CORTES’İN GEMİLERİ

Akad imparatoru Saragon tüm dünyayı fethettiği iddiasında bulunduğunda (M.Ö. 3. binyılın ortaları) kurduğu imparatorluğun sınırları Toroslar ve Zagros Dağları’ndan Basra Körfezi’ne kadar uzanan sınırlı bir alanı kapsamaktaydı…

CORTES’İN GEMİLERİ

Akad imparatoru Saragon tüm dünyayı fethettiği iddiasında bulunduğunda (M.Ö. 3. binyılın ortaları) kurduğu imparatorluğun sınırları Toroslar ve Zagros Dağları’ndan Basra  Körfezi’ne kadar uzanan sınırlı bir alanı kapsamaktaydı…
Tarihin bilinen ilk imparatorluğunu kuran ve bugün Mezopotamya denilen toprakların tamamına hâkim olan Saragon’a göre yeryüzünde işgal edilecek kara parçası kalmamıştı ama gerçek hiç de öyle değildi. Saragon’un ölümünden kısa bir süre sonra tarihin bilinen ilk düzenli ordusuna sahip olan bu devleti, iç isyanlar ve dış saldırılar nedeniyle dağıldı. 
Eski Mısır’da yaşayan insanlar Mısır hâkimiyeti dışında kalan bölgelerde barbar kavimler dışında kimsenin yaşamadığına inanır, başka bir medeniyetin varlığını hayal dahi edemezlerdi.
Orta Amerika’nın ilk sahipleri (Aztekler, Mayalar, Toltekler) güneydeki komşulardan bihaberdi… 2ooo yıl boyunca ne bu kıtayı fethetmek için bir çaba harcadılar ne de İnkaları boyunduruk altına almak için… (Oysa İspanyolların Meksika’yı keşfinden sadece 10 yıl sonra İnka Medeniyeti tarih sayfalarındaki yerini almıştır.)
Halbuki Aztekler ve İnkalar bulundukları coğrafyanın az ötesi için biraz merak besleseler, en azından İspanyol işgalcilerin komşularına yaptıkları hakkında biraz bilgi sahibi olsalar İspanyol işgallerine karşı daha direngen olabilirlerdi. Örneğin İspanyol işgalindeki Karayipler’de,  yerli halkın neredeyse tamamı ağır kölelik koşullarına dayanamayarak 20 yıl içinde yok olmuş, köle açığını tamamlamak için Afrika’dan binlerce köle buralara taşınmıştır…
Burunlarının dibindeki bu soykırımdan habersiz olan Aztekler,VeraCruz sahillerine ayak basan Hernan Cortes ve adamlarını (10-15 gemi içindeki yaklaşık 500 kişi) uzaylı görmüş gibi karşılamış; sarı saçlı, renkli gözlü, pis kokan bu adamları hediyelerle, törenlerle onurlandırmıştır. ( Hijyen konusunda yerlilerin gerisinde olan İspanyollar o kadar kötü kokar ki yerliler kokuyu engellemek için her İspanyol’un yanına bir tütsücü koyar. İspanyollar tütsünün kutsanmak amaçlı olduğunu düşünse de yerli kaynakları gerçeğin pek de öyle olmadığını, amacın kötü kokuları gidermek olduğunu bugünlere fısıldar. Fakat Aztek destanları tanrıların bir gün denizden büyük parlak zırhlarıyla ve çok hızlı hareket eden hayvanlar üzerinde geleceğini rivayet eder. Şansa bakın ki Cortes ve adamları, tam olarak Aztek takviminin işaret ettiği tarihlerde denizden parlak zırhlar ve ellerinde şimşek çakan demir borularla kıyıya inmiş, altlarında ise o tarihe kadar bölgede bulunmayan evcilleştirilmiş atlar vardır.)
Hem şanslı hem fırsatçı olan Cortes, yerlilere İspanya Kralı adına barışçıl bir şekilde bölgeye geldiğini ve kendisini krallarıyla görüştürmeleri gerektiğini söyler. (sadece şanslı ve fırsatçı değil, aynı zamanda yalancıdır da. Çünkü İspanya Kralının, Cortes ve adamlarından haberi yoktur.)
Hikâyeyi hızlıca özetlemek gerekirse; Cortes adaya ayak basmasından hemen sonra Aztek hükümdarı Montezuma ile sarayında görüşüp az sayıdaki adamına rağmen onu esir alır. (Tahta kılıçlar malesef tanrılara işlemez.) Esir aldığı kralın hükümranlığına son vermeyip hakkında hiçbir şey bilmediği bu toprakları yönetebilmek için bizzat kralın kendisini kullanır. Keşfettiği topraklarda muktedir olabilmek için Aztek medeniyetini oluşturan kabileler arasında iç savaş çıkartır ve ayrılıkları körükler. Desteğini aldığı kabilelerle başkentte bir gecede 40000 yerliyi katledip medeniyetin yüzlerce yılda biriktirdiği tüm eserleri şehrin ortasında yakma cüretini gösterir. Vs. vs…
Cortes’ten 10 yıl sonra İnka İmparatorluğu’nun kıyılarına gelen Pizarro’nun yaklaşık 200 kişiyle ve daha az silahla -Cortes’ten kopya çekercesine- İspanya Kralı tarafından yollandığını söyleyip, İnka lideri Atahualpa’yı diplomatik bir görüşmede esir alması, yerel güçlerin de desteğiyle bu imparatorluğa son vermesi ve yüzlerce yerliyi katletmesi ise apayrı bir hikâyedir…
Sadede gelecek olursak; Ulusal Egemenliğimizi taçlandırdığımız Cumhuriyetimizin, 95. yıl dönümünde hikâyeden hareketle bazı soruları sormalıyız diye düşünüyorum. 
Günümüz dünyasında da güçler dengesi tahta kılıç kullanan yerliler ile top, tüfek kullanan Cortes’in askerleri arasındaki farktan daha mı az ? 
21. yüzyılın dünyasında yanı başında savaşlar ve kıyımlar yaşanırken olan bitenden bihaber toplumlar, hâlâ yaşamaya devam etmiyor mu? ( Üstelik çağımızın tüm teknolojik imkanlarına rağmen)
- Teknolojik üstünlükleri ve ekonomik güçleriyle işgale giriştikleri ülkelerde adeta “tanrı” gibi karşılanan emperyal liderler, bu ülkelerin sözde liderlerini de Montezuma misali rehin almış yönetmiyor mu?
- Dün Mentozuma’ya karşı Cortes ile hareket eden Aztek yerlileriyle, bugün kendini “Liberal”, “İkinci Cumhuriyetçi”, “Sözde aydın” olarak olarak niteleyen emperyal güç sevicilerinin birbirinden farkı var mı?
- Cortes’in Vera Cruz kıyılarına demir atan gemileri ile 1918’de İstanbul Boğazı’na demirleyen İngiliz gemilerinin hangarları aynı yok oluşu taşımamışlar mıdır? 
Kısacası;
İster Amerika kıtasının işgal ve sömürü tarihine göz atın, ister Afrika kıtasının köle pazarına nasıl dönüştürüldüğünü okuyun ya da çok eskiye gitmeyip şöyle bir Irak ve Suriye’ye göz gezdirin… Yaşanan senaryo, hikaye ve kahramanlar hep aynıdır. Arabistanlı Lawrence  bir bakmışsınız Hindistan da , bir bakmışsınız Tanzanya’da bir bakmışsınız Uzakdoğu Asya’da karşınıza çıkıvermiş.
Ta ki bir babayiğit çıkıp “ GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER” diyene kadar.
Kuruluşunun 95. yıl dönümünde işgale karşı can verenlere, bedel ödeyenlere, zafer elde edenlere ve direnmeye hâlâ devam edenlere bin selam olsun…

Kurtuluş Gezen

Eğitim İş Merkez Denetleme Kurulu Üyesi 

KURTULUŞ GEZEN EĞİTİM İŞ MERKEZ DENETLEME KURULU ÜYESİ CORTES'İN GEMİLERİ
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hacettepeliler 10 Kasım’da Bir Araya Geldi
Hacettepeliler 10 Kasım’da Bir Araya Geldi
Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un “10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü” Mesajı
Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un “10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü” Mesajı