Mustafa GAZALCI: ADD – Laik ve Bilimsel Eğitim

Laik ve bilimsel eğitim çağdaş, pozitif eğitimin temelidir. Türkiye Cumhuriyetini kuranlar da bu gerçeği bildikleri için, işin başında 3...

 Mustafa GAZALCI: ADD – Laik ve Bilimsel Eğitim

Laik ve bilimsel eğitim çağdaş, pozitif eğitimin temelidir.

Türkiye Cumhuriyetini kuranlar da bu gerçeği bildikleri için, işin başında 3 Mart 1924 Öğretim Birliğini (Tevhid-i Tedrisat) yasalaştırarak bu temel üzerine Cumhuriyet eğitimini yükseltti.

Osmanlı İmparatorlundan sürüp gelen dinsel bilimsel eğitim ikiliği Cumhuriyetle birlikte sona erdi, din vicdanlara bırakılarak bütün eğitim  aşamalarında laik ve bilimsel eğitim uygulandı.

Kısaca, din etkisinden uzak, akla, bilime dayanan eğitime laik ve  bilimsel eğitim diyoruz.

Öğretim birliğinin kabulünden sonra 1925-28 yılları arasında Eğitim Bakanlığı yapan Mustafa Necati döneminde büyük ölçüde laik, bilimsel eğitimin alt yapısı hazırlandı.

Bu dönemde karma eğitime geçildi. İnsan merkezli, yaşama ve gözleme dönük 1926 ilköğretim programı hazırlandı, 1928’de yeni abece getirildi, öğretmenin toplumdaki saygınlığı arttı.

Daha sonra halkevleri, üniversite reformu, köy enstitüleri, mesleki teknik eğitimdeki atılımlar, kültür ve sanat alanındaki ilerlemeler, yurtdışında eğitimini tamamlayıp gelenlerle laik ve bilimsel eğitim güçlendirildi.

Özellikle, Hasan Âli Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı sırasında laik ve bilimsel eğitim hem nicel hem de nitel olarak gelişti.Köy enstitülerinde uygulanan üretici, laik ve bilimsel eğitim yurtta yaygınlaştı.

1973 tarihli 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Laiklik” başlığı altında düzenlenen 12. maddesi “Türk milli eğitiminde laiklik esastır” dediği halde, 12 Eylül 1982 Anayasası’na uyum için laikliğe aykırı bir biçimde: “Din kültürü ve ahlak öğretimi ilkokul ve ortaokullar ile lise ve dengi okullarda zorunlu dersler arasında yer alır” dendi.

 

Ödünler

Cumhuriyetin kurulmasından 1946 yılına değin laik ve bilimsel eğitim başarıyla ve ödünsüz olarak uygulandı.Ancak çok partili düzene geçilirken oy kay kaygısı başta olmak üzere değişen iç ve dış koşulların da etkisiyle, kadrolar değiştirildi, öğretim birliğinden ödünler verilmeye başlandı.

Hasan Âli Yücel, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, Mesleki Teknik Eğitim Genel Müdürü Rüştü Uzel görevden uzaklaştırıldı. 1947’de Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak 10 aylık imam hatip kursları açıldı. 1949’da Ankara Üniversitesine bağlı olarak ilahiyat fakültesi açıldı.

1950’den sonra iktidar değişimiyle öğretim birliğinden sapmalar arttı. 1951’de 4 yıllık imam hatip okulları, 1955’te imam hatip liseleri açıldı. 1954’te resmen Köy enstitüleri kapatıldı. Kuran kurslarının sayısı artırıldı. Laik ve bilimsel eğitimi savunan öğretmenler sürgün edildi, öğretmen kıyımı başladı.

12 Eylül 1980’den sonra laik, demokratik, bilimsel eğitim yerine Türk İslam sentezine uygun bir yapılanmaya gidildi. 1982 Anayasa’sında laikliğe aykırı bir biçimde ilk ve ortaöğretimde zorunlu din dersleri kondu. Bu zorunluluk bugün de sürmektedir.

Cumhuriyetin ilk 25 yılında laik, bilimsel, demokratik eğitim titizlikle uygulandı. Daha sonra ödünler ve yanlış politikalarla bu ilkelerden uzaklaşıldı. Özellikle 12 Eylül 1980’den laik ve bilimsel eğitim yerine Türk İslam sentezine uygun bir yapılanmaya gidildi. Cumhuriyet eğitimi bir yandan dinselleştirilirken bir yandan da paralı duruma getirildi.

Laik ve bilimsel eğitimin kilometre taşlarından biri de 18 Ağustos 1997’de 4306 sayılı yasayla getirilen 8 Yıllık Zorunlu Kesintisiz İlköğretim Yasasıdır.

Bu reform yasasıyla okullaşma oranı, özellikle köy ve yoksul aile çocukları daha uzun eğitim alması sağlandı.

 

4+4+4

Ne yazık ki kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitim yasası 30 Mart 2012 yılında çıkarılan kamuoyunda 4+4+4 diye bilinen 6287 sayılı yasa ile son buldu.

Laik ve bilimsel eğitim, getirilen seçmeli dinsel derslerle büyük darbe aldı. Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi yanında Kuran, Hazreti Muhammet’in Hayatı, Temel Dini Bilgiler gibi seçmeli dinsel dersler kondu. İmam Hatip ortaokulları yeniden açıldı.

Yaklaşık 14 yıllık AKP iktidarında, laik Cumhuriyet eğitimi, adım adım dinselleştirildi, paralı duruma getirildi, niteliği düşürüldü.

17 Eylül 2011 tarihinde Kanun Hükmündeki Kararname (KHK) ile yaz Kuran kurslarına giden çocuklarda yaş sınırı kaldırıldı. Eskiden çocuklar ilkokul 5. sınıftan sonra bu kurslara gidebilirken laik, bilimsel eğitimi yakından ilgilendiren bu düzenlemeyle yaş sınırı kaldırıldı.

AKP iktidara geldiğinde İmam Hatip Okullarının sayısı da hızla arttı. Özellikle 2010 tarihinde 4+4+4 yasasıyla yeniden İmam Hatip Ortaokulları açılınca birçok okul imam hatibe dönüştürüldü.

  • Emine Kaplan’ın 2.11.2013 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki

“AKP imam hatipleri uçurdu” haberi bu durumu açıkça gösteriyor:

2012-2013 Öğretim yılı başında 1099 imam hatip ortaokulu’nda (İHO) 94 bin 467 öğrenci varken, 7 Kasım 2013 itibariyle bu sayının 1365’e, öğrenci sayısının ise 208 bin 212’ye çıkarıldığı kaydedildi.
Buna göre İHO sayısı son bir yılda yüzde 24, bu okullardaki öğrenci sayısı yüzde 120 arttı. AKP’nin iktidara geldiği 2002- 2003 öğretim yılında 458 olan imam hatip lisesi (İHL) sayısının 2012-2013 öğretim yılında 708’e, öğrenci sayısının ise 64 bin 534’ten 380 bin 771’e çıkarıldığı kaydedildi.
7 Kasım 2013 itibariyle İHL sayısının 850’ye, öğrenci sayısının ise 518 bin 482’ye yükseltildiği belirtildi. Toplam 2 bin 215 İHL ve İHO’lara 726 bin öğrenci devam ediyor.”
  (4)

 

AKP iktidarı döneminde eğitim düzeni, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki gibi dinsel ve bilimsel eğitim çıkmazına yeniden girdi.

METK ve Anayasa’nın174. Maddesine göre Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) yasası bugün de geçerlidir. Uygulanması gerekir. Ancak 14 yıldır AKP  bu yasayı çiğnemektedir. Özellikle 4+4+4 düzenlemesi Öğretim Birliği, laik ve bilimsel eğitimle çelişmektedir.

Laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşmanın sonuçları öğrencilerin girdiği ulusal ve uluslar arası değerlendirmelerde ortaya çıkıyor.

 

2015 PISA sonuçları kaygı verici

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) üç yılda bir 15 yaş çağındaki çocuklara uyguladığı, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme  Programı (PISA) 2015 sonuçları açıklandı.

Bu değerlendirmeye 72 ülkeden 29 milyon çocuk, Türkiye’den ise 187 okuldan 540 öğrenci katıldı.

Türkiye sınava giren çocuklar, Matematik düşünsel beceriden 49., Okuduğunu anlama ve anlamlandırmadan 50., Fen Bilimlerini kavramadan ise 52. olabildi.

 

Önlemler:

Laik ve bilimsel eğitim için şu önlemler alınmalıdır:

.Ders programlarının, kitaplarının laik, bilimsel bir anlayışla ele alınması gerekir.

.Eğitim yöneticileri laik, demokrat, yetkin kişilerden olmalıdır.

.Eğitimle ilgili kararlar, eğitim sendikaları, kuruluşları, uzmanlarla birlikte alınmalıdır.

.5 Ekim 1966 yılında ILO ile UNESCO’nun hazırladığı, Türkiye’nin de imzaladığı “Öğretmenlerin Statü Tavsiyesi” ilkeleri eksiksiz uygulanmalıdır.

.Her okulda çok amaçlı salonlar olmalıdır.

.Her okulda sınıf ve okul kitapları olmalı, bu kitaplıklarda çağdaş yazarlara yer verilmelidir.

.Her okulda sanat, müzik, resim, spor etkinlikleri artırılmalıdır.

.Geçmişte başarıyla uygulanmış Köy enstitüleri sisteminden, Halkevlerinden, dünyadaki başarılı uygulamalardan yararlanmalıdır.

.Araştırıcı, sorgulayıcı bir eğitim anlayışı egemen kılınmalıdır.

.Teknolojik gelişmelerden yararlanmalıdır.

.Öğrencilerin üreteceği, yaratacağı bir ortam geliştirmelidir.

.Öğretmenler seçimle kendi yöneticilerini seçebilmelidir.

. Öğrenciler geçmişte Köy enstitülerinde olduğu gibi yönetime katılabilmeli, eleştiri ve özeleştiri yapabilmelidirler.

. Eğitimle ilgili düzenlemeler bir oldubittiyle. Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) değil, şuralarda, toplantılarda tartışarak alınmalıdır.

.Okullarda, üniversitelerde mescit, cami açılmasına son verilmelidir.

.Zorunlu temel eğitim yüz yüze olmalı, açık öğretim yolu kapanmalıdır.

.Kuran Kurslarına gitme yaş sınırı yeniden konmalı çocuk ilkokulu bitirdikten sonra bu kurslara gidebilmelidir.

.Tarikatlara bağlı, sağlıksız yurtlar kapatılmalıdır. Devlet ailesinden ayrı okuyan her aşamadaki öğrencinin barınma ve beslenmesini yükümlenmelidir.

.Laik ve bilimsel eğitim için öğretim birliği ödünsüz uygulanmalıdır.

.Okullarda Köy enstitülerindeki gibi özgür okuma saatleri konmalıdır.

 

 

1) Bertrant Russel, Din ile Bilim, Bilgi Yayınevi, Ankara, s:189

2) İlhan Tekeli, Selim İlkin, Osmanlı İmparatorluğu’nda Eğitim Bilgi Üretim Sisteminin Oluşumu ve Dönüşümü, TTK Basımevi, Ankara, 1983 s:49

3) Mustafa Gazalcı, Cumhuriyetin Eğitim Devrimi, Öğretmen Dünyası, 2014, Ankara, s:34

4) A.g.y. s:28-29


Mersindergisi.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mahkemeden binlerce öğretmeni ilgilendiren 'eş durumu' kararı
Mahkemeden binlerce öğretmeni ilgilendiren 'eş durumu' kararı
DEVRİMCİ RUHU YAŞIYOR, DEVRİMLERİ AYDINLATIYOR!
DEVRİMCİ RUHU YAŞIYOR, DEVRİMLERİ AYDINLATIYOR!
yalova escort balıkesir escort afyon escort tekirdağ escort
çorlu escort
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort