Mustafa SOLAK Tahir Elçi’nin Öldürülmesi: Kurşun Neyi Hedef Aldı?
Tahir Elçi’nin Öldürülmesi: Kurşun Neyi Hedef Aldı?
Mustafa SOLAK

Tahir Elçi’nin Öldürülmesi: Kurşun Neyi Hedef Aldı?

DHA görüntülerine göre Diyarbakır baro başkanı Tahir Elçi'nin basın açıklaması yaptığı sırada yakında bulunan bir taksi polis tarafından durdurulurken 2 polis öldürülüyor. Saldırganlardan biri avukatların açıklama yaptığı sokağa doğru yöneldiği esnada Elçi öldürülüyor. Saldırganların Tahir Elçi’nin olduğu sokağa yönelmesi ve Tahir Elçi’nin sosyal medya hesabından “tehdit edildiğini” yazması, saldırganların hedefli geldikleri izlenimini uyandırıyor.

             Saatler sonra olay yerinde inceleme yapan savcı ve polislere roketatarla ikinci bir saldırıda bulunuluyor. İlk anda olayın bölgemizde son günlerde yaşananlarla ilgisi görünüyor. Türkiye adım adım boyunu aşan işlere sürüklenmektedir.

            Eğer Elçi hedefse sebebi ne olabilir?

           Tahir Elçi Kürt meselesinin şiddetin devreden çıkarıldığı bir ortamda çözülmesini arzuluyor ve birlikten, kardeşlikten yana tavır alıyordu. “Kürt halkının yüzde 90’ının üstündeki bir kesimin ayrılmak istemediğini” vurgulayarak birlik konusunda şu uyarıları yapmıştı:

          “Cizre’de barikatlar kurulmasının, hendekler kazılmasının ve o mahalle ya da semtlere giden güvenlik güçlerine karşı silah kullanılmasının doğru olmadığını söyledik ve yine söyleyeceğiz. Ama biz aynı zamanda bu tür durumlara karşı yasal hükümler çerçevesinde güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonların da hukuk içerisinde olmasını söylüyoruz. Biz bir bütün olarak PKK’nın “halk savaşı” diye ifade ettiği durumun halka zarar verdiğini, halkı mağdur ettiğini ve bir çözüm olmadığını, PKK’nın bu tür eylemlerinin halkların birlikte yaşama arzusuna da zarar verdiğini ve birlikte yaşama zeminini tahrip ettiğini söylüyoruz. Okulları boykota çağırabilirsiniz ve ben bunu demokratik bulurum. Ama o da makul bir şekilde olmalı. En fazla bir ya da iki gün. Tabii şiddete ve baskıya başvurmadan. “Rojava’daki gibi fiilen bağımsız bir yönetim, kantonlar ya da tamamen kendilerinin hükmettiği otoriter talep Türkiye koşullarına uymaz. Bu doğru bir talep değil. Buna ne Türkler rıza gösterir ne de Kürtler.

           “Nasıl bir özerklik” diye de tartışılabilir. Türkiye gerçeğine göre düşünmemiz gerekiyor. Türkiye Suriyelileşmemeli, Iraklılaşmamalı. Adana, Mersin ya da her hangi bir ilimiz Halepleşmemeli. Türkiye toplumu Türk’ü ile Kürt’ü ile bunu hak etmiyor. Bugün bile bir yığın olumsuzluklar yaşanıyor ama buna rağmen Kürt halkının yüzde 90’ının üstündeki bir kesimin ayrılmak istemediğini de çok iyi biliyorum. Bütün baskılara rağmen Cumhuriyet döneminde imkanlar da sunulmuştur. Bu imkanlar Kürtleri Türklerle önemli ölçüde birleştirmiştir ve bütünleştirmiştir. Bir de bunların yanında Kürt halkının yaşamında, davranışlarında, düşüncelerinde ayrılmaya yönelik bir iz göremezsiniz. Evet Kürtler’de bir öfke var. Ama bu bir etnik öfke değildir. Ayrılma öfkesi hiç değildir. Ayrıca Türk toplumunun da Kürtlere karşı bir çizgi çektiğini düşünmüyorum ve görmedim de. Türkler ve Kürtler birlikte yaşayacaklardır ve bu kaçınılmazdır. Yapılması gereken şey olumsuzlukları, ayrışma girişimlerini ortadan kaldırmak ve bir an önce silahları devreden çıkarmaktır.”

            Silahın devreden çıkmasına, birlikte yaşama iradesine vurgu yapan Elçi belki de bu yönüyle hedef alınmıştır.

            Kürt’ümüzün özgürlüğü, huzuru, kendini geliştirmesi için gerekli her şeyi konuşalım ama Elçi’nin de vurguladığı gibi silahların gölgesinde, Cizre, Silvan ve başka yerlerdeki gibi içeriğinin ne olduğunu savunanların bile yeterince bilmediği özyönetim ilan ederek, kamu hizmetlerini engelleyen barikat ve hendeklerle bu olmaz. Ellerde keleşler, roketlerle halkın hayatını riske atarak olmaz. Bundan öncelikli Kürt yurttaşlarımız zarar görüyor. Onbinlerce insan başka şehirlere göç etmek durumunda kaldı, evleri zarar gördü, vs.

             Fakat bu konuda devletin de sorumlulukları vardır. Silvan’daki gibi duvarlara “kurdun dişine kan değdi”,  90’lı yılların JİTEM'iyle bağlantılı izlenimi veren "Esedullah timleri burada”, “Türk’sen övün değilsen itaat et”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” gibi Kürt düşmanı yazılamalar ayrılığa neden olur. Şırnak’ın İdil ilçesinde özel harekatçı polislerin operasyon sonrasında havaya ateş açarken tekbir getirip sloganlar atmak ülkeyi dinci-faşist bir yönetime götürme arzusudur. Bunlarla ilgisi olanlar yargılanmalıdır.

            Bu tür kişilerin İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerlerde tekmelerle, saçından çekerek yerlerde yuvarlamalardan öte faili meçhule varan şiddete başvurabileceğini gözden uzak tutmayalım.

            Emperyalizme, gericilere, ırkçılara karşı kardeşlikten, birlikten,laiklikten yana direnme cephesi örmeliyiz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”