Mustafa SOLAK ABDİ İPEKÇİ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?
ABDİ İPEKÇİ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?
Mustafa SOLAK

ABDİ İPEKÇİ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

 9 Ağustos 1929’da dünyaya gelenAbdi İpekçi  Yeni SabahYeni İstanbul ve İstanbul Ekspres Gazetesi gibi çeşitli gazetelerde çalıştı.  Milliyet Gazetesinin genel yayın müdürü oldu. Yazılarında düşünce özgürlüğünü, ülkenin bağımsızlık ve bütünlüğünü Atatürk ilke ve Cumhuriyet devrimini savundu.

Ülkenin sıkıntılı durumu üzerine sağduyulu davranılması için başbakan Bülent Ecevit ile ana muhalefet Adalet partisi lideri Süleyman Demirel’i ile biraraya getirmek istiyordu. İstanbul’dan Ankara’ya giderek Bülent Ecevit ile sonrasında telefonla Süleyman Demirel ile görüştü. Havaalanından evine dönerken 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul Maçka'daki evinin yakınlarında arabasında Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. 

 

İpekçi Suikastından Geriye Kalan Sorular

Mehmet Ali Ağca, İpekçi suikastinden idamla yargılanırken 25 Haziran 1979 tarihinde Askeri Cezaevi’nden kaçırıldı. Bu. Olaya karışan erler çeşitli hapis cezalarına çarptırılsa da önemli isimlerden “Ömer Astsubay” yargılanmadı. Başka kimler yardımcı olmuştu?

Ağca’yı yakalayan polis henüz 37 yaşındayken hangi sebeple emekli edilmişti?

İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, Ağca’nın sorgulamasında engellendiklerini söylüyordu. Güneş hem askeri makamlar, hem MİT’ten şikâyetçiydi. Başbakan Bülent Ecevit’e MİT devre dışı bırakılarak soruşturulmasını önermişti. Acaba suikastte MİT’in rolü neydi?

Mehmet Ali Ağca defalarca ifade değiştirdi, mahkemeden gizlice alınan ifadeler imha edildi, bazı dosyalar kaybedildi, olayda adı geçenler, kaçanlar korundu, saklandı. Bunlar çeşitli senaryolar olarak kaldı, açığa çıkarılmadı, çıkarılamadı.

İpekçi ve 1990’ların başlarındaki suikastleri anlamak için dönemin arkaplanını açığa kavuşturmak gerekir.
Emperyalizm ve Suikastler

 

İpekçi suikastinin arkasında bir grup ülkücünün olduğu iddia edilse de suikastin hemen arkasından 12 Eylül 1980darbesinin geldiği düşünülürse kamuoyunun darbeyi haklı gösterecek şekilde hazırlandığı görülebilir. 70’li yıllar AB ve ABD’de sosyal refah devleti yerine emekçilerin daha fazla sömürüldüğü neoliberal döneme geçildiği yıllardır. Artık 1. Dünya savaşı koşullarındaki emeğe de göreli olarak refah vaat eden Keynesyen politikalar terkedilmektedir.

Devletin fabrikalarının özelleştirildiği, iş güvencesinin ve sosyal devlet uygulamalarının sona ermeye başladığı bir döneme geçilmektedir. Emperyalist sermaye Afrika ve Asya’da bağımsızlığına kavuşan ülkelere, gözlerini yeniden dikmeye başlamıştır. Sermaye içte emekçiler, dışta mazlum ülke halklarını daha fazla sömürmek üzere atağa geçmiştir.

Emperyalizm Türkiye’de de sol bir iktidarı önlemek üzere  ithal ikameye dayalı üretim yerine dışa açılma ve liberalizasyona dayalı yeni politikaya ihtiyaç duymaktadır. Türkiye’de emperyalizmle işbirliği halindeki sermaye, emekçi taleplerini bastırmak üzere yeni bir üretim ve para politikasına geçmek için ülkenin içindeki kaotik durumdan yararlandı ve ABD’nin “our boys”ları harekete geçerek 80 darbesini yaptılar ve arkasından Özal’ın 24 Ocak kararları uygulamaya geçti.

İpekçi ve sonrasındaki Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve diğer suikastleri Türkiye’deki ve emperyalist ülkelerdeki sermayenin ihtiyaçlarından bağımsız düşünemeyiz.

Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri Şeriatçılara ve İran’a bağlansa da bu suikastleri emperyalizmin Ortadoğu’ya yönelik planlarından, kendilerine bağımlı Kürt devleti kurma isteklerinden bağımsız tutamayız.

Nitekim bu aydınlarımızın yazılarında işledikleri konuların çoğu emperyalizmin planları üzerinedir. Gericilerin emperyalizmin oyuncağı olduğu ve Türkiye’de ve dünyada gerici iktidarların kaynağının ve işbirlikçilerinin emperyalizm olduğunu dile getirmişlerdir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”