Saadet Özkan: Öğretmenliğe devam edemedim

3 yıl önce İzmir Menderes'te 6 öğrenciye cinsel istismarda bulunan okul müdürünün yargılanmasını sağlayan Saadet Özkan, verdiği mücadeleyle dünyaya örnek oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Uluslararası Kadınlar Cesaret Ödülü'nü geçen hafta First Lady Melania Trump'ın elinden aldı. Özkan, Washington'daki yoğun gündemi arasında Gazete Habertürk'ten Aysun Öz'e konuştu. Çocuklar için mücadele ederken geçirdiği, onu 1 yıl yatağa bağlayan kazayla ilgili hala kuşkuları var.

Saadet Özkan: Öğretmenliğe devam edemedim
Bu içerik 3766 kez okundu.

Çok büyük bir iş başardı. Bu müthiş çabası Türk basınında yer alan haberlerle kayda da geçti. Ama ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "Uluslararası Kadınlar Cesaret Ödülü"nü geçen hafta Melania Trump'ın elinden alması, Türkiye'nin yoğun gündeminde Saadet öğretmenin çoktan hak ettiği ilgiyi tam anlamıyla önüne serdi. 3 yıl önce İzmir'in Menderes İlçesi'ndeki ilkokulda 6 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan okul müdürünü ortaya çıkaran ve yargılanmasını sağlayan Saadet Özkan, verdiği mücadeleyle dünyaya örnek oldu. Aldığı ödülsonrası ABD'de pek çok konferansa katıldı, mücadelesini anlattı, ilham verdi. Özkan'ı Washington'daki yoğun gündemi arasında zor yakaladık. Ödülün getirdiği heyecanla açtı telefonu, yaşadıklarını anlatırken yine gözyaşlarına boğuldu; boğulduk...

- Çocuklar için dünyayı ayağa kaldırdınız, ama sizi pek tanımıyor insanlar...

Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü'nü bitirdim. 2 yıllık bölümümü 4 yıla tamamlayıp okul öncesi eğitim öğretmenliği lisansı aldım. Tabii öğretmenlik diplomasını almak ayrı bir durum. Öğretmenliği inanılmaz seviyorum. Sonra da kişisel gelişim uzmanlığı, NLP, yaşam koçluğu, öğretmen-öğrenci koçluğu gibi tamamen kişisel eğitime kaydım. Artık mesleğim de bu. Eğitmen eğiticisiyim aynı zamanda. Anne, baba eğitimleri yapıyorum. Onun dışında istismara uğramış ailelerin çocukları bana ulaştığında anne, baba eğitimi yapıyorum. Ve bu çocuklar için ders programı hazırlıyorum.

- Nasıl bir ders programı?

Aslında sihir şurada. Ders programı adı altında onları yaşama bağlayacak teknikler. Bu yöne kayınca hayatım tamamen değişti.

- Nasıl öğretmen oldunuz?

Aslında eski bir belediyeciyim. İlkokul öncesi eğitim öğretmenliği ile başladım belediyede. Fakat sonra sağlık işleri müdürlüğüne geçtim. Belediyelerin bölünmesiyle Karabağlar Belediyesi'nde işe başladım, çocuklarla ilgili çok güzel projeler sunmuştum. Ben iyi bir proje geliştiricisiyim aslında ama baktım yürümüyor, istifa ettim. Bana herkesin dediği şuydu: "Sen deli misin? Belediyedeki iş bırakılır mı?" Benim isteğim bu değildi. Bir oğlum var. Onun hayatını görünce sistemin içinde olmam gerektiğini düşündüm. Aslında kazandım ama zorunlu hizmet yapmadan öğretmenliğe geçilmiyor. Eşim buna çok sıcak bakmadı. "Çok yapmak istiyorsan ücretli öğretmenlik yap" dedi. Bir köy istediğimi söyledim.

- O köy okuluyla yolunuz nasıl kesişti?

Beni aramışlar, telefonu duymamışım. Geri aradım. "Sizi köy okulu için aramıştık ama ulaşamadık, o yüzden görevi başka bir öğretmene verdik" dediler. Çok üzüldüm. "Bu köy okulunu çok istiyorum. O öğretmen gitmezse lütfen beni geri arayın, ben bu işe talibim ve özelliklerimi bilseniz istersiniz" dedim. Ücretli öğretmenliğin bu kadar zor olduğunu bilmiyordum açıkçası.

'NE İŞİNİZ VAR BURADA!'

- Nasıl bir zorluktan bahsediyorsunuz?

Çabuk elde eden, güçlü bir kadınım. Şaşırdım sistemin bu şekilde olmasına. Sonra beni aradılar. Vasıta olmadığı için diğer öğretmen istememiş. "Ben kabul ediyorum" dedim. Kendi aracımla gideceğimi söyledim. Bana dedikleri şuydu: "Orası çok uzak, aldığınız maaş benzine gider." Ben parlayan gözleri istiyordum. Belgelerimi götürdüm. "Altyapısı bu kadar iyi olan birinin ne işi var burada" dediler. Oysa o çocuklara hizmet etmeliyiz. Onların bizim gibi rol modelleri olmalı.

- Okul ve müdürle ilgili ilk izleniminiz neydi?

Yol çok uzaktı, ilk gün eşimle gittim. Her yer ağaç, orman, cennet gibi. Okulu gördüğüm anı hiç unutamıyorum. Küçücük bir okul. Nasıl büyülendim size anlatamam. Muhteşem bir andı. Tuvaleti falan dışarıdaydı. Okula girdim. Ve çocukların bana bir sarılışı vardı... O zaman sarışın bir kadındım. O şahıs beni çok iyi karşıladı. Bana anlattıklarıyla, idealizmle beni etkilemeyi başardı. Eşim de çok iyi bir adam olduğunu düşündü.

- Göreve başladınız. İlk ne zaman fark ettiniz tuhaflığı?

Daha ilk günlerde bir tuhaflık sezdim ama arkadaşlarım beni yanılttı. Açıkçası o güne kadar pedofili ile ilgili pek bir şey bilmiyordum. Okulun yerleri taştı, düzelttim. Minderler diktirdim. Orayı bir koleje çevirdim. O dönemin kaymakamı hayran kaldı. Kaymakam bana geldi dedi ki "Herkesi mi ücretli öğretmen yapsak hocam?" Benim çocuklarım, öğrencilerim inanılmaz zekiydi. Fakat okuldan mezun olan çocukların üniversite okumadığını öğrendim. "Çocuklar bu kadar zeki, nasıl bitiremezler" dedim kendi kendime. n Şüpheleriniz de giderek artıyordu... Asıl olay şöyle su yüzüne çıktı. O dönem 4+4+4 sistemi başladı. Okul müdürü, "Hocam okulda doğru düzgün sayıda çocuk da yok" dedi. Bu arada ben birleştirilmiş sınıfların İngilizce derslerine de giriyordum. Baktım 4. sınıfa giden çocuk okuyamıyor.

- Türkçe mi okuyamıyordu?

Evet, Türkçe okuyamıyordu. Ama karne iyi. Benim çocuklar onun dersine girmeye başlayınca "Ya hocam, İngilizce dersine gerek yokmuş, girme sınıfa" dedi. Beni çocuklardan uzak tutmaya çalışıyordu.

 

- Siz sadece İngilizce dersine mi giriyordunuz?

Tabii, ama birleştirilmiş sınıf olunca ben onlara drama falan da veriyordum. Yaşı daha küçük öğrencilerin gelmesiyle ona da küçük çocuklar gitmeye başladı, ama çocuklar benim sınıfıma gelmek istediğinde "Hayır" diyordu. Ben de "Öğretmenin stili bu herhalde" diyordum. Bu arada hep kapılar kilitleniyordu. Başka öğretmenler de geliyor ama derse sokmuyordu. Norm fazlası öğretmen diye yolluyordu. O öğretmenler de benim gibi bir şeyler sezmişler ama peşine gitmemişler.

- Herkes kulağının üstüne yatmış.

Aynen öyle. Sonradan şunu öğrendim. 7 sene önce oraya gelen bir öğretmen, çocukları lojmana götürdüğünü görmüş ama çocuklar bir şey söylemeyince görev yerini değiştirmiş. Bir insan neden görev yerini değiştirir? Adam okulu açık tutmaya çalışıyor, öğrenci sayısı 10'un altına düşerse okul otomatikman kapanıyor, çocuk toplamak gerekiyor.

- Kaç öğrenci vardı okulda?

22. Ana sınıfına çocukları topluyor, ilkokula hazırlıyor.

- 22 sadece anaokulu mu?

Ayrı ayrı. Birleştirilmiş sınıf düşünün. 12, 13 çocuk bir arada eğitim alıyor. Ben o okulun müdürü olsam fırsat eşitliğinden faydalanmaları için onların taşımalı sistemle daha güzel bir okulda eğitim almalarını isterim.

- İlk 4 sınıf bir arada...

Aynen. Ve sonrasında sürekli odasının kapısını kilitlediğini fark ettim. Müdür odası da olsun olsun 28 metrekare. Kapıyı çaldığımda dakikalarca açılmıyordu. Çocuklar okuldan çıkarken gözleri ağlamaklı oluyordu. Ya bu çocuklar neden böyle ağlamaklı oluyor? "Bu adam size bir şey mi yapıyor" diye sordum. Artık bunu bulmam lazımdı.

- Odasında mı ders işliyordu?

Müdür odasıydı. Öğle tatilinde bütün çocukları yolluyordu ve kendisi koşa koşa lojmana gidiyordu. Sonradan anladım ki çocukları lojmana da götürüyormuş. Adam bildiğimiz sapıkmış. Bir annenin geldiği günü unutamıyorum. Daha 22 yaşında gencecik bir anne. Müdür onu görünce "Ben bunu çok severdim" dedi. Kadın çocuğunu arkasına sakladı. Sonra şunu öğrendim: Rehabilite edilmeyen, cinsel istismara uğrayan çocuklar cinsel istismara açık çocuklar yetiştiriyorlar. Böyle korkunç bir sancı yaşıyoruz. En sonunda kapısının kilidini bozup adamı yakaladım. Jandarma Komutanlığı'na gittim. Çocukların bana anlattıklarını anlattım. Sonrasında çocukların anlattıkları benim anlattıklarımın da ötesindeydi. Pornografik CD'leri ben bilmiyordum. Kapıyı kilitlediğinde çocuklara izlettiriyormuş.

'ÇOCUKLARA SUS DEMEYELİM'

- Washington'daki toplantılarınız nasıl geçiyor?

Bugün George Washington Üniversitesi'nde bir panelde konuşmacıydım. Bana dedikleri şuydu: Siz ilham verici bir insansınınız ve çok iyi anlatıyorsunuz. Unutmayın, cesaret bulaşıcıdır. Siz bize ilham verdiniz ve cesaretinizi bulaştırdınız. Bu cesaretle buradaki çocuklar için muhteşem şeyler yapmak istiyoruz. Benim ülkemin, benim yurdumun muhteşem çocukları harika şeyler hak ediyorlar. Onlar bizim gibi ilham veren öğretmenlerden eğitim almalı. Onlar kendi farklı duygu ve düşüncelerini bize aktarabilmeliler. Yani biz onlara "Sus" diyen öğretmenler olmamalıyız. Aksine "Anlat fikirlerini" diyenlerden olmalıyız. Ülkemizde cinsel istismar olayları yaşanmasının sebebi bu belki de. Çocuklar konuşuyor artık, anlasınlar. Anneler, babalar susuyor ama çocuklar konuşuyor. Onlar bizim değişimimiz olacak, buna inanıyorum.

'MELANİA ÇOK HEYECANLIYDI'

- Dünyanın gözünü ayırmadığı Melania Trump ile tanıştınız...

Trump da çok heyecanlıydı. Çok güzel bir kadın... Bizi çok iyi karşıladı. Ama isterdim ki ülkemden birileri de bizi çağırsaydı. O kadar çok insanın ayağına gittim ki çocuklara kapılar açmak için. Çok zordu. Ülkemizin kızlarının bizim gibi cesur kadınlara ihtiyacı var. Cesaret herkese bulaşsın.

'KENDİNİ ÖLDÜRTMEK Mİ İSTİYORSUN?'

- Sonra müdür yakalandı...

Okulu kendim açtım, bir tane görevli yoktu. Bana dediler ki "Arkadaş öldürtecek misin kendini?" Eğer ben o okula o gün gitmezsem o çocukların bittiği andır. Okula gittiğimde öğrencilerim beni alkışlarla karşıladı, onların zaferiydi bu. O günü asla unutmam. O benim yeniden doğduğum gündü. Çocukların da. Okula vekil müdür geldi ve bana dedi ki "Sen iftiracısın."

- Ve bunu söyleyen vekil müdür bir kadın.

Evet kadındı. Dedim ki "Siz çocukları hiç mi sevmiyorsunuz, gönlünüz bu kadar mı katılaştı?" Olayın peşine gidince, kaymakamlığa kadar çıkınca, başka bir vekil müdür yolladılar. Gelen kadın da bu sefer "Ay ben çok tiksiniyorum, bu çocuklara dokunamıyorum" dedi. Bu çocuklara bunları bir daha bir daha yapmaya hakları yoktu. Çocuklarım hiç mutlu olamayacaklardı. Sonra bir daha düştüm peşine. Ardından bir vekil müdür daha geldi, benim can dostum. Tam bir öğretmendi. Çocuklar ona da anlatmak istiyordu. Öyle şeyler anlattılar ki ben insanlığımdan utandım.

- Sonra ne oldu?

Benim orada görev yapmamı uygun görmediler. O müdürse müfettiş raporlarına rağmen emekli edildi. Beni şube müdürleri aradı, tehdit ettiler. Çenemi kapamamı söylediler. Hiyerarşiyi bozmuşum. "Niye bunu gelip bize söylemedin, adamı emekli ederdik" dediler. "Erkek çocuklarına bile oluyor, doğal karşıla" dediler.

- Nasıl üstesinden geldiniz bütün bunların, çok ağır ve yorucu bir süreç?

Biz kadınlar çok güçlü varlıklarız. Benim en büyük şansım çocukken iyi bir ailenin elinde yetişmişim, en çok ona seviniyorum. Hayatım boyunca sözlü tacize bile uğramadım. Beni bugünlere hazırlamışlar belki de. Üstüne şöyle bir durum oldu. "Bana görev vermek zorundasınız" dedim. Çünkü bana görev vermek istemediler. Bir kadın şube müdürü uğraştı, bana başka bir köy okulunda görev verdi. Görevime başladım. Ben o olaydan bahsetmedim. Sonra öğrenince bir anda öğle tatilim kalktı, tuvalete bile gidemez oldum. Mobbing'i hissettim.

- Okuldaki öğretmenler mi yaptı?

O gittiğim okuldaki müdür yaptı. Öğretmenler çok iyiydi. Bu arada bir trafik kazası yaptım. Direksiyonum tutmadı.

'O KAZANIN İNCELENMESİ GEREKİYORDU'

- O kaza; gerçekten bir kaza mıydı sizce?

Kaza olduğunu düşünmüyorum artık. Böyle bir davanın üstüne gidiyordum ve bu esnada olan bu kazayı bürokrasinin incelemesi gerekiyordu. Direksiyon ısrarla çevirdiğim yönün tersine gidiyordu. Bir sene yürüyemedim. En acısı da Öğretmenler Günü'nde bir çiçek almadım. Pipetle su içtim...

- Ama davaların peşini hiç bırakmadınız...

Adam bir güzel emekli tazminatıyla avukat tuttu. Adamı saldılar. Mahkeme salonlarına öğrencilerimle, eşimle gittim. Öğrencilerim adamı gördüklerinde çığlık çığlığa kürsünün arkasına saklandılar. Bırakmadım onları. O dosyayı okuduğunda insanlığından utanmayacak kimse yok. Çocuklar diyordu ki, "Öğretmenim sokağa çıkamıyoruz." Kendi kendime dedim ki "Adalet yerini bulmazsa ben de Saadet öğretmen değilim". Kadın olmak çok zor. "Akşam yemeğe gidelim" dediğimizde bir sürü adam bulursunuz, ama "O çocuklara koşalım" dediğinizde bir tane bile bulamazsınız. Eşim bana "Ben mesaiye kalırım, elimden geleni yaparım, bırakmayacağız bu çocukları Saadet, elimizden geleni yapacağız" dedi. O dönem Mersin Belediye Başkan adayı Yücel Ceylan'a ulaştım. Çok yardım etti. Kadın Dernekleri Federasyonu'na ulaştım, İzmir Barosu'na gittim, "Gelin şu çocukları köyde görelim" dedim. Avukatlarla gittik, o kadınların gücünü gören çocuklar konuştular. Ve adam tekrar tutuklandı. O birlik ve beraberliğimizle... O gün her şeyi değiştirdiğimiz gündeydik. Çok zor oldu.

 

'ÖĞRETMENLİĞE DEVAM EDEMEDİM'

- Sonra hayatınıza devam edebildiniz mi, öğretmenlik yapıyor musunuz hala?

Öğretmenlik yapamadım, yaptırmadılar. Bir belediyeye daha girdim ve bana denilen şey şuydu: "Çeneni kapa, gazetecilerle ilişkini kes, burası hiyerarşiye uyulmayan bir yer değil." Ben ise, "Buraya görev için geldim. Kadınlar ve çocuklar için çaba gösterdim" dedim. İstifamı verdim. Kişisel yaşam ve öğrenci koçluğu yaparak geçiniyorum artık. Onlar benim yaşam kaynağım. Onlar sayesinde ayakta kalıyorum ve o kızları okutmaya çalıyorum. İmece usulü öğrencilerime burs sağlıyorum. Hepsi okuyacak. En son Meclis'e gittim. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı çok ilgilendi. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay gibi birçok milletvekili de... Şu çocuklar siyaset üstü tutulsun da başka bir şey istemiyorum. Bakanlık Müsteşarı'nın bana dediği bir cümle vardı: "Hocam, sen simge oldun, keşke her öğretmen senin gibi olsa, bu ülke çok güzel olur." Seferihisar Belediye Başkanı çocuklara tatil yaptırdı. Bu vicdan işi. Birinin bozduğunu diğeri düzeltiyor.

- Ve ABD'den ödül geldi...

Ödülü kabul ettiğim için eleştirenler de olmuş. Onlara sadece, şu çocukların sesini duyun, bırakın bunları diyorum. Mahkeme salonlarına gelin, beraber olalım. Aydın gelecekler kuralım. Susarak bir şeyler olmuyor. Dünyadaki çocukları koruyan herkes, cennetini garantilemiştir bence.

- Çocuklar sürekli aynı şeyleri anlatmak zorunda kalıyor. Sürekli bir travma yaşıyorlar. Süreç nasıl işliyor?

6 mahkeme başkanı değişti. Birinin dinlediği diğerine yetmiyor mu? Kendi çocukları olsa ne yaparlar? İlginç olan bir husus daha var; cinsel ilişki aranması! Şunu anlasınlar artık: Çocukların ruhu zedeleniyor. Buna rağmen bu çocuk bunu defalarca yaşıyor. Beni 50 yaşındaki istismar vakaları arıyor, neler anlatıyorlar. Ve hepsinin dediği aynı: "Biz unutamıyoruz, çekin alın bu duyguları." Nasıl zor bir şey biliyor musunuz? Israrla söylüyorum. Bir ricam var, lütfen çocukları rehabilite etsinler. Çünkü rehabilite edilmeyen çocuklar, daha sonra cinsel istismara açık çocuklar yetiştirebiliyorlar. Hatta cinsel istismarcı da olabiliyor. Kız ya da erkek çocuk hiç fark etmiyor. Türkiye'de bu nedenle bir rehabilitasyon merkezi kurulmalı. Bunun içine sadece doktorlar değil, müzik ve sanat gibi yan etkinlikler koymalıyız. Çünkü çocukların içindekini atması lazım. Zor şeyler yaşadılar.

'BİLİM ÖDÜLLERİ ALALIM'

- Sizinle birlikte ödül alan, gelişmiş ülkelerden kadınlar da var mıydı?

Oralarda da benzer mücadeleler verenler var... Birçok kıtadan çok cesur kadınlar var. Onların hikayeleri de inanılmaz. Benim bir yanım buruktu aslında. Keşke böyle bir durum bizim ülkemizde yaşanmasaydı da bu ödülü almasaydım.

- En büyük hayaliniz ne?

En büyük hayalim... Bilim ödülleriyle, muhteşem projelerle, değişimlerle, icatlar yapan mucitlerle anılan bir ülke olmalım istiyorum. Benim ülkemin kızları ve kadınları böyle ödüllerle ellerini kaldırsınlar.

'KÜÇÜKLERİ DİNLERSENİZ HER ŞEYİ ANLATIRLAR'

- Çocuklarla aranızda öyle bir dil geliştirmişsiniz ki onları rencide etmeden, korkularını da yenmelerini sağlayarak yaşadıklarını anlatmaları mümkün olmuş. Bunu nasıl başardınız?

Bu dil sevgi dili, bu dil yargılamama dili, karşısındakini dinleme dili. Biz konuşurken çocuklara hep öğüt veriyoruz. Ama çocuklara "Nasıl yani" sorusunu birçoğumuz sordurtmuyoruz. Bu çocuklar çok zekiler. Onlarla iletişim onları dinlemekten geçiyor. Ben onların hayallerini dinledim. Onlara komiklikler yaptım. Kendi çocukluk hikayelerimi anlattım. Kendi mutlu hikayenizi anlatırsanız, çocuklar ters gideni anlıyor. "Benim mutlu hikayemin içinde mutsuzluk yaratan bir durum var" diye düşünüyor. Bu çocuklar size güveniyor, sizin güçlü olduğunuza inanıyor.

Değişim bizde başlayacak. Ben kadınlara sonsuz inanıyorum; erkek düşmanı da olmamalıyız. Erkek çocuklarını da biz yetiştiriyoruz, hamurunu biz yoğuruyoruz. O yüzden çocuklarımıza "Paşam, canım oğlum" derken kızlarınızı kenara itiyorsanız, zaten cinsiyet ayrımına o an başlıyorsunuz. Yapmayın! Babalar kızlarıyla çok yakın olsunlar. Karşılıklı güven şart. Keşke hepimiz böyle olabilsek de çocuklarımız mutlu olabilse...

- Bürokrasinin içinde de çok zorluklarla karşılaşmışsınız ama iyi insanlar da var sanırım değil mi? O sayede buralara kadar gelmişsiniz...

Var elbette. Birincisi olay medyaya taşınınca bürokrasinin içindeki insanları gördüm. Ama her yerde iyiler var. Lütfen insanlar belediye başkanı ya da birilerini seçerken halka yakın insanları seçsinler. Bizim halka yakın insanlara ihtiyacımız var. Dert babalarına, dert annelerine ihtiyacımız var.

'O MÜDÜR HAPİSTE AMA HALA EMEKLİ MAAŞI ALIYOR'

- Aileler ya da öğretmenler çocukların bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu nasıl anlarlar? Anladıklarında ne yapmalılar?

Eğitim programının içine "vücudumuzu tanıyalım, koruyalım" gibi bir bölüm koymazsak yandık. Çocuk 3 yaşına geldiğinden itibaren başlamalı bu. Çocuklara lütfen, "Otur onun kucağına, sarıl ona" gibi şeyler demeyin. Çocuğunuzu lütfen belli kurallarla yetiştirin. "Vücudun senin, onlar senin özel bölgelerin. Bir insan sana dokunduğunda hemen gelip söyle" denmeli. Çocuklar söyler, bu bana bunu yaptı der. Pedofiller çocukların kendilerini suçlu hissetmesini sağlayıp susturuyorlar. Rızası var gibi saçmalıkları bir kenara bıraksınlar. İş eğitimde bitiyor. Devlet STK'ları işin içine katsın. Kamu spotları yapsınlar. Bakalım o zaman baş edebilecekler mi? Sapkınlıklarla böyle mücadele edeceğiz.

- Tablo sandığımızdan da kötü galiba...

Çok fazla. Burada, ABD'de araştırdım, üzerinde "Bu bir pedofil, uzak durun" yazılı tişörtlerle dolaşma cezasına çarptırılanlar var. Arabasının yanında pedofil yazıyor. Adam şimdi böyle cezayı göze alabilir mi? Dünyanın her yerinde istismar var. Ama biz çocukları deli gibi eziyoruz. Rehabilitasyon da görmüyorlar. Sanki utanması gereken çocuklar ya da ailelermiş gibi... Vazgeçmeyeceğiz.

Bize rehabilitasyon merkezleri şart. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı davalara avukat göndermeye çalışıyor ama Milli Eğitim davalarına avukat gönderecek bir makam yok. Yani bu çocuklar için Milli Eğitim de davalara müdahil olmalı. Sonuçta o çatı altındaki öğretmenler söz konusu. Benim vakamdaki gibi... Niçin bu adama soruşturma açılmıyor? Niçin öğretmen maaşı kesilmiyor? Şu an hapiste, öğretmen olarak maaş alıyor. Ne güzel bakıyoruz ona.

'AMBULANSTA 'KIZLARI BIRAKMAYIN' DEMİŞİM'

- Belki bir gün sizin hikayeniz de Oscar'lı Spotlight gibi film olur. Tam filmlere konu olacak türden. Kaza bile geçirmişsiniz...

Kaza anında her şeyin bittiğini anlamıştım. Arabam paramparçaydı. O an gittiğim yer muhteşemdi. O kadar güzeldi ki o ışık huzmeleri. Bir şey sanki bana gülümsedi ve görevimin bitmediğini anlamamı sağladı. Bilincim kapandığında bile dediğim bir şey varmış: "Ne olur ölürsem kızları bırakmayın."

- Eşiniz ve oğlunuz sizinle çok gurur duyuyor olmalı...

Buraya gelmeden önce okulda kolu kırıldı benim oğlumun. Şöyle demiş "Annemi şimdi aramayın, o büyük bir mücadele veriyor." Benim çok güzel bir evladım var. İleride doktor olmak istiyor. Çok da çalışkan. İlgilenemedim bu koşuşturmada. Dersleri hep 100. Onun için elimden geleni yapıyorum. O da çocukları koruyan bir adam olsun, adam gibi adam olsun. Eşim de çok destek oluyor...

Habertürk

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
EGEMENLİK ULUSUNDUR!
EGEMENLİK ULUSUNDUR!
JAPONYA TARAFINDAN VERİLEN BURSLAR İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI
JAPONYA TARAFINDAN VERİLEN BURSLAR İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI