Mustafa SOLAK METROPOLL’ÜN ANKETİ VE LAİKLİK
METROPOLL’ÜN ANKETİ VE LAİKLİK
Mustafa SOLAK

METROPOLL’ÜN ANKETİ VE LAİKLİK

Metropoll araştırma şirketinin “’devlet laik olmalıdır’ diyenlerin oranı geçen yıla göre yüzde 85’ten yaklaşık 15 puan düşerek yüzde 71’e geriledi. ‘Devlet laik olmamalıdır’ diyenler de geçen yıla göre yüzde 9’dan yüzde 19’a çıktı" ifadesi eğer doğru ise laikliği budamaya yönelik girişimler, laikliğe olan duyarlılığı artırmak yerine daha da kötü noktaya sürüklemektedir. 

          Böyle bir tablonun ortaya çıkmasında AKP’nin uygulamalarından daha çok gidişata “halkın duyarlılıkları böyle”, “halkı karşımıza alarak tepki toplamayalım” diyerek sessiz kalan Cumhuriyetçilerimizin büyük sorumluluğu vardır. Laiklikten ne anladığımızı ortaya koyamamamız haliyle AKP’nin anladığı laiklik anlayışının da toplumca doğru kabul edilmesine neden oluyor.

              “Cemaatlere saygılı laiklikten” ama yeter ki “cemaatler devlet işine karışmasın” söyleminden ibaret naif bir laiklik anlayışı Cumhuriyetçi kesimin de aklını karıştırıyor. AKP uygulamalarına göstermesi gereken tepki “toplumun realitesi” adına törpülenerek sessizliğe bürünmeye itiyor.

              Cumhuriyetçi kesimde “iktidara gelelim, sonra tek tek dinselleşme yönündeki uygulamaları kaldıracağız” şeklinde düşünce de vardır ama hatalıdır. İlk olarak kim bize “sessizliğimizden, ortaokula kadar inen türbanı mahkemeye götürmememizden onayladığımız anlaşılmasın, bunlara iktidarımızda son vereceğiz” diyor? Kendi niyetimizi başkanın niyeti yerine koyarak niyet okumasında bulunmuyor muyuz?

              İkinci olarak sessizlik veya yeterince verilmeyen tepki bizim gibi düşünen insanların bize güvenini sorgulatmaz mı? Hükümet olunduktan sonra bunlara son verileceği, topluma karşı değil de bizlere bile söylenmiş bile olsa Takiyye yöntemi bize yakışır mı?

            “Bugüne kadar yaşam tarzına dayalı laikliği savunduk da ne oldu” da başka bir düşüncedir. Doğru ama eksiklidir. Laiklik yaşamımıza kimsenin karışmaması kadar en çok da yurttaş bilincine kavuşarak haklarımızı arayabilmemiz içindir. “İş güvenliğinde aşırı tedbir Allah’a imanı sorgulatır”, “güzel öldüler”, “işin fıtratı böyle” dendiği, tevekkülün önerildiği bir ortamda insanlar hakkını aramayı bu dünyaya değil öte dünyaya bırakır.

            Bu sebeple “halkın hassasiyeti” denerek Laikliğe aykırı uygulamaları onaylamak veya sessizliğe bürünmek tam da düşündüğümüz halkın hassasiyetine aykırıdır. Laiklik tam da aklımızı prangalardan kurtararak haklarımızı bu dünyada savunabilmemize yarar. Laiklik, toplumun çoğunu oluşturan emekçiler için olmazsa olmazdır.

            Belki de “sonuna kadar gidilsin bakalım toplum ne kadar dinselleşmeyi kabullenecek?” diyerek beklenilmekte, bir yerden sonra “halkın laikliğe sahip çıkacağı” umulmaktadır.

         “‘Devlet laik olmamalıdır’ diyenler de geçen yıla göre yüzde 9’dan yüzde 19’a çıktı" verisi sadece 1 yılda olumsuz gidişatın % 10 artması bakımından bu temennileri boşa çıkarmıştır.

       Beklemenin, düzeleceğini ummanın, niyet okumanın bir faydası olmadığı verilerle ortada. Laiklikten ne anladığımızı ortaya koymak ve AKP’nin gerici düzenine karşı laiklik, bağımsızlıktan, kamucu ekonomiden yana olan kesimleri birleştirmeye çabalamak daha kolay yol değil mi?

 

          NOT: Araştırma için http://odatv.com/n.php?n=akpliler-charlie-hebdo-ve-laiklik-sorularina-ne-yanit-verdi--0302151200

 

 

Mustafa SOLAK

solak81@outlook.com

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”