Mustafa SOLAK Siyasal İslamla Nasıl Mücadele Edilmeli
Siyasal İslamla Nasıl Mücadele Edilmeli
Mustafa SOLAK

Siyasal İslamla Nasıl Mücadele Edilmeli

               Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında Eğitim Sen genel başkanı Kamuran Karaca ile Eğitim Bir Sen yöneticisi Ali Yalçın biraraya geldiler. Türban üzerine yapılan tartışmada Karaca BM Çocuk Hakları Sözleşmesinden, çocuğun istismarından, bahsederek başörtüsüne karşı olduğunu ortaya koydu. Annesinin de eşarp taktığını ama türbanın siyasal islamcıların elinde araç olduğunu, aile ve mahalle baskısı nedeniyle çocuğun başörtüsü taktığını da sözlerine ekledi. Peki söyledikleri ikna edici olmuş mudur? Yalçın ise İttihat Terakki’den günümüze tek tipçi, halk üzerinde baskı uygulayan bir eğitim olduğunu, başörtüsünden dolayı insanların zulüm gördüğünü, başörtüsünün çocuğun ve ailenin demokratik bir istem, ailenin çocuğunu istediği gibi yetiştirmesinin bir hak olduğunu belirtti. 

        Gerçekten de her şeyi “ demokrasi, çocuğun, ailenin talebi” paketinin içine sıkıştırdınız mı söylediklerinizin etkisi kalmıyor. Siyasal İslamcılarla cepheden karşı karşıya gelemediniz mi sözleriniz size silah olarak da kullanılabiliyor. Örneğin Din Kültürü dersinin sadece sünni din anlayışını yansıttığını, başka mezhep ve dinlerin öğretilmediğini söylediğinizde, sizden önce demokrasiden bahsederek Sünniliğin dışındaki inançların da öğretilmesi gerektiğini belirterek sizi bastıracaktır. Sonuçta sünni anlayışa göre düzenlenmiş 8-10 dersin yanında diğer inançların birkaç sayfa veyahut 1 ders öğretilmesinde sakınca görmeyeceklerdir. Bu tür yarışmacılığa veya başka inançlara da yer verilmesi üzerinden dinselleşmeye, türbana ilişkin söylemler siyasal islamın işini kolaylaştırmaktadır. Çünkü siyasal islam, yayılma alanını genişlettikten sonra diğer inançlara sembolik düzeyde hak tanınmasına karşı çıkmaz. Biz “siyaset eğitimden elini çeksin, eğitim ideolojik olmasın, pedagoglara bırakılsın” dedikçe “iyi işte bireysel hak ve özgürlükleri siyasetin, ideolojinin oyuncağı olmaktan hep beraber çıkaralım” diyorlar. Halbuki ideolojik olmayan eğitim yoktur. Biz emekçi sınıfın ideolojisini savunuyoruz. Emekçi sınıfın ideolojisi ise aydınlanmayı, laikliği, emeğin yüceliğini, bilimselliği, kamuculuğu içerir. Onların bunun aksine davrandığını söylemek gerekir. Bu kişilerin başörtüsü için gerekçelendirdikleri “İslamın emri” iddiasına karşı söyleyecek sözünüz olmalı. “İslamda yeri var, yok” tartışması da bir yerde yetersiz. Karşımızdaki “İslamın hükmü”, siz de “İslamda türban yok” diyerek onlarca kaynak gösteriyorsunuz. Sonuçta herkes kendi kaynaklarına inanıyor.

          Yapılması gereken, örtünmenin temelinde ne olduğunu, bunu savunanlara sorgulatmak olmalı. Örtünmenin, kadının cinsel bir nesne olarak günaha sokan bir nesne gibi görülmesiyle ilgili olduğunu, siyasal İslamcıların kadına, erkeği günaha iten varlık olarak baktıklarını, onlara söyletebilmeliyiz. Erkeği de “cinsellik peşinde koşan” bir canlı olarak aşağıladığını da vurgulamalıyız. Hatta saçtan etkilenen bir erkeğin, kadının açıkta kalan yüzünden, yanağından, gözünden de şehvete kapılacağını, bu nedenle de yüzünü de örtmesi, burkaya bürünmesi gerektiğini söyleyerek siyasal İslamcıların gerçek hedeflerini topluma göstermek gerekiyor.

        Karma eğitime karşı çıkarken “tacizin artması” bahanesine sığınıyorlar. O zaman kadınla erkeği okul dışında da mı birbirinden uzak tutalım? “Otobüslerini, çalışma alanlarını da ayıralım”, “taciz oluyor, şehvet duygusunu artırıyor diye bayan öğrencilere bayan, erkek öğrencilere erkek öğretmen mi ders versin” diyerek amaçları sergilenmeli. Kadını örtmenin, erkekten uzakta, toplumsal yaşamın dışında tutmanın savundukları gibi ahlaklı bir topluma değil sapık anlayışlara hizmet edeceğini anlatmak gerekir. Kadını örterek gizemli hale getiren erkek, gizemin ardından koşacaktır. O kadar dinselleşme, kadını örtme çabalarına rağmen tacizin, tecavüzün, kadına yönelik şiddetin neden arttığını siyasal İslamcılara sorabilmeliyiz.

        Türbanın kadını ikinci sınıf insan konumuna sokarak emeğinin ucuzlaştırılmasına, işçi ölümlerinde olduğu gibi “bu işin fıtratında var” denerek biata, emek sömürüsü karşısında sessizliğe, kanaatkarlığa neden olarak sınıf mücadelesinin önüne geçtiği dillendirilmeli.  Laiklik mücadelesi sadece yaşam tarzını savunmak değil, daha önemlisi sınıf mücadelesine sahip çıkmak olduğunu bilincimize kazımalı ve “halk istiyor” diyerek de inançlar üzerinden toplumun dinselleştirilmesine izin vermemeliyiz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İşsizlik rakamları açıklandı
İşsizlik rakamları açıklandı
Öğretmene istemediği halde seçim görevi verilmesi
Öğretmene istemediği halde seçim görevi verilmesi