Referandumda Atatürk'ün İnancı Sömürüsü

Referandum sürecinde evetçi cephenin gerekçelerinden biri de “inanç hürriyeti”. Hala mağduriyet üzerinden söylem geliştiren bu cephe hedefine de Atatürk’ün inancını koymuş durumda.

Referandumda Atatürk'ün İnancı Sömürüsü
   Referandum sürecinde evetçi cephenin gerekçelerinden biri de “inanç hürriyeti”.  Hala mağduriyet üzerinden söylem geliştiren bu cephe hedefine de Atatürk’ün inancını koymuş durumda.
         Atatürk’ün, dini inancına göre tutum almak ayıptır! Din Allah ile kişi arasındadır, sadece Atatürk'ü ilgilendirir. Ancak Atatürk’e saldırmak için kullanılan “dindarlara baskı yaptığı” iddiası üzerinde duralım.
          Atatürk döneminde ezanlar okunmaya devam etmiş, camiler açık olmuş, ibadet yasaklanmamıştır.
          Atatürk, Cumhuriyeti ilan ettikten sonra 1932 ramazan ayında dönemin tanınmış hafızlarını köşke/saraya çağırarak onlara Kuran okutup dinlemiştir.
          Köy ilkokullarında din derslerinde “Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri” adlı kitap okutulmuştur. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarca yakılan, yıkılan camileri onarttırmış veya yeniden yaptırmıştır. Camilerin onarılması için kaynak aktarıldığı meclis tutanaklarıyla ortadadır. İsteyenlere bu tutanakları yollayabilirim.
           Din işlerini yürütmek ve din istismarını sona erdirmek için Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur. 
             Kuran’ın anlaşılması ve halkın kandırılmaması için Türkçeye çevirtti. Elmalılı Hamdi Yazır tefsir ve tercümesi (Hak Dini Kur’an Dili), tefsiri ve Buhara hadisleri Türkiye’nin her yanında bedelsiz olarak dağıtıldı. 
          Müslüman Türk halkının anlayarak Allah’a yönelebilmesi için camilerde Türkçe Kuran, Türkçe hutbe ve Türkçe ezan okutmuştur.
          Atatürk, "Türk milleti daha dindar olmalıdır, yalnız bütün sadeliği ile dindar olmalıdır” derken İslam dininin gereği zannedilen, ancak aslında İslam diniyle hiçbir ilgisi olmayan ya da zaman içinde ilgisini kaybetmiş olan halifelik, medreseler, tekke ve zaviyeler, falcılık, büyücülük, kavramları kaldırmıştır.
           Laiklik ilkesiyle din ve dünya işlerini birbirinden ayırmış ve din istismarını önlemiştir. Laiklikle din özgürlüğünü garanti altına almıştır. İdam edilenler ya vatan hainliğinden ya da devrimlere karşı halkı kışkırttığından dolayı idam edilmiştir. Hiç kimse şapka takmadığı için idam edilmemiştir.  
         Atatürk kendi el yazısıyla, "Din, milliyetin bir parçasıdır! Ancak taassubun (bağnazlığın) milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamalıdır!” diye yazmıştır.
        Atatürk'ün Abdülbaki Gölpınarlı'ya hazırlatıp "Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri" adlı kitabı köy ilkokullarında okutuldu. Atatürk laikliği şöyle tanımladı: 
        "Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur. Türkiye'de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samimi mutekitler, derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğren." 
           Tüm bunlar ortadayken Atatürk’ün inanıp inanmaması veya inancının birilerine yetersiz olması inancın özgürce yaşanabildiği gerçeğini değiştir mi?
         Bağımsız bir vatan sağlamak, inancın özgürce yaşanabileceği bir ortam saylaması yönüyle inanca en büyük hizmet değil midir?
 
 Tarihçi-yazar
Mustafa Solak
MUSTAFA SOLAK ATATÜRK REFERANDUM
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
-SÖKE’DEKİ YAZ OKULU KURSLARININ FİNAL GECESİ ŞÖLENE DÖNÜŞTÜ
-SÖKE’DEKİ YAZ OKULU KURSLARININ FİNAL GECESİ ŞÖLENE DÖNÜŞTÜ
-TÜRK TELEKOM'DAN GÖRME ENGELLİLERE TABLOLAR KONUŞUYOR SERGİSİ
-TÜRK TELEKOM'DAN GÖRME ENGELLİLERE TABLOLAR KONUŞUYOR SERGİSİ
yalova escort balıkesir escort afyon escort tekirdağ escort
çorlu escort
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort