Mustafa SOLAK Tayyip Gidici, Peki Sonrası?
Tayyip Gidici, Peki Sonrası?
Mustafa SOLAK

Tayyip Gidici, Peki Sonrası?

Haziran’da ayaklanan halkımız ve Suriye halkının gerici ÖSO, El Kaide gibi çetelere karşı direnci sayesinde AKP’nin ülke içi ve dışı politikalarına önemli bir set çekmiş, ABD gözünde kullanılabilirliği sorgulanmaya başlamıştı. Haziranda korku duvarını aşan halkımız Gülen-Gül-Erdoğan cephesinde de gedik açarak birbirlerine bakışlarını değiştirmeye başlattı. Deyim yerindeyse halkımız birbirine düşürmüştür. Gülen kendine bağlı emniyet müdürleri aracılığıyla operasyona başlamıştır. 17 Aralık tarihi Gülen ve Erdoğan cephelerinin geri dönülemez şekilde kılıçları çektiği günün adıdır. Erdoğan’ın dokunulamaz adam olmadığı Erdoğan Bayraktar’ın “başbakanın talimatıyla imzaladım, kendisi de istifa etmeli” sözleriyle ortaya konmuştur. Bundan sonra Erdoğan’a karşı sesler yükselecektir. AKP’den istifalar başlamıştır. Muhalefetin bu duruma nasıl bakmaktadır? MHP lideri Bahçeli sessizliğe bürünmüş, belki de kaset operasyonunun kendisine uzanabileceğini düşünerek böyle davranmış olabilir. CHP meseleye sadece yolsuzluk cephesinden bakarak yolsuzluk yapanların otaya çıkarılmasının ötesinde “hükümet istifa” diyememektedir. Ayrıca “Erdoğan’ın hedefindeki herkesle işbirliği yapabiliriz” diyen Kılıçdaroğlu Cemaatin bu operasyonlardaki rolüne değinmemekte ve işbirliğinin kapısını açık bırakmaktadır. CHP’nin cemaate dokunmayacağı 25 Aralık tarihinde CNNTürk’te programa katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleriyle netleşmiştir. Gazetecilerin "hükümetin istifasını istiyor musunuz?" sorusunu Kılıçdaroğlu "Hükümetin bileceği iş" diye yanıtlamıştır. "Paralel devlet var mı?" sorusuna karşı "paralel devlet yolsuzluk yapanlardır" diyerek Erdoğan’ın bile gerisine düşmüş, "Cemaat,devlet içinde paralel devlet olmuştur" diyememiştir. Kılıçdaroğlu “bakanlar kurulundaki değişiklikten memnun musunuz” sorusuna “hayır yetmez, hükümet istifa etmeli” diyemedi. Halk “hükümet istifa” eylemlerine başlamışken Kılıçdaroğlu kendisine yöneltilen “neden meydanlara çıkmıyorsunuz” sorusuna da “bu olay CHP’ye mal edilir” demiştir. Halbuki muhalefetin görevi halk hareketinin içinde yer alarak ve başına geçerek halka iktidar alternatifi sunmak değil midir? Kılıçdaroğlu halk hareketinden korkmaktadır. Ekonomik bozukluğun üzerine yıkılmasından ve bunun üstesinden gelecek bir programının olmamasından dolayı halk hareketinden korkuyor olmasın? Çünkü duyarlı, ayağa kalkan halk ekonomik sıkıntılara çare olamayan CHP’yi de iktidardan indirebilir diye mi korkuyor? CHP ve MHP Haziran ayaklanmasındaki gibi halk hareketinin içinde yer almayacaklarını ortaya koymaktadır. Gülen ve Erdoğan kavgasında bundan sonra hangi senaryolar olabilir ve muhalefet ve halk hangi konumlanmada olmalıdır? 1) Birinci senaryo: Abdullah Gül sessizliğe bürünmüş, Erdoğan’ın karizma kaybıyla yerine AKP’nin başına gelmeye hazırlanmaktadır. Hırsızlıkların sorumlusu Erdoğan görülerek AKP’nin başından uzaklaştırılması ve yerine Gül’ün gelmesi sağlanabilir. Güllü bir AKP’nin Gülen’e bir itirazı olmayacağı ortadadır. Böyle bir durumda Gül’e itirazı olmayan CHP, oy oranı düşmüş AKP ile ittifak kurabilir veya sessiz kalarak örtülü destekte bulunabilir. 2) İkinci senaryo: AKP parçalanır. Gül AKP içinden bazı milletvekilleriyle yeni bir parti kurarak başına geçebilir. Böyle bir durumda CHP ile ittifak daha olasıdır. Çünkü üzerinde “gerici”, “hırsız” yaftası olmayan yeni bir parti CHP tabanına daha kolay kabul ettirilebilir. 3) Üçüncü senaryo: AKP itibarsızlaşarak küçülür, içinden milletvekilleriyle yeni bir parti kurulur. CHP bu yeni parti ile olmasa da Gülen ve Abdullah Gül’ün açık veya örtülü desteğiyle hükümet kurar. Görüldüğü gibi senaryoların hepsinde CHP, iktidarın dışında veya bir parçası olarak, sonuçta yeni iktidara açık veya örtülü destek veren bir konumda. Çünkü Gülen’in Erdoğan’la kavgasında CHP oklarını sadece Tayyip’e çevirerek gericiliği diğer kanatları Gül ve Gülen’e toz kondurmadığı gibi “işbirliği yapabiliriz” de demektedir. ABD büyükelçisi ile de sık biraraya gelerek emperyalizmle sıkıntısı olmadığını ortaya koymaktadır. Bu senaryolara CHP tabanının itirazı olmayacak mı? “Gericiler arasında tercih yapılamaz” demeyecek mi? Ya da “CHP hele bir iktidara gelsin de…..” denilip sineye mi çekecektir. Eğer böyle ise buradan CHP istikrarlı bir iktidar çıkmaz. Çünkü kamuculuktan, aydınlanmacılıktan, bağımsızlıktan yana halk vardır. Halkı pasif, her türlü iktidar alternatifine ikna edilecek bir varlık gibi gören anlayış bir süre sonra halk kayasına çarpacaktır. 2 yıldır milyonları bulan kitlesellikle mücadele eden halk gericiliğe sessiz, piyasadan yana bir CHP’ye de izin vermeyecektir. Halkın karşısına özelleştirmelere tavır alan, kamuculuğa, devletçiliğe sahip çıkan bir anlayışla çıkmayan CHP iktidar da olsa halkın huzursuzluğuna engel olamayarak itibar kaybedecektir. CHP, arkasında ABD’nin olduğu Gül ve Gülen birlikteliğinden uzak durmalıdır. CHP’nin, MHP’nin kurtuluşu emperyalist senaryolara hayır diyen, laikliğe sahip çıkan, kamucu partilerle ve halk hareketiyle birleşmektir. Gül, Gülen gibi gericilere karşı çıkmayan CHP ve MHP iktidarın bir parçası da olsa bir süre sonra hızla küçülecektir ama halk hareketi kendi iktidarını ortaya çıkaracaktır.
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYORUZ!
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”
Dilek FAZLIOĞLU; “Körfez Fen Lisesi’ne yazık etmeyin”