Mustafa SOLAK ULUSALCILAR “SÜRܔ MÜ
ULUSALCILAR “SÜRܔ MÜ
Mustafa SOLAK

ULUSALCILAR “SÜRܔ MÜ


           11 Ekim Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Aydın Engin, şöyle diyor:  ‘milliyetçi, ulusalcı sürüler”. İfadenin geçtiği cümle şöyle:

         “Daha geçen hafta “teröre lanet, kardeşliğe evet” diye miting düzenleyip kardeşlikten özel harekâtçı, ölü sürükleyici polisleri kastettikleri anlaşılan milliyetçi, ulusalcı sürülerinin mitinginde devlet miting güvenliğini eksiksiz sağladı.” [1]

            Basında rastlayabildiğim kadarıyla Nihat Genç hariç ne Cumhuriyet gazetesinin diğer yazarları ne de diğer gazeteciler, konuyu üzerinde durulmaya değer görmedi. Oysaki pek çok kişi kendini “milliyetçi” veya “ulusalcı” görüyor. Mesele hakaretten öte, bir fikir akımının itibarsızlaştırılması.

            Mitinge katılanların hepsini peşinen “özel harekâtçı, ölü sürükleyici polisleri savunmakla” suçlamasına girmek abes ama “sürü” kapsamına “milliyetçi” ve” ulusalcı”ları sokması ve “milliyetçi” ve” ulusalcı” diyerek ayrı ayrı kavramsallaştırması üzerine durmak gerekiyor.

            Gerçekten ulusalcılar “sürü” mü? Daha da genişletirsek
yazarın makalesinde belirttiği ve çok sayıda liberalin, gericinin, hatta solcusunun dediği gibi ulusalcılar kardeşlikten anladığı ölü seviciler midir? Irkçı, içe kapanmacı mı?

            Önce ulusalcılık üzerine iddiaları dile getirelim, daha sonra ulus, ulusal, ulusalcılık kavramlarını açıklamaya çalışalım.

                ULUSALCILIK ÜZERİNE SÖYLENENLER

           a) İktidar çevresinden: Bu ifadeleri şöyle sıralayabiliriz:

  • İktidar milletvekili Hüseyin Çelik, ODTÜ’de Tayyip Erdoğan’ı protesto eden öğrenciler için “iflah olmaz ulusalcılar” demişti.
  • 2012 yılında Ahmet Davutoğlu şöyle konuşmuştu: “Ulusçulukla hesaplaşma zamanı geldi.” 
  • Fethullah Gülen ulusal cephe için “Kemiksiz, kimliksiz ve hedefsiz bir dalga. Ama sancılar olacaktır. Bunlar aşılacaktır.” demişti. [2]
  •  Emniyet Genel Müdürlüğü, yayınladığı raporda ulusalcı akımın tehlikeli bir oluşum olduğunu, bilhassa ülkenin bağımsızlığının yitirildiği ve AB sürecinde ülke egemenliğinin yok edildiği gibi söylemlerle geniş halk kitlelerinin kışkırtılmak istendiğini yazdı.

             b) Sol kesimden: Bunları da şöyle sıralayabiliriz:

ü  Ulusalcılık siyasal-toplumsal bir proje midir? Eğer böyleyse 1) NATO üyeliği dâhil Türkiye’nin dış ilişkileri 2) ücretli emek sömürüsü, piyasacılık, özelleştirmeler, kentsel dönüşüm projeleri, tarımın yok edilmesi vb 3) toplumsal yaşamın dinsel referanslarla yeniden kurgulanması başlıklarında, bunların hepsini birden kapsayan bütünlüklü alternatifi önermektedir? [3]

ü  Ulusalcılar “Ulusların kendi kaderini tayin hakkı”nı savunmakta mıdır?

ü  Erdoğan Toprak: “CHP milliyetçi-ulusalcı solla ilişkisini kesmeli.”

           c) Liberal çevrelerden: Prof. Dr. Birgül Ayman Güler TBMM'de 'Anadilde Savunma Hakkı'yla ilgili yasa tasarısının görüşülmesi sırasında “'Kürt milliyetçiliğini bana ilericilik ve bağımsızcılık diye yutturamazsınız. Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz'” demişti. [4]

            Prof. Dr. Ahmet İnsel bu sözleri “bilimsel kılıf altında aslında Türk etnik kimliğini merkezine alan” bir söylem olarak görmüş ve “Atatürk milliyetçiliğinin tornasından geçmiş zihniyet ne kadar eğitim görürse o kadar daha fazla milliyetçi oluyor. Milliyetçilik yeteri kadar insanlığın başına gelmiş bir felakettir zaten” diye yorumlamıştır. [5]

           Birgül Ayman Güler, sözlerine açıklık getirmek için “Kürtlerin ulus değil milliyet olduğunu” ulusun siyasal bir yapılanma olarak vatandaşlık bağını temsil ettiğini belirtmiştir. Ayrıca şunu da vurgulamıştır:

           “Sol düşünce insanları etnisiteleri itibariyle görmez. Biz insanları vatandaşlık bağları üzerinden görürüz ve elbette kökeni ne olursa olsun tüm vatandaşlar eşittir. Türk ve Kürt birey eşittir.” diye konuştu.   

           D) Ülkücü kesimden: Bu kesimin ulusalcılığa dair görünü özet olarak Prof. Dr. Ümit Özdağ Milliyetçilik ve Ulusalcılık Arasındaki Farklar” başlıklı yazısında belirtiyor:

           “Ulusalcıların din anlayışı pozitivist/laikçi bir zemine oturur. Genellikle dinin sosyal yaşamdaki rolünü küçümseyen bir yaklaşımı temsil ederler. Din ile ilişkileri henüz sağlıklı olarak tanımlanmamıştır.”

            Ümit Özdağ farklılıklar yanında  “milletimiz ve ülkemizin bütünlüğünün emperyalist saldırılar ve iç ihanet odaklarının ortak saldırısı altında olduğu bir dönemde Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk milletinin varlığı konusunda Türk milliyetçileri ve Ulusalcılar aynı fikirde” diye de belirtmektedir. [6]

           Ulusalcılığın “kimliksiz ve hedefsiz bir dalga”,  “siyasal-toplumsal bir proje sahibi”, “ırkçı”, “özelleştirmeci”, “din ile ilişkileri henüz sağlıklı”, “milliyetçilikten farklı” olup olmadığına veya ne kadar olduğuna ilişkin soru ve görüşleri ele almadan önce ulus, ulusalcılık, ulusçuluk, milliyetçilik gibi kavramları açıklayalım.

          ULUSALCILIK NEDİR

          Ulus ve millet aynı anlamdadır. Benzer kültürel özellikte birbirinden ayrı toplulukların tek bir sınırda birleştirilerek oluşturulan devlet sınırlarında yaşayan halkın adıdır. Bu, Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” denerek ifade edilmiştir.

            Irkçılık, soy bağına dayanır, biyolojiktir. “Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk'tür” olarak tanımlanan millet tanımının dışında ve milleti böler. Kavimler kapısı olan Anadolu’da kanlar, kabileler, soylar birbirine karışmıştır.

            Ulusalcılık , Atatürk'ün öngördüğü tam bağımsızlık, kadın-erkek eşitliği ve toplumsal yaşamda öne çıkarılması, laiklik, ulusal sanayinin gelişimi, dışa bağımlılıktan kurtulma, Cumhuriyet'in temel kuruluş ilkelerinin korunması gibi ilkeleri olan bir görüştür.  Kısaca ulusalcılık Türkiye’nin Türkiye’den yönetilmesi, milletin birliği, çağdaşlıktır.

           Ulusalcı, emperyalizmin millet egemenliğini yurttaşlık bilinci yerine tarikat, cemaat ve etnisiteleri öne çıkarmak yoluyla zayıflatmak, hatta ortadan kaldırmak yönündeki amacı karşısında bağımsız Türkiye diyenlerdir.       

          Tanım böyle ortaya konunca emperyalizmle çatışması olan her kesim dahildir. Dolayısıyla siyasi yelpaze, ülkücüsünden sosyal demokratına, Atatürkçüsünden sosyalistine, geniş bir alanı kapsar. Ülkeyi din ve etnik temelde yönetmek istemeyen herkes ulusalcıdır. Haliyle “ulusalcıların siyasal-toplumsal bir projesi var mıdır” sorusunun yanıtı da buradadır. emperyalizmin dini-etnik öğeleri öne çıkarmak, devletin ekonomideki rolünü azaltmak, merkeziyetçiliğin yerelciliğin almasına neden olmak yönündeki, karar alma mekanizmasını Ankara’dan Brüksel’lere, Washington’lara aktarmak yoluyla ulus devletin egemenliğini ortadan kaldırmak çabalarına engel olacak her türlü çözüm de ulusalcı kesimin siyasal-ekonomik-toplumsal projesi kapsamına girer. Elbette somut çözüm Türkiye’nin ve dünyanın o anki durumunda ortaya çıkan ihtiyaçlar dahilinde belirlenecektir.

           

                                (Cumhuriyet Mitingi 14 Nisan 2007)

         Genel olarak ulusalcılığın ekonomide ise liberalizme karşı, Atatürk'ün halkçı-devletçi görüşlerini savunmak, özelleştirmelere karşı olmak, yerel yönetimlere bazı yetkilerin aktarımını dile getirmekle beraber ulus devletin üniter yapısını savunmak, Dünya Bankası, İMF, NATO, AB gibi uluslararası kuruluşların ekonomik, siyasi kararlarına karşı bağımsızlığı savunmak, eğitim birliği için 4+4+4’e, etnik-dini kimliklerin yurttaşlık ve millet bilincini zedelenmesine karşı olmak anlamında somut siyasi, ekonomik ilkelerinin olduğunu söyleyebiliriz.

                  LAİK ATATÜRKÇÜ KESİMİN IRKÇI VE GERİCİLERDEN FARKLILIĞINI VURGULAMA KAYGISI

         1930’larda dilde sadeleşme gereği, “millet” ifadesi “ulus” olarak kullanılmaya başlanmıştır. 13/14 Mayıs’ta kabul edilen CHP’nin 1931 programında “millet” vardır. 1935’te toplanan 4. Büyük Kurultay’da program metninde ise “ulus” kelimesi yer almıştır. 1937 Anayasasına “Milliyetçilik” ilkesi konuluyor. Görüldüğü gibi dilde sadeleşmeye rağmen Atatürk döneminde iki kelime de birlikte kullanılmıştır.

           Ulus/millet aynı toprak parçası üzerinde, dil, kültür ve amaç (ortak gelecek) birliği olan insanlardır. “Ulus” ve “milliyet” kelimeleri farklı değerlendirilmesine rağmen aslında aynı anlamdadırlar. TDK sözlüğünde milliyet “millete özgü olma veya millî olma durumu, ulusallık, millet”tir. [7]   

       Ulusçuluk, ulusalcılık, milliyetçilik aynı anlamdadır. 70 ve 80’lerin sağ-sol kamplaşması sırasında ırkçı, antilaik yönelimlere kayan milliyetçilikten kendini ayırmak isteyen kesim  “ulus” kelimesini kullanmaya başladı.  Demokrat parti ile başlayan dönemden günümüze ise Amerika’nın ülkemizi kendine bağımlı kılması amacı için gerici iktidarları desteklemesi sonucu ortaya çıkan “laik-muhafazakar” kamplaşmasında iki kelime de ayrı siyasi-toplumsal anlamlar yüklenerek kullanılmaya başlandı. Atatürk döneminde ise içeriği aynıydı.

         KAVRAM FARKLILIKLARI BİRLEŞMEYİ ENGELLEMEMELİ

          Bağımsızlığı, ulusun bütünlüğünü, üniter devleti, laikliği savunanlar kendilerine ulusalcı mı, milliyetçi mi, yurtsever mi veya başka bir şey mi demeli?

          Bu sorunun yanıtı sorunun ilk kelimelerinde verildi zaten. Bağımsızlığı, ulusun bütünlüğünü, üniter devleti, laikliği savunuyorsak adlandırmanın önemi yok. Önemli olan kelimeyi nasıl anladığız, içini nasıl doldurduğumuz. Bu yazımızda da kimi zaman millet kimi zaman ulus kelimesini kullandık. Anlamları aynı çünkü. Fakat halkımızı emperyalizme ve gericiliğe karşı hangisinin en iyi birleştiren ifadeleri kullanmalıyız. Konuştuğumuz ortamın algı düzeyine göre bu ifadelerden birini veya bazılarını daha fazla vurgulayabiliriz. Önemli olan birbirimizi anlamak, birleşmek ve mücadeleyi büyütmek. Anlam farklılıkları birbirimizi anlama sürecinde azalacaktır.

          Ben bu tür siyasi anlamlar yüklü kelimeleri kullanmadan önce anlamını açıklamaya çalışırım ki içerikte anlaşalım. Yoksa içeriğini nasıl kullandığını bilmediğimiz kelimeleri kullandı diye kendimize anlam yüklersek sağlıklı iletişim kuramayız. Dolayısıyla kişinin kendini emperyalizme karşı bağımsızlığı, ulusun bütünlüğünü, üniter devleti, laikliği savunan bir içerikte tarif ettikten sonra kendine milliyetçi, Türk milliyetçisi, ulusçu, ulusalcı, antiemperyalist, vatansever veya yurtsever demesinin pek önemi olmamalı. Ters açıdan da şunu söyleyelim. Bazen aynı kelimeleri konuşurken farklı anlam yükleyebiliyoruz. O bakımdan içerikte uzlaşmak önemli.

           Namık Kemal Zeybek’in bir yazısında belirttiği gibi “Türk Devleti’ni korumak ve Atatürk’ün Türk Devriminin değerlerinin yok edilmesine karşı direnmek konularında” aynı şeyi savunuyorlarsa Türk milliyetçileri ile ulusalcıların “aynı çizgide buluşmalarında hiçbir sakınca yoktur.” [8]

          Uğur Mumcu da Türk Devriminin değerlerinin konusunda “milliyetçilik sömürücülerin değil, Mustafa Kemal devrimcilerinin bayrağıdır.” demiştir.

         Kimin kimden ayrıştığını fikir değil mücadele içindeki tutum belirler. Emperyalizme karşı mücadele edenlerin birbirini anlamsı da bir araya gelmesi de kolaylaşmaktadır.

          Ülkemizin emperyalizme karşı ulus devletini savunma zorunluluğu vardır. Emperyalizm etnik gruplar ve tarikatlar eliyle etnik ve mezhepsel bölünmeler, Türk-Kürt, Alevi-Sünni çatışması yaratarak ve körükleyerek ulusal aidiyeti zayıflatıyor ve ulusu ayrıştırıyorsa ulus, ulusal devlet tehlikededir. Dinsel, aşiretsel, etnik kimlikler öne çıkarılıp Ortaçağa dönüşülen toplumda artık ulus olmaz.

           “Son padişahımız”, “halifemiz”, “padişahım çok yaşa” dendiği, ‘Bismillah’lı kampanyalar düzenlendiği,  milletvekili adaylarının kavuk, hırka giydiği, Diyanetin iktidarın propaganda aygıtına dönüştüğü, “medya vaizleri”nin neredeyse her kanalda boy gösterip “kız çocuğunu 7 yaşından sonra erkek hoca okutmamalı” dediği, Cumhurbaşkanı’na dokunmanın “ibadet” olduğunun söylenip Allah’ın sıfatlarını atfetildiği, Bakara makara deyip açıkça Kuran’la alay ettiği halde insanları tepkisiz kaldığı ortamda uluslaşma geriye işlemekte, ulus yok edilmektedir. Burada artık yurttaş kültürü yerine ilahiyatçı Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu’nun ifadesiyle “tebaa kültürü” vardır. [9]

            “Bağış rüşvet değildir” fetvasındaki gibi ulusalcılar dinin makam, para, kadını aşağılama, devlet düzenine ve sosyal yaşama müdahale amaçlı kullanılmasına karşıdır.

            İlericiliğin temel ölçütünü emperyalizme karşı mücadele diyorsak emperyalizme direnen kişi kendini ne olarak adlandırırsa adlandırsın milli mücadelenin neferidir.

             Ulus-millet, Ulusalcı-Milliyetçi, Ulusalcılık-Milliyetçilik gibi kavramlara takımadan emperyalizme karşı milletimizi birleştirmeye ve bağımsız bir ülke kurmaya çalışmak önemli

         SONUÇ

          Emperyalizm, Türkiye’yi tam kontrol etmek için dinsel ve etnik olarak bölmesi gerekiyor. İşte emperyalizm ile ulus devlet arasındaki çelişki sadece ülkemizin değil Libya, Mısır, Suriye, Irak’ta görüldüğü gibi dünyamızın baş sorunudur.

         Ulus, etnik-dinsel aidiyetin ötesinde yurttaşlık kimliğinde Türkiye sınırlarında yaşayan herkesin ortak adı. Aydın Engin’in “sürü” dedikleri emperyalizme ve gerici, etnik aidiyetleri ulusun önüne koyanlara karşı ulusal birliği, kardeşliği  savunanlardır.

      Araştırmacı-yazar

        Mustafa Solak

 

Dipnotlar

 

[1]http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/385499/Aman_ates_kesilmesin__sakin_kan_durmasin....html

[2] Aktüel dergisi, sayı 14, 18 Ekim 2005

[3] http://haber.sol.org.tr/yazarlar/metin-culhaoglu/su-ulusalcilik-meselesi-64768

[4]http://www.ilk-kursun.com/haber/135006/kurtculerin-hedefindeki-chpli-guler-carpitilan-sozlerine-aciklik-getirdi/

[5]http://www.haberturk.com/polemik/haber/816158-turk-ulusu-ile-kurt-milliyeti-esit-olamaz-sozlerinde-irkcilik-var-mi

[6] http://www.yenicaggazetesi.com.tr/milliyetcilik-ve-ulusalcilik-arasindaki-farklar-17124yy.htm

[7] http://tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.562a191539e3c7.25672159

[8] http://aybekgazete.com/yazarlar/namik-kemal-zeybek/milliyetcilik-ve-ulusalcilik/577/

[9 http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/goruntude-dindarlik-var-ama-ici-bos-kof-962894/

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İşsizlik rakamları açıklandı
İşsizlik rakamları açıklandı
Öğretmene istemediği halde seçim görevi verilmesi
Öğretmene istemediği halde seçim görevi verilmesi