Bir sendika başkanı daha siyasette

Eğitim İş önceki dönem Genel Başkanı Veli Demir, "Söylemek ve ağlamak yetmez; işe başlamak gerekir" diyerek CHP'den siyasete girdiğini duyurdu...

Bir sendika başkanı daha siyasette

Eğitim İş Genel Başkanı Veli Demir,"Söylemek ve ağlamak yetmez; işe başlamak gerekir" diyerek CHP'den siyasete girdiğini duyurdu.

Demir, "Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimin askıya alınmaya, Cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tasfiye edilmeye çalışıldığı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bir süreç yaşanmaktadır" diye belirtirken, yeni dönemin daha fazla demokrasi dönemi olacağını ifade etti. Demir, ancak bunun için, "Ülkenin temel sorunu olan AKP iktidarından kurtulmakla ve ülkenin kurucu ayarlarına döndürülmesiyle mümkün olacaktır" dedi.

Demir, CHP Antalya Milletvekili aday adaylığını, "CHP Bu nedenle Türkiye Cumhuriyetini kuran ve ülkemizin en köklü partisi olma niteliğini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin temel ilkelerini savunmak ve ileriye taşımak; solun evrensel değerleri olan 'özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü ve demokratikleşme' kavramlarının ülkemizde kurumsallaşmasını sağlamak için tek umuttur" sözleriyle açıkladı.

Demir ayrıca, "Bugün Bolu Beyi'ne karşı Köroğlu, Hızır Paşa'ya karşı Pir Sultan Abdal, Derviş Mehmet'e karşı Kubilay, emperyalizme karşı Mustafa Kemal olmanın tam da zamanıdır" diye de belirtti.

İşte Demir'in yazılı açıklaması:

"Tarihimizin en kritik seçimini, 24 Haziran 2018 tarihinde yapacağız. Erken seçim istemeyi 'vatan hainliğiyle' bir tutan Cumhurbaşkanı, bu açıklamasından sadece birkaç ay sonra, iktidarın küçük ortağıyla birlikte baskın seçim kararı alarak ülkeyi artık yönetemez durumda olduklarını itiraf etmiştir.

AKP iktidarda olduğu 16 yıl boyunca küresel güçlerle işbirliği yaparak, ulus devletin ve bağımsızlığın yok edilmesine, etnik ve dinsel ayrımcılıklarla da üniter yapının yıkılmasına, ulusal birlik ve beraberliğin bozulmasına çanak tutmuştur.

Özellikle son dönem, siyasal iktidarın faşizan politikalarının, her türlü haksızlığın ve hukuksuzluğun yaşandığı, yargının ve adaletin çöktüğü bir dönem olarak tarihe geçmiştir. 15 Temmuz darbe süreci fırsata çevrilerek OHAL uygulaması başlatılmış, temel hak ve özgürlükler rafa kaldırılmıştır.

Yandaş medya dışında kalan basın yayın organları ya kapatılmış ya da iyice baskı altına alınmış, onlarca basın emekçisi, aydın tutuklanmıştır. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kullanımı terör propagandası kapsamına alınarak binlerce dava açılmıştır. On binlerce çalışanın sorgusuz sualsiz işine son verilerek açlıkla, sefaletle karşı karşıya bırakılmış, üniversiteler 12 Eylül’de bile karşılaşılmayan bir saldırıya uğramış, binlerce akademisyenin görevine son verilmiştir.

Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimin askıya alınmaya, Cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tasfiye edilmeye çalışıldığı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bir süreç yaşanmaktadır.

Siyasal iktidar, geride bıraktığımız 16 yıl boyunca, eğitim sistemini de kendi çıkarları için kullanacağı bir araca dönüştürmüştür. Bu araç, gerici ve işbirlikçi iktidara seçmen ve oy devşirmek için kullanılmaktadır. Doğal olarak özgür düşünceli çağdaş insanlar yetiştirecek laik ve bilimsel eğitim yok edilmek istenmektedir. İktidarın bütün eğitim uygulamalarında bu amacı taşıyan somut izler görülmektedir. Bir başka deyişle 'eğitim yoluyla insan yetiştirme' değil, 'yetişecek olan insanlar üzerinde bir kontrol sağlama amacı' güdülmektedir.

Siyasi iktidarın cumhuriyetimizin eğitim birikimini yok sayarak uygulamaya koyduğu 4+4+4 düzenlemesi, tam bir yıkım yaratmıştır. Siyasi iktidar, çağdaşlaşmanın temeli olan bilimsel eğitimi, dolayısıyla öğretim birliğini ortadan kaldırma girişimini, karma eğitimi sonlandırarak tamamlamak istemektedir.

AKP iktidarı eğitim sistemimizi bir yandan gerileştirmeye öte yandan da tam bir işletme mantığıyla ticarileştirme ve yerelleştirmeye çalışmaktadır. Devlet okullarının sayısı belirgin bir şekilde azalırken her fırsatta kamu kaynakları ile desteklenen, çeşitli muafiyet ve istisnalar ile açılması teşvik edilen özel ilkokul ve ortaokul sayılarındaki artış hızla sürmektedir.

Yine AKP döneminde eğitim çalışanlarının statüsü de bilinçli bir şekilde düşürülmeye başlanmıştır.

Bugün muhalif ve örgütlü öğretmen devletin gözünde sakıncalı görülmekte; öğretmen, kendisini daha da yetiştirecek ve toplumda saygınlığını sürdürecek maddi olanaklardan yoksun bırakılmakta; öğretmenin mesleki ve demokratik haklarını savunacağı örgütlenme hakkı engellenmektedir.

Tablo bu kadar ağırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Yeni dönem, daha fazla demokrasi, daha güçlü hukuk devleti dönemi olacaktır' şeklindeki sözleri ile yaşanan sorunları kabul etmiştir.

Unutulmamalıdır ki Hacı Bektaş’ın dediği gibi: İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Biz bu karanlık gidişe 12. yy Anadolu Aydınlanmasının ve Büyük Atatürk’ün açtığı ışıklı yoldan gidersek bir dur diyebiliriz.

Evet, yeni dönem, daha fazla demokrasi dönemi olacaktır. Ancak bu ülkenin temel sorunu olan AKP iktidarından kurtulmakla ve ülkenin kurucu ayarlarına döndürülmesiyle mümkün olacaktır.

Bu nedenle Türkiye Cumhuriyetini kuran ve ülkemizin en köklü partisi olma niteliğini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin temel ilkelerini savunmak ve ileriye taşımak; solun evrensel değerleri olan 'özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü ve demokratikleşme' kavramlarının ülkemizde kurumsallaşmasını sağlamak için tek umuttur.

Kuvayı Milliyeci Saime Kadının dediği gibi 'Söylemek ve ağlamak yetmez; işe başlamak gerekir.'

Bugün Bolu Beyi'ne karşı Köroğlu, Hızır Paşa'ya karşı Pir Sultan Abdal, Derviş Mehmet'e karşı Kubilay, emperyalizme karşı Mustafa Kemal olmanın tam da zamanıdır.

Gün Milletin Egemenliği ’ne hep birlikte sahip çıkma,

Gün Atatürk’ün emaneti Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma,

Gün Demokrasiyi yaşatma günüdür.

Ve ben; bir eğitimci olarak Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, bizlere emanet ettiği çağdaş, laik, demokratik Cumhuriyete ve kazanımları ile bilimsel, laik, kamusal ve parasız eğitime, yaşamımın her evresinde her zaman her koşulda sahip çıktım. Bundan sonra da ne pahasına olursa olsun sahip çıkmaya devam edeceğim. Bu anlamda, 24 Haziran 2018’de yapılacak genel seçimlerde, CHP Antalya Milletvekili aday adayı olduğumu bilgilerinize saygıyla sunarım."

VELİ DEMİR KİMDİR

1966 yılında Antalya-Serik’e bağlı Deniztepe’sinde doğmuştur. Göçer Yörük olmanın bir sonucu olarak ilkokulu beş ayrı okulda tamamlamıştır.

ilk, orta ve lise eğitimini Serik’te tamamlayan Veli Demir, ardından Burdur Eğitim Yüksek Okulunu bitirerek 1986’da Diyarbakır’da öğretmenliğe başlamıştır.

Öğretmenlik yaşamı devam ederken, 2000 Haziran’ında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden lisans düzeyinde mezun olmuştur. 

1990’da Eğitim-İş Sendikasına üye olarak emek mücadelesine katılan Veli Demir, 98 yılından, 17 Ekim 2005 yılına kadar kesintisiz olarak Eğitim-Sen’de yöneticilik yapmıştır.

Veli Demir, 17 Ekim 2005 tarihinde yeniden kurulan Eğitim-İş’in, kurucu olarak kuruluş çalışmalarına katılmış, iki Dönem Konya Şube Başkanlığı yapmıştır.

Veli Demir; 2011 yılından itibaren de iki dönem Eğitim İş Genel Başkanlığı yapmıştır.

Halen öğretmen olarak görev yapan Veli Demir evli ve üç çocuk babasıdır.

Kaynak:velidemir.com

veli demir eğitim iş chp antalya milletvekili aday adayı
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hacettepeliler 10 Kasım’da Bir Araya Geldi
Hacettepeliler 10 Kasım’da Bir Araya Geldi
Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un “10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü” Mesajı
Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un “10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü” Mesajı