Halk   “Alnı Secde Görüyor” Diye mi İktidar Yaptı?
Mustafa SOLAK

Halk “Alnı Secde Görüyor” Diye mi İktidar Yaptı?

 Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ “toplumun en az yüzde 40’ı sırf, ‘alnı secde görüyor’ diye, kendi celladına, ülkesini yağmalayan despota, mahallenin yobazına oy verdi”* iddiasında bulunuyor. Bu tespit doğruyu içermekle beraber belirleyici değil. Daha beş ay önceki seçimde iktidarın oylarının önce 8 puan düşmesini, 1 Kasım’da da 9 puan yükselmesini bu iddia açıklayamaz. Demek ki başka belirleyici etkenler var. Belirleyici 2 nokta görülüyor. Ekonomik istikrar talebi ve PKK. Bunu, seçim sonrası halk ile yapılan söyleşilerde (iktidarın kavgalı olduğu Zaman gazetesinin 5 Kasım tarihli sayısı) bir yurttaşımız şöyle belirtiyor:

           “Antep’te hayat birden pahalandı. İşsizlik arttı. Suriye meselesine müdahil olmayacaktık. Hükümete bu yönde kızıyorum ancak başka da oy verecek kimse yok.”

           Gaziantep gibi Suriyelilerin hayatı sarstığı bir yerde “başka da oy verecek kimse yok” demesinin sebeplerini araştırmak durumundayız. Muhalefet aşağıdaki noktalarda iktidardan belirgin bir şekilde ayrılan tutum sergilemedi.

           a. İktidar,  “PKK ile mücadele” adı altında “vatansever” görüntü verirken, CHP, HDP içeriği belirsiz soyut “barış” talep ettiler. “Barış”ın Kürt yurttaşlarımız ile mi PKK ile mi olacağını belirtmediler. “AKP vatansever görünüp oy almak derdinde” dediler. İlkesiz davranarak oy uğruna her şeyi yapmak şeklinde anlaşılmazsa, kendi bakış açılarından şu sorulabilir: Madem PKK ile mücadele oy getiriyor, neden oy almak için PKK mücadeleyi destekleyip oyları kendilerine de yöneltmeyi düşünmediler?

            AKP’ye oyların geri dönmesinin asıl nedenini gazetenin aynı röportajında bir başka vatandaşımız veriyor:  “PKK’nın varlığı insanları canından bezdirdi.”

             Bu tespiti Kürt yurttaşlarımız da paylaşıyor ki hendeklerin kazılıp barikatların kurulduğu ve çatışmaların yaşandığı Diyarbakır Sur, Yenişehir, Bismil ve Silvan; Şırnak'ın Cizre, İdil ve Silopi ile Mardin'in Nusaybin ilçelerinde 1 Kasım seçimlerinde HDP oy kaybetmiştir, iktidarın ise oyları artmıştır. Bu durum “muhafazakar Kürt oylarının AKP’ye dönmesi” ile açıklanamaz. Beş aylık sürede iktidarın muhafazakarlara yönelik özel bir siyaseti yoktur.

             İktidar açılımı gündemden çıkardığını belirtirken ve TSK, PKK’ya karşı mücadele ederken CHP ve HDP “açılımı sürdüreceklerini” söyledi. Nasıl bir açılım olduğunu da açıklamadılar. CHP AB yerel yönetim özerklik şartına göre ve PKK ile değil Meclis içinde açılımı sürdüreceğini söyledi. Fakat içeriğine dair net bir söylemi yoktu.

            “AKP tek başına iktidardan düştü, terör arttı, piyasalar bozulmaya başladı” diye düşünenler istikrar için tek başına iktidar” diyerek AKP’ye yöneldi.

             b. İktidar, “Esat’a diktatör” dedi. Meclis muhalefeti de “diktatör” dedi veya Esad’a sahip çıkamadı. Esad’ın kazanması emperyalizmin ve ciğer yiyenlerin yenilmesiydi oysa. Meseleye mülteciler ve sınır güvenliği açısından yaklaştılar.

             c. İktidar ve Erdoğan, “PYD şu anda bizim için PKK ile eştir”, “PYD’ye izin vermeyiz” dedi. Vatandaş bunu “AKP Kürt koridoruna izin vermeyerek ABD’ye karşı dik duruyor” diye algıladı. CHP, HDP “PKK-PYD ayrı, PYD vatansever bir örgüt” dedi. Millet PKK ve Suriye kolu PYD’ye karşı mücadeleyi savunurken muhalefet Esad’ın yanında yer almayarak farkını koymadı. Dahası “PYD, IŞİD ile savaşıyor. ABD de destek veriyor diyerek PYD’ye “kara gücüm” diyen ABD desteğini meşrulaştırıp, Amerika’nın güneyimize yerleşmesine razı oluyorlardı. Bu bağımsızlıkçılıktan vazgeçmektir.

             Açılıma karşı çıkmasına rağmen MHP, ABD’ye tek bir olumsuz söylemeyerek bağımsızlığa sahip çıkmadı. Soyut “milliyetçilik” söylemini iç ve dış politikada eylemli olarak ortaya koymadı. 

             Bu üç maddenin özeti şudur: Meclis muhalefeti PKK’yı, Suriye’de ciğer yiyen hortlakları destekleyenin “emperyalizm olduğunu” söylemeyerek emperyalizmi ıskalamıştır. Antiemperyalist olamadılar. İktidarın “antiemperyalist” görüntü vermesini seyrederek milleti AKP’ye mahkum ettiler.

             d. İktidar dini kullandığında muhalefet de dini kullanmaya başladı. MHP zaten hep muhafazakar düzenlemeleri onayladı. CHP’li Özgür Özel AKP’nin bismillahlı şarkısına karşı çıkarken “her CHPlinin “sabah evde ayakkabısını giyerken besmele çekip” çıktığını belirtme gereği duydu. İktidarın, Ramazan’da iftar çadırı yarışmasına meclis muhalefeti de ortak oldu. Bunlar “milleti anlamak” şeklinde yorumlanamaz. Laikliğin başına “özgürlükçü” kelimesini ekleyerek ve “tarikat ve cemaata saygıdan” bahsetmişlerdir. Oysaki laikliğin kendisi özgürlüktür.

            e. İktidar, “Ermeni açılımı” ile “soykırım” yalanlarına teşne olduğunda CHP, HDP vekilleri “soykırımla yüzleşin” pankartı arkasında yürüyüş yaptılar. Kimi zaman “soykırım yoktur” deseler de bu kamuoyuna tutuk bir şekilde yansıdı. Açıkça karşı çıkıp antiemperyalist bir propaganda ile milleti kendi yanlarına çekmediler.

            f. İktidar, Kemal Derviş’in serbest piyasacı reçetesini uygularken muhalefet Atatürk’ün devletçi ekonomisini savunamadı. “Özelleştirmeleri en iyi biz yaparız” dediler. Yatağan'da, Bursa’da, Ankara’da, vb özelleştirmeye karşı mücadele eden işçilere destek olmadılar. Yetmedi “AKP, Derviş’in kurduğu ekonomik düzeni değiştirmediği için başarılı” dediler.

            g. Cumhuriyet içinde ayrı ve sinsi bir yapılanma yaratan Gülen cemaatine karşı operasyon yapılırken muhalefet “basın özgürlüğü” diyerek cemaat gazeteleri önünde pankart açtı.  Burada Ergenekon, Balyoz, vb operasyonların hıncıyla elbette hukuksuzluk savunulmamalı ama cemaatin varlığı bile Cumhuriyet hukukuna aykırıdır. Cumhuriyet içinde ayrı bir Cumhuriyet olamaz. Kimi Atatürkçümüz “Atatürk’ün “Türkiye şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamayız” sözünü bırakarak “düşmanımın düşmanı dostumdur”, “iktidarı geriletiyor” diyerek buna sessiz kaldı. Oysa cemaat “varlığımızı lağvedip mallarımızı, okullarımızı devlete devrediyoruz” diyerek özeleştiri vermemişken bu bazılarımız cemaatin “biz solcuları yanlış anladık, affedin” demesine tav olmayı sürdürüyor. “Hukuka bağlılık” vurguları yerinde, ancak “cemaatin varlığı hukuksuzdur” demeleri de gerekirdi. Bu akıl tutulmasıdır.

            ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR

            Yazar Cüneyt Ülsever “insanlar olanı değil, olmasını istediğini duymak, okumak istiyor” diye yazmıştı. Yazdıklarının önemsenmediğini belirterek yazmayı bıraktığını belirtti. Esas kızılması gereken de karşıdevrimciler değil, devrimciler. Devrimcilerin çelişkili (özelleştirmecisi ile karşıtını, şeriatçısı ile laiki, cemaatçisi ile karşıtı, Esad yanlısı ile karşıtı) ve emperyalizm destekçisi fikirleri bir arada savunarak halkı AKP’ye itti. AKP’den farkını koyamayarak emperyalizm ve laiklik konusunda AKP ile benzer bir görüntü verdi ve haliyle halk koalisyon terine istikrarlı tek parti hükümetini tercih etti.

           İktidar Anayasa değişikliğini gündeme getirdi. Anayasa’da Başkanlık’ın, etnik kimliklerin ve mezheplere, cemaatlerin ayrıcalığına dair vurgular yer alacağı görülüyor. Muhalefet ve halk “daha özgürlükçü bir anayasa” talebi ile ikna edilmeye çalışılacaktır. Buna karşı çıkacak geniş bir Cumhuriyet cephesi örülmelidir.

             Kimilerinin “her şey bitti” demesine rağmen asıl şimdi başlıyor. Karamsarlığa, umutsuzluğa yer yoktur.           Yanardağ’ın belirttiği gibi “eğer bu bir zaferse, ‘yenilgiden de beter’ bir Pirus zaferi niteliğindedir.”

              Karanlığın en koyulaştığı an ışığın (çözümün) da en iyi görülmeye başlandığı andır. Millet bundan sonra akıl tutulmasını giderecek güçlere kulak kabartacaktır. Çelişkili fikirlerimizden arınır ve netleşerek farkımızı koyarsak mücadeleyi yükseltebiliriz ve Cumhuriyetçi kitle örgütlerini birleştirebiliriz.

 

     Mustafa Solak

 

Dipnot

* http://abcgazetesi.com/yazar/islamci-muhafazakar-hipotezin-cokusu-2385.html

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK