-2016'YI DEĞERLENDİRDİ: İBRAHİM KALIN '1900 KM DEAŞ'TAN TEMİZLENDİ, SINIR GÜVENE ALINDI' DEDİ

- Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde 2016'nın dökümünü yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Fırat Kalkanı Harekâtı hakkında “24 Ağustos tarihinde Türkiye’nin millî imkân ve kabiliyetleriyle başlatılan bu operasyonun amacı, öncelikle sınır bölgelerimiz başta olmak üzere Suriye’nin bu bölgesindeki, yani Azez-Cerablus hattı ve güneyine doğru inen bölgede bütün terör unsurlarının buradan temizlenmesidir. DEAŞ başta olmak üzere PYD, YPG gibi bütün terör örgütlerine karşı burada yoğun bir mücadele veriliyor” dedi.

-2016'YI DEĞERLENDİRDİ: İBRAHİM KALIN '1900 KM DEAŞ'TAN TEMİZLENDİ, SINIR GÜVENE ALINDI' DEDİ

ANKARA (ANKA) - Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde 2016'nın dökümünü yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Fırat Kalkanı Harekâtı hakkında “24 Ağustos tarihinde Türkiye’nin millî imkân ve kabiliyetleriyle başlatılan bu operasyonun amacı, öncelikle sınır bölgelerimiz başta olmak üzere Suriye’nin bu bölgesindeki, yani Azez-Cerablus hattı ve güneyine doğru inen bölgede bütün terör unsurlarının buradan temizlenmesidir. DEAŞ başta olmak üzere PYD, YPG gibi bütün terör örgütlerine karşı burada yoğun bir mücadele veriliyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, basın mensuplarının sorularını da cevapladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, kamuoyu ile canlı olarak da paylaşılan toplantıda şunları söyledi:

-2016 DEĞERLENDİRME TOPLANTISI YAPTI-

“-2016 yılında yasa dışı yollardan çeşitli ülkelere gitmeye çalışan 5 bin civarında mültecinin hayatını kaybettiğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Bu da maalesef dünyanın, özellikle Avrupa ülkelerinin mülteci meselesinde yeteri kadar kararlı, sistematik ve verimli bir çalışma içerisinde olmadıklarını bir kez daha göstermiş bulunuyor.

-“18 MART TARİHLİ TÜRKİYE-AB MÜLTECİ ANLAŞMASININ GEREKLERİ İVEDİLİKLE YERİNE GETİRİLMELİ”-

-Fakat özellikle AB ile yaptığımız mülteci anlaşması çerçevesinde Türkiye bugüne kadar üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirmiştir. Bu vesileyle bizim Avrupa ülkelerine, AB kurumlarına çağrımız tekraren ifade etmek gerekirse; bu konuda özellikle 18 Mart tarihli Türkiye-AB mülteci anlaşmasının gereklerini ivedilikle yerine getirmelidir.

-Tabii özellikle 2016 yılında bizim kendi ulusal gündemimiz açısından bir diğer önemli konu; Rusya ve İsrail ile normalleşme süreçlerinin başlatılması idi.

-Rusya ile daha önce yaşanan, geçen yıl yaşanan uçak krizinin ardından önemli bir adım atıldı ve normalleşme süreci Haziran ayı itibariyle başlatıldı. Bunun hem Türkiye-Rusya ilişkileri açısından, hem de bölgesel dinamikler açısından büyük önem arz ettiği açıktır. Zira hem 15 Temmuz darbesi sonrasında hem de Suriye krizine çözüm bulma noktasında Rusya’yla yürüttüğümüz çalışmalar bildiğiniz gibi özellikle son birkaç haftada Halep’teki tahliyelerin sağlanması neticesini doğurmuş bulunmaktadır.

-İSRAİL İLE İLİŞKİLERİN NORMALLEŞME SÜRECİ-

-İsrail’le normalleşme süreci de, yine 2016’nın önemli hadiselerinden bir tanesiydi. Bu vesileyle belki bir hususun altını tekrar çizmekte fayda var; İsrail ile ilişkilerimizi normalleştirme süreci bizim Filistin politikamızda herhangi bir değişiklik olduğu anlamına gelmiyor. Tam bağımsız, sürdürülebilir, adil bir Filistin Devleti’nin kurulması ve kalıcı bir barışın sağlanması Türkiye’nin Filistin meselesindeki ilkeli duruşudur, bunda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Bu barış sürecine zarar veren, mesela yasa dışı yerleşimcilerin yasal hâle getirilmesi, sayılarının artırılması, coğrafi alanın genişletilmesi ya da Filistin halkına yönelik gerek Batı Şeria’da, gerek Gazze’deki ablukanın devam ettirilmesi gibi konularda duruşumuz açık ve nettir.

-“YENİKAPI RUHUYLA, DARBE GİRİŞİMLERİNE PRİM VERİLMEYECEĞİNİ BÜTÜN DÜNYAYA İLAN -EDİLDİ”

-Tabii 2016’nın belki en önemli hadisesi; sadece Türkiye’nin siyasi tarihi açısından değil, modern tarihi açısından da en büyük kırılma noktalarından bir tanesi; 15 Temmuz gecesi denilen hain, menfur ve Cumhurbaşkanımızın, Hükûmetimizin dirayetli liderliği sayesinde asil bir duruş sergileyerek bu hain darbe girişimini püskürtmüş ve çok kısa bir süre sonra da Yenikapı ruhuyla bu tür darbe girişimlerine asla prim vermeyeceğini bütün dünyaya ilan etmiştir.

Son dönemde bir anlamda Yenikapı ruhunun devamı mahiyetinde olmak üzere Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bir millî seferberlik çağrısı da aslında bu sürecin bir devamı olarak okunmalıdır. Zira terör saldırılarına, finansal operasyonlara algı operasyonlarına karşı özellikle bu üç alanda bir millî seferberlik ruhuyla mücadele edilmesi, şu anda Türkiye’nin önündeki engelleri aşacak en önemli çıkış noktasıdır.

-“TÜRKİYE, ÜÇ TERÖR ÖRGÜTÜNE KARŞI MÜCADELE EDEN TEK NATO ÜYESİ”-

-Tabii 15 Temmuz darbesi sonrasında Türkiye bu hain darbe girişiminin sonuçlarını ortadan kaldırmak ve benzeri girişimlerin tekrar yaşanmaması için de bir dizi tedbirler aldı, almaya da devam ediyor. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, şu anda Türkiye üç terör örgütüne karşı mücadele eden tek NATO üyesi ülkedir; DEAŞ’la, PKK’yla, onun uzantısı olan YPG-PYD gibi örgütlerle ve FETÖ’yle mücadelemiz kararlı bir şekilde devam etmektedir.

-Yine 2016’nın önemli başlıklarından bir tanesi; Anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı sistemi tartışmaları oldu. Şu anda da biliyorsunuz bu konu artık Meclis çatısı altında belli bir yoluna girmiş durumda. Komisyonda görüşmeler, tartışmalar devam ediyor. Bununla ilgili de en kısa zamanda Meclis süreci tamamlanmak suretiyle konunun milletimize götürülmesi, bir referandumla bu konunun sonuçlandırılması, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması noktasında atacağı en önemli adımlardan bir tanesi olacaktır.

-“BÜYÜK PROJELERİNİN HAYATA GEÇİRİLMESİ NOKTASINDA TAM BİR KARARLILIK İÇİNDEYİZ”-

-Darbe girişimine, terör saldırılarına, finans operasyonlarına ve diğer operasyonlara rağmen gerek Cumhurbaşkanımız, gerekse Hükûmetimiz burada özellikle Türkiye’nin büyük projelerinin hayata geçirilmesi noktasında tam bir kararlılık içinde çalışmaya devam etmektedirler.

Bildiğiniz gibi 26 Ağustos tarihinde, yani 15 Temmuz darbe girişiminden sadece 6 hafta sonra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılışı yapıldı. 20 Aralık tarihinde Avrasya Tüneli’nin açılışı yapıldı. Bugün de 26 Aralık tarihi itibariyle Ilgaz Tüneli’nin açılışını ya da geçidin açılışı gerçekleştirilecek. Bütün bunlar aslında Türkiye’nin bünyesinin ne kadar sağlam olduğunu, bütün bu darbe girişimlerine, terör saldırılarına, algı operasyonlarına rağmen ülkemizin bir millî seferberlik ruhuyla bir arada birlik içinde bu mücadeleyi sürdürdüğünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

-Yine terörle mücadele bağlamında bölücü terör örgütünün zaman zaman bunu adeta Kürt vatandaşlarımıza karşı yürütülen bir mücadele gibi yansıtma çabaları da boşa çıkmıştır. Çukur siyasetinde kendileri gömülüp kalmışlardır.

Burada bunun altını bir kez ısrarla çizmek istiyorum; bugün gerek Türkiye’de PKK’ya, bölücü terör örgütüne, gerekse Suriye topraklarında PYD-YPG gibi terör örgütlerine karşı verilen mücadele, asla ve kata Kürt vatandaşlarımıza ya da Suriye’deki, Irak’taki, başka yerlerdeki Kürt kardeşlerimize dönük bir mücadele asla değildir. Tam tersine, yıllarca bu terör örgütlerinden en fazla zarar gören, zulüm gören gene Kürt vatandaşlarımız olmuştur ve şimdi bu vatandaşlarımız artık bu örgütün de gerçek yüzünü görmek suretiyle arasına açık ve net bir mesafe koymaktadır. Bu çerçevede yürütülen algı operasyonlarına karşı da hepimizin dikkatli ve duyarlı olması büyük önem arz ediyor.

-Cumhurbaşkanımızın bu bahsettiğim başlıklar çerçevesinde 2016’da yine çok yoğun bir programı oldu hepinizin de takip ettiği gibi. Çok kısaca bir-iki rakamı sizinle paylaşmak istiyorum: 2016 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın 20 ülkeye 22 yurt dışı ziyareti gerçekleşti, aynı şekilde Türkiye içinde 24 ile 31 ziyareti gerçekleşti. Yine bu resmÎ programları çerçevesinde 52 devlet ve hükûmet başkanı ülkemizi ziyaret etti, Cumhurbaşkanımız bu 52 devlet ve hükûmet başkanıyla görüştü, kabul etti gerek İstanbul’da, gerek Ankara’da, gerek ikili ziyaretler, gerekse uluslararası zirveler ve toplantılar marjında. Bu rakamları da arkadaşlarımız sizinle bugün daha detaylı bir şekilde paylaşacaklar.

-Yine 2016 yılı içerisinde Türkiye birçok uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı, ama bunlar içerisinde 3 tanesi zikredilmeyi hak ediyor burada.

Birincisi, Nisan ayında yaptığımız İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesiydi, Dönem Başkanı sıfatıyla da Sayın Cumhurbaşkanımız bu liderler zirvesine bildiğiniz gibi ev sahipliği yaptı ve burada da çok önemli kararlar alındı. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak da Sayın Cumhurbaşkanımızın özellikle İslam dünyasının karşı karşıya kaldığı siyasi, ekonomik, sosyal problemlerin çözümüyle ilgili yoğun mesaisi devam ediyor, önümüzdeki yılda da devam edecek.

-“BM DÜNYA İNSANİ ZİRVESİ, İLK DEFA İSTANBUL’DA TOPLANDI”-

Yine hemen İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesinin ardından bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler Dünya İnsani Zirvesi İlk defa İstanbul’da toplandı. Buraya da yine çok üst düzeyde katılımlar gerçekleşti ve özellikle giderek kronikleşen insani kriz, yani mülteciler, yerlerinden edilmiş insanlarla ilgili sorunların çözümüne dönük toplantılar yapıldı, kararlar alındı. Ve hamdolsun, Türkiye özellikle mazluma sahip çıkma, mağdura sahip çıkma noktasında dünya ülkelerinin çok çok önünde bir kayıtla bu insani zirveye de ev sahipliği yaptı.

Yine üçüncü büyük zirve de Dünya Enerji Kongresiydi. Özellikle enerji politikalarının yeniden şekillendiği, dünya siyasetini belirlediği bir dönemde böyle bir kongreye ev sahipliği yapılması da ayrıca önem arz ediyor.

-“44 BİN KİŞİ HALEP’TEN TAHLİYE EDİLDİ”-

-Suriye sahasındaki gelişmelere kısaca temas edecek olursak; bildiğiniz gibi özellikle son 3 hafta içerisinde Halep’ten, özellikle Doğu Halep’teki sivillerin ve muhaliflerin tahliye edilmesiyle ilgili olarak ilgili makamlarımızın, Dışişleri Bakanlığımızın, Millî İstihbarat Teşkilatımızın ve diğer birimlerimizin yürüttüğü yoğun diplomasi çalışmaları neticesinde yaklaşık 44 bin kişi Halep’ten tahliye edildi. Bunlar İdlib’e getirildi ve şu anda da İdlib’de bu insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması için her türlü tedbir alınmış durumda, çalışmalar da yürüyor. Bunun kolay bir operasyon olmadığını herhâlde takdir ederseniz. Kış şartlarında milis kuvvetlerin bu ateşkes ve tahliye sürecini sabote etme girişimlerinin ortasında bütün bu zorluklara rağmen hamdolsun bu insanlar en azından şimdilik daha güvenli bir bölgeye intikal ettirilmiş bulunuyorlar. AFAD, Kızılay, ilgili valiliklerimiz, STK’larımız elbirliğiyle şu anda Halep’ten İdlib’e gelmiş olan Suriyelilerinin temel ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun bir çalışma sürdürüyor.

-“DOĞU HALEP’TE SAĞLANAN ATEŞKESİN, SURİYE’NİN TAMAMINDA SAĞLANABİLMESİ İÇİN -ÇALIŞIYORUZ”

-Biz tabi bunu yeterli görmüyoruz, Doğu Halep’te sağlanan ateşkesin Suriye’nin tamamında sağlanabilmesi için diplomatik girişimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımızın Sayın Putin’le bu konuda müteaddit telefon görüşmeleri oldu, Sayın Başbakanımızın mevkidaşıyla, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey’in gene mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmeler oldu ve Rusya’nın teklifiyle bir Astana süreci bildiğiniz gibi gündeme geldi.

Bununla ilgili ön çalışmalar şu anda devam ediyor, toplantının modelitesi, kimlerin katılacağı, ne düzeyde katılım olacağı, tarihi gibi konular önümüzdeki günlerde netleşecek, bunlar netleştikçe de sizle bunları paylaşacağız.

-ASTANA’DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK SURİYE TOPLANTISI-

-Bizim buradaki amacımız, öncelikle Suriye’nin tamamında, yani Doğu Guta, Şam, Halep kırsalı, diğer bölgeler başta olmak üzere ateşkesin kapsamlı bir şekilde sağlanması ve sistematik bir şekilde uygulanması. Buradaki nihai amacımız, siyasi geçiş sürecinin sağlanmasıdır. Sayın Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey’in Moskova’da yapılan 3’lü toplantıda da ifade ettiği gibi, Astana toplantılarında en önemli husus, özellikle muhalefeti temsilen oraya katılacak kişilerin gerçek, güvenilir muhalif kesimlerden oluşması, muhalefetin, muhalefet temsilcilerinin bu süreçte hiçbir şekilde sulandırılmasına izin verilmemesidir, burada kaybedecek vaktimiz yok.

Suriye’de bir siyasi geçiş sürecini sağlamak amacıyla Astana süreci daha önce başlatılan ve devam eden Birleşmiş Milletler Cenevre sürecine ilaveten gündeme gelmiş bir konudur, onun yerine ikame etmek üzere değil. Bildiğiniz gibi BM’nin Suriye Özel Temsilcisi De Mistura da 7 ya da 8 Şubat tarihinde bir toplantı çağrısında bulundu, şimdi bu toplantının tarihi üzerinde de müzakereler devam ediyor, belki erkene alma durumu da olabilir. Birleşmiş Milletler’le de koordineli bir şekilde bu toplantının gerçekleşmesini biz de hedefliyoruz.

-FIRAT KALKANI HAREKÂTI-

-Tabii bu noktada özellikle Suriye’den bahsederken Fırat Kalkanı Harekâtının genel seyriyle ilgili de birkaç hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi 24 Ağustos tarihinde Türkiye’nin millî imkân ve kabiliyetleriyle başlatılan bu operasyonun amacı, öncelikle sınır bölgelerimiz başta olmak üzere Suriye’nin bu bölgesindeki, yani Azez-Cerablus hattı ve güneyine doğru inen bölgede bütün terör unsurlarının buradan temizlenmesidir. DEAŞ başta olmak üzere PYD, YPG gibi bütün terör örgütlerine karşı burada yoğun bir mücadele veriliyor.

-Bugün itibarıyla yaklaşık 1900 kilometrekarelik alan da DEAŞ terör örgütünden tamamen temizlenmiş ve mücavir sınır bölgelerimiz güven altına alınmıştır. Tabii burada Silahlı Kuvvetlerimiz hakikaten kahramanca bir mücadele veriyorlar, kayıplarımız oluyor. Bu barbar, hunhar terör örgütüne karşı her alanda mücadelemiz tam bir kararlılıkla devam edecektir. Burada bütün güvenlik birimlerimiz, askeriyle, polisiyle, jandarmasıyla, korucusuyla, DEAŞ, bölücü terör örgütü ve diğer örgütlere karşı gece-gündüz demeden omuz omuza büyük bir fedakârlıkla, özveriyle bu mücadeleyi devam ettirmektedirler. Genelkurmay Başkanımız bizzat sahaya inerek, yerinde teftişler yaparak, kuvvetleri kontrol ederek hem moral-motivasyon sağlamakta, hem de bu operasyonun sevk ve idaresini yapmaktadır.

-“ULUSLARARASI KOALİSYON, ÖZELLİKLE HAVA DESTEĞİ KONUSUNDA ÜZERİNE DÜŞENİ -YAPMALI”

-Tabii bizim özellikle El-Bab çevresinde yürüttüğümüz Fırat Kalkanı Harekâtının bu son aşaması, DEAŞ’la mücadele şemsiyesi altında yürüttüğümüz bir mücadeledir. Dolayısıyla bu noktada uluslararası koalisyonu özellikle hava desteği vermesi konusunda üzerine düşeni yapması gerektiğini bu vesileyle bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Zira her seferinde DEAŞ’la mücadele konusunda Türkiye’ye birtakım eleştiriler getiren çevrelerin Azez-Cerablus hattı, Dabık ve sonra da El-Bab noktasında yürütülen operasyonlara gerekli desteği vermemesi elbette kabul edilemez. Bu konuda tabi ki uluslararası koalisyonla da koordinasyonlarımız devam ediyor. Hava şartlarının da, saha şartlarının da zorlukları dikkate alınmak suretiyle Silahlı Kuvvetlerimiz bu operasyonu Hür Suriye Ordusuna verdiği destekle kararlı bir şekilde yürütmeye devam edecektir.

-MUSUL OPERASYONU-

-Yine terörle mücadele bağlamında Irak konusuna kısaca temas edecek olursak, bildiğiniz gibi Musul operasyonu devam ediyor, fakat özellikle şehrin içinde DEAŞ terör örgütünün yoğun silahlanması ve depolamalarından, mayınlamalarından dolayı burada operasyon biraz yavaşlamış görünüyor. Biz Irak Hükûmetiyle, yetkilileriyle yürüttüğümüz temaslar çerçevesinde bu operasyona destek verdiğimizi zaten ifade ettik. Daha önce de bildiğiniz gibi Başika Kampında eğittiğimiz Ninova gönüllüleri olarak bilinen, takriben 5 bin kişilik bir grup, bunların içinde Peşmergeler de var, bu operasyonlara zaten fiilen şu anda katılmaktalar. Sayın Başbakanımızın son olarak Sayın İbadi’yle yaptığı telefon görüşmesinde de bu konular etraflı bir şekilde ele alındı ve farklı düzeylerde temaslarımız da devam ediyor.

Telafer konusunda da baştan beri koyduğumuz ilkenin korunması büyük önem arz ediyor. Yani Telafer, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle ‘Telafer Telaferlilerindir’ ve buraya dışarıdan başka grupların girmesi sadece ve sadece yeni çatışmaların, yıkımların tohumlarını atacaktır. Bu konuda Iraklı yetkililerin de, diğer grupların da büyük bir dikkat içerisinde olması gerekiyor. Özellikle Telafer’in kurtarılması ve daha sonra yönetilmesi noktasında Şii ve Sünni Türkmenlerden oluşan bir gücün oluşturulmasıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. Kısmi bir yavaşlamanın olduğunu görüyoruz. Bunun hızlandırılması için de ilgili hem Irak makamlarıyla, hem koalisyonla temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.

-“SİNCAR’IN, İKİNCİ KANDİL OLMASINA MÜSAMAHA GÖSTERMEYİZ”-

-Son olarak da yine Sincar’da, biliyorsunuz bu Musul operasyonunun bir anlamda 3’üncü halkasıdır. PKK’nın oradaki Yezidileri bahane göstererek oraya konuşlanma çabalarının olduğunu görüyoruz. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi buna asla izin vermeyeceğiz, Sincar’ın bir ikinci Kandil olmasına müsamaha göstermemiz söz konusu değil. Bu noktada Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başbakanı Neçirvan Barzani’nin yaptığı açıklamaları desteklediğimizi de ifade etmek isterim. PKK’nın oradaki varlığı hem Türkiye açısından, hem Irak’ın geleceği açısından büyük bir tehdittir ve buna karşı da mücadelemiz ortak bir şekilde devam edecektir.

-“FETÖ’YE KARŞI MÜCADELEMİZ YOĞUN BİR ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR”-

-Bir diğer konumuz, bildiğiniz gibi FETÖ terör örgütüne karşı mücadelemiz de yoğun bir şekilde devam ediyor. Bununla ilgili soruşturma dosyaları belli bir noktaya geldi ve ilk duruşmalar da görülmeye başladı. Yine daha önce de ifade ettiğim gibi, bölücü terör örgütü, DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı nasıl mücadele veriyorsak tam bir millî seferberlik ruhuyla FETÖ’ye, onun yurt içindeki ve yurt dışındaki çeşitli algı operasyonlarına karşı da mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir. Bu giderek küresel bir ihanet şebekesi hâline gelen FETÖ’nün imkânlarının, kabiliyetlerinin kontrol altına alınması, Türkiye’ye ve bölge insanına zarar vermesinin önlenmesi için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam edecektir.

-Bu noktada özellikle Batıdaki ülkelerin, basın kuruluşlarının, STK’ların, siyasilerin FETÖ’nün bu propagandasına, algı operasyonlarına karşı dikkatli olması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz, onları bu konuda uyarıyoruz. Zira zaman zaman özellikle Avrupa’dan doğrudan doğruya ya FETÖ’nün ya da bölücü terör örgütünün propagandası mahiyetinde açıklamaların, değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Eğer biz terörle mücadele edeceksek bunu ancak tutarlı bir şekilde ve iş birliği içerisinde yapabiliriz. Bu konunun altını bu vesileyle bir kez daha çizmek istiyorum.” (ANKA)
(HM/ORH)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Doçentlik için yeni düzenleme geliyor
Doçentlik için yeni düzenleme geliyor
YAŞ SINIRINA TAKILAN HAKİM ADAYLARI İÇİN KANUN TEKLİFİ
YAŞ SINIRINA TAKILAN HAKİM ADAYLARI İÇİN KANUN TEKLİFİ