Cumhuriyet Yaşadığı Sürece,Köy Enstitülerinin Ruhu Yaşayacak

Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Bursa Şube Başkanı Jülide Akköprü Köy Enstitülerinin kuruluşunun 80. yılıdönümü nedeniyle basın açıklaması ve etknikilerini yayınladı.

Cumhuriyet Yaşadığı Sürece,Köy Enstitülerinin Ruhu Yaşayacak
Cumhuriyet Yaşadığı Sürece,Köy Enstitülerinin Ruhu Yaşayacak Admin

Her yıl 17 Nisan' da düzenlediğimiz Köy Enstitüleri Kutlama Şenliği etkinliğimiz bu yıl Covid 19 nedeniyle tarihinde yapılamamaktadır.
Biz de hem basın açıklamamız hem öğretmen okulu mezunu üyemiz Nüzhet Tan' ın Köy Enstituleri olgusu üzerine degerlendirm yazısı hem de Şefligini Dilek Sevüktekin Görgülü'nün üstlendiği  YKKED Bursa Şubesi Mandolin Toplulugunun  evlerinde çaldıkları parçalardan olusan videomuzu sizlere 80. Yıl anisina paylasmak istedik.

 

YKKED Bursa Şube Yönetimi
17 Nisan 2020

 

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Bursa Şubesi Mandolin Topluluğu

*Şef Dilek Sevüktekin Görgülü 
"Orda Bir Köy Var Uzakta"
***Mustafa Yıldırım 
" İzmir Marşı"
* Sami Kaya "Öğretmen Marşı"
***Sezan Özek Kaya 
"O Sole Mio"
***Ayten Gezer 
" İzmir"
***Serpil Ilgaz Uğur "Ziraat Marşı"
* Mehmet Özcan  "Çanakkale Türküsü"
***Naime Şirin 
"Deniz ve Mehtap"
***Durmuş İşbilen
"O Sole Mio"
***Leyla Şahin
"Hatırla Ey Peri"
***Hamza Meydanlı "Ilgaz"
***Melahat Ünlü "Em Especial Os Maiores ve Katibim"

https://youtu.be/JrifMw_RWOw

K Ö Y   E N S T İ T Ü L E R İ
17 Nisan.80 yıl önce  1940 yılında, yani İkinci Dünya 
Savaşının en amansız biçimde sürdüğü dönemde  Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisinde devrim niteliğinde bir yasa kabul edildi.Köy Énstitülerinin kuruluş  yasasıdır  bu.
    Cumhuriyetin ilanı  henüz 17. yılını  doldurmuştur.Devlet tüm  köylerini okula kavuşturmak, nüfusun  %80'inin yaşadığı köylerdeki  yurttaşlarını  eğitimin  ışığıyla tanıştırmak  istemektedir.Kurulacak Köy Enstitülerine yalnız köy çocukları  alınacaktır. Yurdun her tarafında kampüs  biçiminde  kurulacak bu okullarda ögrenciler hem teori ögrenecek hem de öğrendiklerini pratikte de uyguluyacaklardı.Okul binaları  bile dayanışma ile,imece usulüyle yapılacaktı. 
    Öğrencilerin kisisel yetenekleri de değerlendirilecek, kafa,kol ve el koordineli bir kompozisyon oluşturacaktı. Toplumda,özellikle kırsal kesimde  kadın  erkek ayrımı  yoktu.Uygar toplumlarda da bu böyleydi.O nedenle Köy Enstitülerinde de kız erkek ayrımı yapılmadan bir ailenin bireyleri gibi kardeşçe eğitim alınacaktı. 
     Öyle de oldu.Yurdun her tarafında  okulun bulunduğu bölgenin  coğrafi özellikleri de dikkate alınarak imece usulüyle 21 Köy Enstitüsü kuruldu. Başta Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel  olmak üzere  onun getirdiği ve tüm  Köy Enstitülülerin "Tonguç  Baba" dedikleri İsmail Hakkı Tonguç 'un genel müdürlüğünde özverili müdür  ve öğretmen kadroları  oluşturuldu. Çalışmalar öyle bir imece  anlayışıyla  sürdürüldü  ki her binanın  her tuğlasında öğrencinin,öğretmenin,enstitü  müdürünün  hattâ  ve hattâ  genel müdürün  emeği ve alın teri vardır. 
   40 binin üzerinde yerleşim yerinin bulunduğu  Anadolu köyleri son derece yoksul, perişan ve ilkel durumdaydı. Selçuklu dönemi  dahil Osmanlı döneminde  de Türk  köylüsü hakir görülmüştür. Devletin hiç bir katında görev verilmemiştir.Ne paşa,ne vezir ne vali ne kadı  ne de kâtip  yapılmıştır.  Ilk iki Osmanlı Padişahı  hariç hiç  bir padişahın annesi Türk değildir.O dönemdeki  yazan,çizen  bir avuç  insanla ulema takımının da Türkleri  hor ve hakir gören  ifadeleri vardır. Türk devletinde ilk kez Türk'e değer veren,onu devlet katmanlarında görevlendiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. "Bir Türk dünyaya bedeldir. Turk milletinin hakiki efendisi köylüdür." gibi özdeyişleriyle  Türk insanını  da diğer insanlar gibi onurlu kılmıştır. İşte,Köy Énstitüleri bu inancın ürünleridir. 
   Bu inanç  ve hedefle kurulan Köy Enstitüleri  var oldukları 14 yıl boyunca Türk yaşamında önemli değişikliklere yol açtılar.  Milli değerleri  koruyup geliştirmenin,sevip sevdirmenin yanı  sıra  evrensel kültür  ve değerleri de tanıyıp  benimsediler.Türk'ü dünyaya  eşitlemenin öncüsü, lokomotifi oldular. Köy enstitülülerden sadece öğretmen  değil  onlarca yazar, çizer,müzisyen,sanatçı, ziraatçı,teknisyen, akademisyen çıktı. En onemli özelliklerinden  biri de çok okumalarıydı. Öyle ki her Köy Énstitülü öğrenci  45 günlük yaz tatillerinde bile belli sayıda yerli ve yabancı  yazarlardan kitap okumak ve bunların  özetlerini  çıkarmak  zorundaydılar.Evrensel kültür böyle  tanınacaktı .
   Türkiye'de "Anadolu Rönesansı " gerçekleşiyordu. Bu arada İkinci Dünya  Savaşı  1945 yılında  sona ermiş Türkiyeyi savaşa sokamamış  Amerika Birleşik Devletleri ve onun Avrupalı müttefikleri ulaşamadıkları  emperyalist düşüncelerini  kültürel ve ekonomik anlamda eyleme geçirmeye  çalıştılar. Önce  tek parti yönetimi içinde  kendilerine yandaş saptadılar. Çok partili sisteme geçtik  zamansız. Parti içi  gerici kadroların  baskısıyla  çok çok başarılı  Milli Eğitim Bakanı  Hasan Ali Yücel görevden alındı.  Yerine Köy Enstitüsü  ve yenileşme karşıtı Reşat Şemsettin Sirer bakan yapıldı. Yeni bakan Köy Enstitüleri fikir babası  ve banisi Ismail Hakkı  Tonguç 'u genel müdürlükten  uzaklaştırıp  önce  Köy Enstitüleri  proğramında değişiklikler yaparak teorik ve kültürel derslere ağırlık verdi.Sonra kızları erkeklerden ayırarak  kız ve erkek köy enstitüleri  olusturdu. Arkasından  çok partili dönemde ve Demokrat Parti yönetimindeyken toprak ağalarının  zorlamasıyla 1954 yılında çıkarılan  bir kanunla Köy Enstitüleri kapatılıp bu okullar 6 sınıflı İlköğretmen Okullarına donüştürüldü. Bence burdaki en büyük  değişiklik köy çocuklarınin önünün  kesilmesidir. Zira değişiklikle  il ve ilçe okullarından  da öğrenci  alımı  yapilacaktı. Böylelikle  tek öğretmenli köy okullarının önü  büyük ölçüde kesilmiş oldu. Sonraki yıllarda da köyde öğretmen istihdam etmek son derece güçleştiği içindir ki taşımalı egitimle köy çocukları  kasaba ve şehirlere taşındı ve köy okullarının  çoğu kapatıldı. Köyler  yalnızlaştırıldı.Köylü çözümü kente göçmekte buldu.Kent varoşları  şişip niteliksiz,işsiz; ya da ucuz iş gücü  artarken köy arazileri boş kaldı,hayvancilık bitme noktasına  geldi.
   Uzatmayayım. 17 Nisan 2020.Köy Enstitülerinin kuruluşu  üzerinden  80 yıl, kapatılmasının üzerinden de 66 yıl geçmiş. Bugün yurtseverler ve bilinçli  aydınlar  halâ  o okulların  işlevsel  özlemiyle  yaşıyor. Artık  bu kurumları  ayni biçimde  açmanın olanağı  kalmadı.Ama aynı anlayış ve metedoloji ile Türk Milli Eğitiminde  hem milli hem çağdaş eğitim  kurumları projelendirilebilir.Özellikle iktidar alternatifi siyasal örgütlenmeler  bunu gerçekleştirebilir. Covit 19'un dünyayı  kasip kavurduğu  bu günlerde  pozitif bilime ne kadar ihtiyaç  duyduğumuz  ortada.
    Gerçek  yurseverlere ve bilimseverlere 17 Nisanı hatirlatmak istedim.
    Bu yazım,  uzun bir incelememin özetiydi. Eski bir eğitimci  olarak 17 Nisanı  anmak istedim. Sevgiler, saygılar  ve sağlıklar dileklerimle.
       Nüzhet Tan
YKKED Bursa Şube Üyesi Emkl Öğrt.

YKKED Genel Başkanı Prof Dr  Kemal Kocabas' in Köy Enstitülerinin 80. Yıl anisna yapmis olduğu soylesidir. Iyi seyirler.

ykked yeni kuşak köy enstitülüler derneği buusa şubesi julide akköprü şube başkan
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İlkokullar tekrar 5 yıl olması için imza kampanyası başlatıldı
İlkokullar tekrar 5 yıl olması için imza kampanyası başlatıldı
Dönüşümlü eğitim' mi başlayacak?
Dönüşümlü eğitim' mi başlayacak?