İki MEB Bakanı Arasında Akademik Fark
Maksut BALMUK

İki MEB Bakanı Arasında Akademik Fark

Bugün ülkemizde yaşanan sistem karmaşası, anlayış farklılığı farklı siyasi oluşumlar değil aynı oluşumlarda dahi karşımıza çıkıyor. Bazen o kadar ileri gidiliyor ki dünyada var olan kavramlar dahi değiştirilebiliyor. Örneğin İstatistik, bir çok gelişmiş ülkede geleceği dizayn etmek için yapılan objektif çalışmalar bütünü olarak karşımıza çıkarken ülkemizde çoğu zaman gerçeği saptırma hatta ve hatta yalana kılıf uydurma kavramı olarak kullanılabiliyor. Şimdi de MEB bakanı Nabi AVCI ve selefi Ömer DİNÇER arasındaki bir farkı ortaya koyalım. İkisi de aynı iktidarın aynı alandaki bakanı. İkisi de Profesörlüğe ulaşmış Akademisyen. Konumuz ise tam bu noktada yani akademisyenlikle ilgili olması gereken: “Akademik Lise” kavramı. Akademik Lise tanımı Ömer DİNÇER döneminde sayın DİNÇER tarafından dile getirilmişti. Sayın DİNÇER sınavsız Ortaöğretim için formül ararken yani bir bakıma dershanelerin kaldırılmasını planlarken Akademik Liseden bahsetmişti. Liseleri Akademik, Mesleki ve Dini okullar olmak üzere üç kategoriye ayırmayı öngören bakan DİNÇER; Anadolu ve Fen Liselerini de içine alan Liselerin adının Akademik Lise olacağını planlamıştı. Sayın AVCI ise Açık Lisenin adını “Akademik Lise” olarak tanımlamak üzere düzenleme yapma peşinde. Nedir açık Lise? Sadece merkezi sınavlarına girilen örgün öğretime devam etmek istemeyen ya da örgün öğretim dışına çıkmış vatandaşların devam ettikleri okullardır. Şimdi de kendi sitesinden amacına bakalım Açık Öğretim Liselerinin: Sayın bakan ne diyor: Avcı, çok verimli ve olumlu bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, dershane temsilcilerinin kaygılarını, eleştirilerini ve önerilerini ilettiklerini dile getirdi. Avcı, en çok konuşulan gündem maddesinin “açık Lise” veya dershanecilerin önerdiği ve kendilerinin de ‘olumlu’ buldukları adlandırmayla “Akademik Lise” olduğunu söyledi. Burada isim “Akademik Lise” olunca dershaneciler de konuya sahip çıkıyorlar gibi görünüyor. Akademisyen bakanımız da bunu makul buluyor. Sayın DİNÇER Anadolu ve Fen Liselerine Akademik Lise derken (ki Akademik eğitime hazırlayan Liseler olduğundan daha uygun iken) Sayın AVCI Açık öğretim Liselerine Akademik Lise denilmesini uygun görebiliyor. Hangisi doğru düşünüyor size bırakıyoruz. Şimdi ne olacak sorusuna cevap arayıp Açık Liseye Akademik Lise diyenlerin başka nelere evet dediklerine bir bakalım. Böylece Akademisyenlerden oluşan MEB (Bakan, Müsteşar,Talim Terbiye Kurulu Başkanı ) yaklaşımının Akademik olup olmadığını da sorgularınıza bırakalım. Dershaneler kapanacak mı? Evet kapanacak, hayır kapanmayacak değişecek arasında gelinip gidiliyor… Son tahlilde dershane kalmayacak Akademik Lise olacak. Biz yine dershane diyerek devam edelim Akademik Liselere. Böylece; - Öğrenci hem dershaneye hem de okula gitmek zorunda kalmayacak sadece dershaneye (yeni adıyla Akademik Liseye) gidecek… Bu dershanelerde devlet okulunda olduğu gibi 37-40 saat değil haftada 20 saat ders yeterli olacak. - Resim, Müzik, Beden Eğitimi Derslerine gerek yok, - Laboratuvar ya da bahçe olmasına da gerek yok, - Yeterli derslik alanı, idari büro, öğretmenler odası, resim odası, … onlara da gerek yok. … Böylece; - Para, arsa, vergi teşviği gelecek ve vatandaş bu okullara gönderirken dershaneye verdiği ya da daha azı kadar ücret ödeyerek okulu bitirecek, üniversiteye hazırlanacak… - Devlet en az 50bin dersliği sisteme kazandırarak okul yapmaktan, masraflarını karşılamaktan ve öğretmen atamaktan kurtulacak. - Böylece özel okullara daha büyük rağbette olabilecek. - Devlet eliyle eğitimde özel sektörün payı arttırılmış olacak. (Bir süre sonra “Akademik Liselere Giriş Sınavı” yapılırsa şaşmayalım… ) Ve böylece; Türk Milli Eğitim Sistemine yeni bir kavram olarak “Akademik Lise” kavramı getirilmiş olacak. Akademisyen yöneticilerimizin takdirleri ile uygulamaya geçecek bu sistemle beraber yukarıda saydığımız az ders saati, bazı derslerin olmaması gibi unsurlar Okul tanımına sığacak mı zaman gösterecek? Ya da bundan sonra ülkemizde okul: sosyal kurum olmaktan çıkıp sadece ders öğrenilen kurumlar olarak mı tanımlanacak? Bunu da akademisyenlere sormak gerekiyor. Böylece; iki akademisyen bakan arasındaki yaklaşım farkını da görmüş olacağız. Birisi iletişimciliğiyle anılmış diğeri ise intihal ile ön plana çıkmıştı. Şimdi hangisi doğru yaklaşıyor hangisi yanlış yaklaşıyor siz düşünün… Bu arada bu yaklaşıma yada tanımlamaya hiçbir Akademisyenin de karşı çıkmaması yada açıklama yapmaması da düşündürücü geliyor bana… Eminiz ki kamu oyu ile paylaşıldığına göre bu fikir ve yaklaşım Ak ademisyenler tarafından uygun bulunmaktadır. Saygılarımla… Maksut BALMUK
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
-ÇUKUROVA BELEDİYESİ’NDEN ALADAĞ’DA İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE GİYİM YARDIMI
-ÇUKUROVA BELEDİYESİ’NDEN ALADAĞ’DA İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE GİYİM YARDIMI
-TSK’DAN AFRİN AÇIKLAMASI: 49 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
-TSK’DAN AFRİN AÇIKLAMASI: 49 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
yalova escort balıkesir escort afyon escort tekirdağ escort
çorlu escort
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort