EGE ADALARI

Ege’nin Yunan Gölü olması Lozan’da önlenmiştir.

EGE ADALARI

Ege Denizi’nde sadece Osmanlı hâkimiyetinden dönemin uluslararası hukuka uygun olarak egemenlik devri yapılmış olan adalar Yunanistan’a aittir. .

Ege Denizi’nde gerçekten Yunanistan’a ait olan adalar iki grupta toplanabilir.

Birinci grupta, Yunanistan’ın bağımsızlığını elde ettiği 24 Nisan 1830 ile Lozan Barış Antlaşması’nın imzalandığı 24 Temmuz 1923 arasındaki dönemde Yunanistan’a bırakılan adalar bulunmaktadır.

İkinci grupta ise, Lozan Barış Antlaşması ve 10 Şubat 1947 Paris İtalyan Barış Antlaşması ile gayri askerî statüde olmaları kaydıyla Yunanistan’a bırakılan adalar bulunmaktadır.

Bunların dışındaki ada, adacık ve kayalıklar için egemenlik devri yapılmamıştır. Dolayısıyla bu adalar Yunanistan’a ait değildir.

Uluslar arası hukukun bu gerçekliğine karşın Yunanistan, uluslararası alanda meydana gelen değişmelerin, antlaşmalarla kurulmuş olan statüyü ortadan kaldırdığını ve Lozan Barış Antlaşması’nda Türkiye’ye bırakıldığı belirtilmeyen kara parçalarının tamamının kendisine ait olduğunu ileri sürmektedir.

Buna karşılık Türkiye, kısa bir süre öncesine kadar antlaşmaların hükümlerinin geçerli olduğunu ve Lozan Barış Antlaşması’nda haklarından feragat etmediği ada, adacık ve kayalıklarda egemenlik haklarının devam ettiğini savunmuştur. 1996 yılında yaşanan Kardak krizinde Türkiye bu iddiasını yaşama geçirmiştir.

AKP iktidarı sözcülerini kim, hangi amaçla, nasıl bilgilendiriyor, bilemiyoruz. Bir süredir iktidar sözcüleri Yunanistan’ın Ege’deki işgallerine seyirci kalındığı eleştirilerine, Yunanistan’ın işgal ettiği ada, adacık ve kayalıkların Lozan’da egemenlik devri yapılmadığı halde Lozan’da kaybedildiğini iç politika malzemesi yapıyor. Bu Yunanistan  için tarihi ve hukuki gerçeklerle örtüşmeyen bir kozdur.

Lozan Düzenlemesi

Lozan Barış Antlaşması’na kadar Ege’de egemenliği Yunanistan’a devredilen ada, adacık ve kayalıklar konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Lozan Barış Antlaşmasına konu olan adalar; Eğriboz Adası, Şeytan Adaları, Çuha ve Küçük Çuha Adaları ile Girit dışında kalan adalardır.

Ege adaları ve Meis Adası üzerindeki hâkimiyet hakları Lozan Barış Antlaşması’nın sırasıyla altı, oniki, onüç, ondört, onbeş ve onaltıncı maddeleri ile düzenlenmiştir. Egemenlik devirlerini düzenleyen maddeler sadece oniki ve onbeşinci maddeler olmuştur.

Ege’de “3 mil dışındaki adalardan feragat ettik” yanılgısına, başka bir deyişle Ege’nin Yunan gölüne dönüşmesine çanak tutan teslimiyetçi yaklaşım, Lozan Barış Antlaşması’nın altıncı maddesinin ikinci fıkrasının ve onaltıncı maddesinin doğru okunmamasından kaynaklanmaktadır.

Önce Lozan imzalandığında 3 mil olan karasularına atıf yapan altıncı maddeye bakalım;

Bu madde egemenlik devrini düzenleyen icrai nitelikte bir madde değil soyut bir hüküm niteliğindedir. Buna göre fıkra metninde yer alan üç mil ilkesinin hangi sahillerde uygulanacağı belirlenmemiş, konu takip eden ilgili hükümlere bırakılmıştır.

Dolayısıyla bu maddedeki 3 mil vurgusu, hiçbir koşulda Türkiye’nin 3 milin ötesindeki adalar ile adacıkların egemenliğinden feragat ettiği ve bu adaların Yunanistan’a ait olduğu yolundaki gönüllü teslimiyet algısını yaratacak biçimde çarpıtılamaz.

Aynı şekilde, Lozan’ın onaltıncı maddesi de, eğer doğru okunursa Yunanistan lehine çarpıtılamaz.

Onaltıncı madde, Lozan’ın oniki ve onbeşinci maddeler ile yapılan Ege adaları ile ilgili düzenlemeleri tamamlayıcı mahiyette bir hükümdür.

Uluslararası hukukta bir antlaşmanın bütün olarak ve hükümleri anlam ifade edecek şekilde yorumlanması esastır. Açık anlatımıyla, bir madde ile belirlenen bazı hükümlerin antlaşmaya konu olan hususlara tümüyle uygulanması söz konusu değildir.

Egemenliğin Devri

İşte bu nedenle, Lozan Barış Antlaşması’nın oniki ve onbeşinci maddelerinde Ege’deki hangi adaların egemenlik devrine konu oldukları özellikle ismen açıklanmıştır

Bu nedenle, hem altıncı hem de onaltıncı maddeyi doğru okuyup anlamak için öncelikle antlaşmanın egemenlik devirlerini düzenleyen oniki ve onbeşinci maddelerin bilinmesi gerekir

Lozan Barış Antlaşması’nın onikinci maddesi şöyledir:

“Gökçeada ile Bozcaada ve Tavşan Adaları dışında, Doğu Akdeniz adaları ve özellikle Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya adaları üzerinde Yunan egemenliği konusunda 17/30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması’nın beşinci ve 1/14 Kasım 1913 tarihli Atina Antlaşması’nın onbeşinci maddeleri hükümleri uyarınca alınan ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan Hükûmeti’ne bildirilen karar, bu antlaşmanın İtalya'nın egemenliği altına konulan ve onbeşinci maddede belirtilen adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere doğrulanmıştır.

İşbu antlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, Asya kıyısından üç milden az uzaklıkta bulunan adalar, Türk egemenliği altında kalacaktır.”

Bu madde hükümlerinde Menteşe Adaları dışında kalan kesimde Türkiye ile Yunanistan arasındaki statü belirlenmiştir. Lozan’da kabul edilen bu statü, Osmanlı Devleti’nin Ege Denizi’ndeki tüm ada, adacık ve kayalıkları devretmeyi kabul ettiği Sevr Antlaşması’nın hükümlerinden farklıdır.  

Lozan’ı, Türkiye’nin 3 milin ötesindeki adalar ile adacıkların egemenliğinden feragat ettiği, dolayısıyla Yunanistan’ın işgal ettiği 18 adanın zaten Yunanistan’a ait olduğunu ima etmek, Sevr’i hortlatmaya kapı açmaktır.

Lozan’ın onikinci maddesinde sadece Limni, Semadirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya adaları ismen sayılarak; Taşoz, Bozbaba ve İpsara Adaları ise Altı Büyük Devlet Kararı’na atıf yapılarak ve bu karar gereğince adaları askerî amaçlarla kullanmaması kaydıyla Yunanistan'a devredilmiştir.

Bunun karşısında, Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları ile Anadolu kıyısına üç milden az uzaklıkta bulunan adalar üzerindeki Türk egemenliği teyit edilmiştir.

Özetlersek, oikinci madde ile Türkiye’nin egemenliğini devrettiği adalar isimlendirilirken, aynı zamanda egemenliğine bırakılan adalar üzerindeki hakları da teyit edilmiştir. Ötesinde, bu madde hükmüne tâbi olan toprak parçaları sadece adalar olduğundan adacık ve kayalıklar egemenlik devrine konu olmamışlardır.

Onikinci madde ile Türk egemenliğinden çıkan diğer toprak parçalarıyla ilgili olarak sadece Menteşe Adaları’nın durumlarını düzenleyen onbeşinci maddeye atıf yapmıştır.

Lozan Barış Antlaşması’nda onikinci maddeyle beraber egemenlik devrinin düzenlendiği diğer madde olan onbeşinci maddesi şu şekildedir:

“Türkiye, aşağıda sayılan adalar üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından İtalya yararına vazgeçer: Bugünkü durumda İtalya'nın işgâli altında bulunan İstanbulya, Rodos, Herke, Kerpe, Çoban Adası, İlyaki, İncirli, Kilimli, İleriye, Batnoz, Lipso, Sömbeki, ve İstanköy adaları ile bunlara bağlı adacıklar ve Meis Adası.”

Bu metinden de anlaşılacağı üzere İtalya’ya ismen sayılarak verilen onüç adet Menteşe Adası ile bunlarla beraber ne olduklarından net bir şekilde söz edilmeyen “bağlı adacıklar” da İtalya’ya bırakılmıştır. Ancak, devri kabul edilen Meis Adası ile ilgili olarak “bağlı adacıklar”  düzenlemesi yapılmamıştır.

Ayrıca bu bölgedeki kayalıklar antlaşmada İtalya’ya devredilmediklerinden Türkiye’de kalmışlardır.

Türk – İtalyan Anlaşması

Meis’e “bağlı adacıklar” konusu Türkiye ile İtalya arasında Lozan’dan sonra da gündeme gelmiştir. 4 Ocak 1932 tarihinde dönemin Türkiye Cunhuriyeti Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Bey ile İtalya’nı Türkiye Büyükelçisi Pompeo Aloisi arasında imzalanan anlaşmayla bu konu çözüme kavuşturulmuştur.

Buna göre, Bodrum Körfezindeki Kara Ada ile birlikte Lozan’da İsmet Paşa’nın “Anadolu’nun parçalarındandır. Ona malik olmak davamız meşru ve haklıdır” dediği Meis adasına bağlı 30 adacıktan 19’u Türkiye’ye verilirken 11’i İtalya’da kalmıştır.

Türkiye’ye verilen bu adacıklar ile Ege’de bugün Yunanistan tarafından işgal edilmiş bulunan adalar dahil çok sayıdaki ada ve adacık, 1936 yılında Montrö Sözleşme imzalandıktan sonra dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın çekincelerine karşın  İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından, Atatürk’ün de desteğiyle devlet envanterine kaydedilmiştir.

Lozan Barış Antlaşması’nda adalarla ilgili son madde olan onaltıncı madde ise şöyledir:

“Türkiye, işbu antlaşmada belirtilen sınırlar dışında bulunan topraklar üzerindeki ya da bu topraklara ilişkin olarak, her türlü haklarıyla sıfatlarından ve egemenliği işbu antlaşmada tanınmış adalardan başka bütün öteki adalar üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vazgeçmiş olduğunu bildirir; bu toprakların ve adaların geleceği, ilgililerce düzenlenmiştir ya da düzenlenecektir.

İşbu maddenin hükümleri, Türkiye ile sınırdaş olan ülkeler arasında komşuluk durumları yüzünden kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümlere halel vermez.”

.Bu madde sadece oniki ve onbeşinci maddeler ile yapılan düzenlemeleri tamamlayıcı mahiyettedir. Yunanistan lehine çarpıtılmasına çalışıldığı gibi, Türkiye’nin kendisine bırakıldığı teyit edilen adalar dışındaki tüm adalardan vazgeçtiği anlamını taşımamaktadır.

Türkiye’nin üzerindeki her türlü haklarından vazgeçtiği adalar egemenlik devrine konu olan adalardır.

Bu onaltıncı madde, Sevr Antlaşması ile Lozan Konferansı’nda müttefikler tarafından hazırlanıp Türk Heyeti’ne verilen antlaşma metninde yer alan, Türkiye’nin tüm Ege adaları üzerindeki egemenlik haklarından vazgeçtiğinin belirtildiği hükümlerin yerine geçmek üzere düzenlenmiştir. Bu biçimiyle de, Türkiye’nin Ege’deki çıkarlarını kısmen de olsa korum altına almıştır.

Yunanistan lehine çarpıtılması, Lozan’da büyük bir mücadele ile kazanılmış Ege’deki haklarımızın gözardı edilmesi anlamında bir gaflettir.. .

Ötesinde, bu madde hükmü dikkatli bir biçimde ve doğru okunduğunda, sadece adalara değinildiği görülecektir.

Dolayısıyla Türkiye’nin, Ege’deki adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik haklarından feragat ettiği savı bütünüyle temelsiz ve asılsızdır. .

AKP iktidarı öncesinde Kardak’ta korunan Türkiye’nin işte bu egemenlik hakkıdır.

Yunanistan Sorunu

Yunanistan’ın Lozan’a rağmen askerden arındırılması gereken adaları silâhlandırması ve egemenliği antlaşmalarla kendisine devredilmeyen kara parçaları üzerinde hak iddia etmesiyle Ege’deki ada, adacık ve kayalıklar sorunu ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de kimi çevrelerin de Lozan’ı okumak zahmetine dahi katlanmaksızın bu konudaki suskunlukları Yunanistan’a avantaj sağlamıştır.

Yunanistan, başta karasularıyla ilgili oniki mil düzenlemesi olmak üzere uluslararası alanda meydana gelen değişmelerin, antlaşmalarla kurulmuş olan Ege’deki statüyü ortadan kaldırdığını ve Lozan Barış Antlaşması’nda Türkiye’ye bırakıldığı belirtilmeyen kara parçalarının tamamının kendisine ait olduğunu ileri sürmektedir.

Buna karşılık Türkiye uzun yıllar boyunca, antlaşmaların hükümlerinin geçerli olduğunu ve Lozan Barış Antlaşması’nda haklarından feragat etmediği ada, adacık ve kayalıklarda egemenlik haklarının devam ettiğini savunmuştur.

Yunanistan’ın karasularını oniki mile çıkarma girişimlerini de “savaş sebebi” sayacağını TBMM kararına bağlamıştır.

AKP iktidarında ise oniki milin savaş sebebi sayılması tartışmaya açılmış ve Yunanistan bakımından caydırıcılığımız zedelenmiştir. Nitekim, 2004 yılında Yunanistan’ın Ege adalarını işgaline AB’den müzakere tarihi almak adına seyirci kalınması Ege’de oniki mil uygulamasını fiilen yaşama geçirmiştir.

Oysa Ege’de karasuları uluslar arası hukuk bağlamında, Lozan’da üç mil iken günümüzde altı mildir. Bu düzenlemenin Türkiye’ye, Lozan’da egemenlik hakkı isimlendirilmemiş olan üç milin ötesindeki Kardak misali toprak parçaları için altı mile kadar egemenlik hakkı doğurmasına karşın, günümüzde bu hakkın takibi yapılmamaktadır..

Türkiye, Ege’deki Yunan işgallerine daha fazla suskun kalamaz. Türkiye, Ege Denizi’ndeki gelişmeleri ve hayat haklarını siyasî bağımsızlık hakkı olarak görmek durumundadır. .

Ege İşgal Öncesi

Ege İşgal Sonrası

Kaynak:http://add.org.tr/index.php/add-den/makaleler/1121-uluc-guerkan-ege-adalar

EGE ADALARI ULUÇ GÜRKAN
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Milli Eğitim Müdürlüğü 'suçluyu' buldu: ‘Rehber öğretmenler öğrenciyi alıkoyuyor’
Milli Eğitim Müdürlüğü 'suçluyu' buldu: ‘Rehber öğretmenler öğrenciyi alıkoyuyor’
Millî Eğitim Bakanlığı Personeli Merkez ve Taşra Teşkilatı Görevde Yükselme Yazılı Sınav Duyurusu
Millî Eğitim Bakanlığı Personeli Merkez ve Taşra Teşkilatı Görevde Yükselme Yazılı Sınav Duyurusu