Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya
Mustafa SOLAK

Atatürk’ün Bakanı Şükrü Kaya

9 Mart 1883'te Ege’de İstanköy adasında dünyaya gelen Şükrü Kaya 1908 yılında İstanbul’da Hukuk Fakültesi'ni bitirince aynı yıl Paris'e giderek Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni de bitirmiştir. Cumhuriyetin İlanı Öncesindeki Görevleri 1913-1918 yıllarında iktidarda olan İttihat ve Terakki Partisi’nin İçişleri Bakanı Talat Paşa, kendisini Dahiliye Nezareti’ne (İçişleri Bakanlığı’na) almıştır ve Şükrü Bey, bir müddet mülkiye müfettişliği yapmıştır. Şükrü Kaya Birinci Dünya Savaşı esnasında Ermeni tehcirinde görev aldı. Kaya, Balkan Harbi bozgunundan sonra ülkeye gelen göçmenleri yerleştirmek, topraklandırmak, iş sahibi ve üretici yapmak amacıyla kurulan Aşâyir ve Muhâcirin Müdürîyett-i Umûmiyesi’ne 15 Mart 1916’da Genel Müdür olarak atanmıştır. Birinci Dünya Savaşının sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918)’nden sonra, İzmir Müdafaai Hukuk ve Osmaniye Cemiyeti’ne girerek dış ilişkiler bölümünde çalışmıştır. Şükrü Kaya, milli mücadelenin içinde yer alması , İttihat ve Terakki’nin ileri gelenlerinden olması , Ermeni tehcirine adının karışması sebepleriyle İzmir Müdafaai Hukuk Cemiyeti 2. Başkanı sıfatıyla 1919 Şubat’ında tutuklanarak Mart 1919’da Bekirağa Bölüğü’nde hapsedilmiştir. İstanbul’un İtilaf devletlerince işgalinden sonra 28 Mayıs günü İstanbul’dan alınarak 2 Haziran’da Malta Adası’nda esir edilmiştir. Yurda dönüşünde danışman olarak Lozan görüşmelerine katılır. Bu esnada İzmir Belediye Başkanlığına seçilir. 1922-1923 yılları arasında belediye başkanlığı yapan Kaya milletvekili seçilerek önce Tarım, sonra Dışişleri daha sonra İçişleri bakanı olarak görev yapmıştır. Yerel Yönetimleri Çağdaşlaştırma Çabaları Şükrü Kaya ülkemizin en uzun (11 yıl) İçişleri Bakanı olarak il ve yerel yönetimlerde birçok yeniliklere imza atmıştır. Vilayet İdaresi Yasası, Belediye Yasası, Belediyeler Bankası Yasasını hazırlayan Kaya, yerleşim yerlerinin modernleşmesine çalışmıştır. Pragmatik Maddiyatçılığı Şükrü Kaya, laikliğe hem dinin dünya işlerine karışmayarak maddi hayatın gereklerine insanın hür aklının karar vermesi anlamında hem de feodal sınıfların toplumsal üstünlüklerine son vererek vicdanını ve aklını kullanabilen özgür, çağdaş bireylerin yetişmesi açısından önem göstermiştir. Kaya, felsefi anlayışını “tarihte deterministiz, icraatta pragmatik maddiyatçıyız” diyerek ortaya koymuştur. “Tarihte deterministiz” açıklamasıyla, doğanın ve toplumun belli yasalar kurallar dahilinde hareket ettiğini vurgulamıştır. Determinizm (gerekircilik), doğadaki hareketlerin, tarihsel olguların birbirini doğuran, birbiri ile ilişkili nedenlere bağlı olduğunu açıklayan terimdir. Kaya, tarihinin açıklanmasında, ekonomideki değişimleri belirleyici etken olarak kabul etmiştir. “Pragmatik maddiyatçılık” ise devrimin karşı karşıya kaldığı meseleler karşısında ortaya konan eylemleri açıklamaktaydı. “Pragmatik maddiyatçılık” düşünce akımları arasında akıl yürütmek yerine sorunları günlük hayatın pratikleri içinde halletmeye öncelik vermiştir. Kaya’nın materyalizm anlayışında dinler, “işlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiş, yeniden uzviyet ve hayatiyet bulamayan müesseselerdir.” Kaya, laikliğin çerçevesini ve hududunu “dinin memleket işlerinde müessir ve amil olmamasını temin etmemek” ile sınırlamıştır. Dinler, “vicdanlarda ve mabedlerde” kalmalı, “maddi hayat ve dünya işine” karışmamalıydı. Kaya, ulusu oluşturan bireyler arasında ayrım olmaması amacıyla kadınlara önce 1930’da Belediye Yasası ile belediye seçimlerine katılma , seçme ve seçilme, daha sonra 1933’te köy ihtiyar heyetini seçme ve bu heyetlere seçilme, 1934’te de milletvekili seçme ve seçilme hakkı veren yasa tasarılarının hazırlanmasında öncü olmuştur. Bu sebeple laiklik milli egemenliği sağlayan önemli bir araçtı. Halkçılığı Kaya’da Halkçılık iki yönüyle ele alınır. Bunlardan biri halkın yönetime ve siyasal hayata katılmasıdır. Bu bakımdan demokrasiyi, “halkın, halkı için ve halk tarafından idaresi” olarak yorumlar. Kaya, kuvvet ve kudretin kaynağının millet olduğu fikrini şu şekilde ortaya koyar: “Biz akan, coşan inkılâp çağlayanı içinde birer su zerresiyiz. Güneş ziyası ile ara sıra parlayan bu zerrelerin o büyük şelalenin kütlesine katılıp gitmesi mukadderdir. Kuvvet ve kudret o küçük zerrelerden doğan çağlayandadır, millettedir.” Toprak Ağalığına Karşı Köylüyü Özgürleştirme Kaya, köylünün emeğinin ağa tarafından sömürülmesine karşı çıkmıştır. Kaya, Köyceğiz’de Hükümet Konağı’nın bir çiftlik ağasının tarlası içinde olduğunu örnek göstererek köylünün bir karış toprağının olmadığını, ağanın yanında çalıştığını, buna karşılık ağanın çalışmadan oturduğunu TBMM’de dile getirmiştir. Kaya, vatandaşı aç ve topraksız bırakıp belirsiz idealler peşinde koşmanın kendini aldatmak olduğunu düşünür. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya aşiret reisliği, beyliği, ağalığı ve şeyhlik gibi herhangi bir belgeye ve göreneğe dayanan her türlü teşkilat ve organ kaldıran 21 Haziran 1934 tarihli 2510 sayılı İskan Yasasının hazırlanmasını sağlamıştır. Siyasetin yanısıra yazarlık yapan Şükrü Kaya’nın birçok çevirisi vardı. Daniel Defoe'dan “Robinson Crusoe (1919)”, Henri Berau'dan “Şişko (1924)”, Charles Rist ve Charles Gide'den “Günümüze Kadar İktisadi Mezhepler Tarihi (1927)”, Bukley'den “Eski Yunan Masalları” ve Albert Mathiez'den “Fransız İhtilali (1940)” adlı eserleri Türkçeye çevirmiştir. Şükrü Kaya, 10 Ocak 1959 yılında bir kalp krizi sonucu İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur.
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
2019 Ocak Ayı Memurların Zamlı Maaş Bordroları Yayımlandı
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK
KAR TATİLİ NEDENİYLE TATİL OLAN GÜNLERDE İYEP KURSU EK DERS ÜCRETLERİ ÖDENECEK