulaşır mı? Yoksa, dinin toplumların yüzyıllar öncesinde olduğu gibi bu günde kan dökme eylemlerine ve şiddet gösterilerine meşru bir zemin oluşturma algısı mı yaratılıyor?

             ‘’Din elden gidiyor’’ diye, katledilen Cumhuriyet Öğretmeni Mustafa Fehmi KUBİLAY

             Sarıklı başlar, cüppeli sırtlar, ellerinde işledikleri cinayeti meşru kılan bayrağın altına sığınarak ve sözde dini savunarak, işledikleri vahşetten arınamazlar.

             Savunduğu değerler uğruna bir insanı öldürmeye teşebbüs eden zihniyet bu gün de KUBİLAY’ anma programlarından korkarak yasaklama yoluna gitmektedir. Ancak, şiddeti onayan ve yücelten anlayışın sistemini kinle beslemesi, çıkarlarını korumak için en basit yoldur.

             Bugün Cumhuriyet Öğretmeni KUBİLAY’ı  bir kez daha anıyor, Türk insanın tüm değerlerini yaşatmak için cumhuriyet değerlerine sahip çıkacağına inanıyorum.

                                                                               

 

                                                                                                                                          Ebru SUNGAR

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hacettepeliler 10 Kasım’da Bir Araya Geldi
Hacettepeliler 10 Kasım’da Bir Araya Geldi
Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un “10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü” Mesajı
Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un “10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü” Mesajı