Eğitim-İş MYK Üyesi Ahmet Güngör: Çıraklık yasası çocuk işçiliği artırır

Geçen hafta Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüge giren Mesleki Eğitim Kanunu'nu değerlendiren Eğitim-İş Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Ahmet Güngör, yapılan değişiklikle birlikte çocuk işçiliğin ve çocuk sömürüsünün artacağını söyledi.

Eğitim-İş MYK Üyesi Ahmet Güngör: Çıraklık yasası çocuk işçiliği artırır

Sözcü Gazetesinden Yurdagül Uygun'un haberine göre;Geçtiğimiz haftalarda Meclis’te kabul edilen 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişiklik cuma günü Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre, aday çırak, çırak, kalfa, ustalar, genel ve merkezi eğitimini verme görevi Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nden alındı, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Ayrıca zorunlu ortaöğretim eğitimi kapsamına çıraklık eğitimi de dahil edildi. Ortaöğretimin ilköğretime dayalı 4 yıllık zorunlu örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumları ile mesleki eğitim merkezlerinin tümünü kapsayacağı belirtildi.

Bununla birlikte, 12 yıllık kesintisiz eğitimi fiilen sekiz yıla düşürülmesi, 14-15 yaşındaki çocukların çalıştırılması sağlandığı için çocuk işçiliği ve istismarını yasallaştırdığı gerekçesiyle yasaya karşı çıkanlar bulunuyor. Eğitim-İş Sendikası Mesleki Teknik Eğitim Komisyonu Koordinatörlüğü yapmış, Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Ahmet Güngör, konuyla ilgili olarak SÖZCÜ’nün sorularını yanıtladı…

Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişiklikler neleri kapsıyor? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece meslek eğitiminin değil, Türkiye’de eğitimin dibine konulacak en büyük dinamitlerden birisi budur. Çünkü 12 yıllık kesintisiz eğitim sekiz yıla indiriliyor. Sekizinci sınıftan sonra çocuğun bir orta öğretim kurumuna kayıt zorunluluğu ortadan kaldırılıyor. Çocuk 14-15 yaşında bir işletmede çırak adı altında haftada 4-5 gün mesai saatleri belli olmadan çalışacak, haftada bir gün 10 saat ‘mesleki eğitim merkezi’ adı altındaki yere gidecek. Bu yerlerin hiçbir mesleki donanımı yoktur. Orada 10 saat boyunca ölçme ve değerlendirmeye çok da uyulmadan eğitim görecektir.

“ERKEK ÇOCUKLAR O YAŞTA SAKAR OLUR”

Bir sakat tarafı daha var. Özellikle erkek çocukları bu yaşlarda sakar olur. 17 yaşından sonra gelişir, tamamlanır. İş güvenliği riski taşıyan yerlerde bu yaşlarda çocukların çalıştırılmaları en başta çocukların yaşamı için, bedensel bütünlüğü için risk taşır.

Sizce neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuldu?

İki amacı var bu yasanın. Birincisi, iddiaya göre, kesintisiz 12 yıllık eğitimden dolayı Meslek Eğitim Merkezleri öğrenci bulamıyor. İkincisi de sanayi çırak bulamıyor. Sanayi denilen şey de
beden gücüne dayalı ucuz işgücü. Yani oto sanayi, küçük esnaf, tekstil atölyeleri… Yoksa nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyan, teknoloji kullanan yerlerde çırak zaten olmaz. Demir doğramacı, plastik doğramacı çırak arıyor. Bunlar her yaşta öğrenilebilen, akademik eğitime gereksinim olmayan işler. Sen ülkenin çocuklarına “akademik eğitim alma, git sanayide beden gücüne dayalı iş yap” diyorsun.

Motorlu araçlar bölümü öğretmeniyim. 32 yıllık tecrübemle ve birikimle; bugün otomotiv sektörü motorlu araçlar alanı sökme takma alanı değildir. Bilgisayar bileceksin, otomatik kontrol sistemleri bileceksin, yazılım bileceksin, çoklu donanım gerektiren yüksek teknoloji ve bilgi toplumu şartlarına uygun insanla yapılabilir. Sanayideki tamirci usta bunların hangisi öğretir? Her türlü sömürü, mesai saatine uymadan, iş riski taşıyan, çocuğa taciz tehdidi ile bakın bu çok önemli; çünkü o yaşta bir çocuğu tek başına bırakıyorsunuz, öyle bir ortamda öğretmek de başlı başına bir sorun olur. Sökme takma da her yaşta öğrenilen bir şeydir.

Çıraklığa giden çocukların içinden belki Einstein çıkacak. Şu an bir tane çıkıyor. Nerden çıkacağını biliyor musun? Sen bu eğitim sistemini doğru yönlendirip, doğru ölçme yapmıyorsun ki. Buraya gelen çocukların akranlarına göre seviyeleri düşükse zaten olmaz. İş güvenliği riski var. Öğrenme güçlüğü, kavrama güçlüğü yoksa bu çocuğun akademik eğitim alması lazım.

Ayrıca, bu yasayla, ‘çırak olsun, dünyadan haberleri olmasın’ amaçlanıyor. Her türlü sömürüye ve olumsuz bir takım davranışlara maruz kalsınlar, peşinden koşan da koruyan kolllayan olmasın… Okulları beğenin beğenmeyin, öğrenci gidiyor rehber öğretmenine okulda derdini anlatıyor. Rehber öğretmen fark ederse soruyor. Sanayide kim soracak bu çocuğun derdini halini durumunu?

Bu arada kız çocukları için durum nasıl olacak?

Bugün zorunlu eğitim çağ çocuklarımızın yani 06-18 yaş arası öğrencilerimizin yüzde14'ü hala eğitim hakkından yararlanamıyor. Bu sayının 958 bin kadarı hali hazır kız çocuklarımızdan oluşuyor. Dolayısıyla kız çocuklarımız her şeye rağmen hala eğitim hakkından yeterince yararlanamıyor.

Sekizinci sınıftan sonra kız çocukları ortaöğretim kayıt mecburiyeti olmadığı için tekstil atölyelerinde, o tür işletmelerde her türlü sömürü ve tacize açık eğitim almadan ömürlerini tamamlayacaklardır. Bu ülkeye çırak değil, akademik eğitim almış, bilim adamı lazım.

Öğrenci fark dersleri verirse lise mezunu sayılacak ama…

Mesleki Eğitim Merkezi’nde çıraklık yapan bir çocuk toplam 158 saat Türkçe dersi görecek. Meslek lisesinde ise üç yılda 784 saat görecek. Nasıl denkleyeceğiz bunu? 158 saat ders gören çocuğu Türkçe görmemiş mi kabul edeceğiz ya da 784 saat Türkçe dersi görmüş bir çocukla bir mi tutacağız? Bu durum, genel bilgi dersinde böyle. Biz meslek eğitimlerini çerçeve programlarıyla yaparız. Çerçeve öğretim programlarıyla baktığımızda durum daha da felaket. Ne ders saati uyuyor, ne ders programı ne de çerçeve programı uyuyor.

Bir de şöyle bir gerçek var; çıraklık üç yıl, kalfalık iki yıl, bir yıl da ustalık eğitimi. Erkek çocuğuysa askere gidip geldiğini varsayalım. Bu insan 7-8 yıl sonra fark derslerini verip lise mezunu olabilir mi?

Bu yasayla birlikte çocuk işçi sayısı artar mı?

Çocukların önünde seçenek olmazsa, en doğal hakları olan barınma, eğitim beslenme hakkı olmazsa, sağlıklı bir evi olmazsa, çocuklar bu ekonomik durumlarıyla ne yapacak? ‘Gideyim ben bir işte çalışayım’ diyecek. Annesi babası ‘eve ekmek getir’ diyecek. Belki de Einstein’larımızı sanayide çırak olarak göreceğiz. Akademik eğitim almadığı için de yaratıcılıkları, düşünme, üretme kapasiteleri zayıf olacak.

Bu durumda ekonomik gelir düzeyi mi belirleyici olacak?

Türkiye’de hane halkına dayalı bir araştırma yaptı TÜİK. Şöyle bir sonuç çıktı: son dilimdeki zenginlerle ilk dilimdeki yoksullar arasında eğitim harcaması farkı tam 78 katı. Zenginler tam 78 kat daha fazla çocuklarına eğitim harcaması yapıyor. Bu ne demektir? Birçok eğitimsiz insan ve az sayıda eğitimli insan birbirlerini hiç anlamayacak. Zaten şu an toplum iletişimimizde bir takım sıkıntılar var. Artık hiç anlamayacaklar. Yoksulların eğitim harcaması günde ne kadar biliyor musunuz? 40 kuruş. Şimdi günde 40 kuruş harcanan çocuğa diyorsun ki biz devlet olarak sana sahip çıkamıyoruz. Ücretsiz okul, eğitim, barınma, sağlıklı beslenme şartlarını yapamıyoruz, beceremiyoruz, ailen de fakir zaten. Sen de çırak olacaksın. İnsan hakları ne olacak? Çocuk hakları ne olacak? Sömürü ne olacak? Bu ülkenin geleceği ne olacak?

MESLEK SEÇİMİ 11’İNCİ SINIFTAN SONRA YAPILMALI

Meslek liselerinin Türkiye ve dünya uygulamasını karşılaştırır mısınız? Nasıl bir tablo çıkıyor ortaya?

Gelişmiş ülkelere baktığımızda çok çeşitli meslek eğitim uygulamaları var. Hepsi aynı programla planla yürümüyor. Türkiye’nin bu konuda ciddi birikimi, geçmişi var. Türkiye’nin bilimsel ve laik eğitime doğru bir talebi var. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde bugün mesleki eğitim sistemi bizim arzuladığımız, Türkiye’nin ihtiyacını karşılayan, geleceğini şekillendiren seviyede değil. Çünkü meslek eğitiminde ihtiyaçlarımıza, bilimsel laik eğitime göre değil, farklı algılara göre, farklı talepleri karşılamak üzere bir yapılanma var. Bilim adamlarınca kabul edilen, gelişmiş ülkelerce de uygulanan bütün dünyada şöyle bir gerçek var; meslek seçiminin 11’inci sınıftan sonra ve meslek eğitiminin de yüksek öğretim seviyesinde yapılması. Mesela Japonya’da yüksek öğretimden önce meslek seçimi yok. Biz de ise meslek eğitimi uygulaması 9’uncu sınıf ortak, 10’uncu sınıf seçtiği mesleğin alan tanıtımı, 11’inci sınıf dal eğitimi, 12’inci sınıf işletmelerde meslek eğitimi. Sonuçta meslek eğitimi sadece bir yıl oluyor.

Bu aynı zamanda işsizliğe de neden olmuyor mu?

İnsanın kendini tanıması, bulması için belli bir yaş gerekiyor. Bu, dünyada da kabul edildi. 17 yaşından sonra olması gerekiyor. Türkiye’de çocuk, okulunda sadece o bölüm olduğu için onu seçmek zorunda kalıyor. Bir de şunu kabul etmek lazım. İnsanlar yetenekli olduğu alanda mı yoksa mutlu olduğu, severek, isteyerek yaptığı alanda mı mesleği öğrenmesi, çalışması lazım? Türkiye’de tutturulmuş yetenek diye. Yetenek dediğimiz plastik sanatlardır; müziktir, resimdir. Bedensel güç gerektiren işler her yaşta öğrenilir. Yetenek değildir. Resim yeteneği başka bir şey. Ancak uçak bakım yeteneği diye bir şey var mı? Makine mühendisliği yeteneği var mı?

TEOG yerleştirmelerine baktığımızda da en fazla boş kontenjan meslek ve imam hatip liselerinde var. Ayrıca geçen yıl imam hatip liselerinin sayısı yüzde 12 artarken, öğrenci sayısı sadece yüzde 1 arttı. Bu durumda kimse çocuğunu meslek ya da imam hatip lisesine göndermek istemiyor…

TEOG veya buna benzer sistemler başladığında şöyle dendi; TEOG puanınıza, tercihinize, evinize, istediğinize göre sizi bir kuruma yerleştireceğiz. Çocuklar haklı olarak anadolu lisesi istiyor. Hatta şöyle diyelim ailelerden çok, çocuklar meslek lisesini istemiyor. Hele bazı geleneksel mesleklere öğrenci hiçbir şekilde bulamıyoruz. Bunlar beden gücü gerektiren bölümler. Ama bilgisayar, elektrik, otomotiv bölümleri doludur.

9’uncu sınıf ortak sınıf biliyorsunuz. Bir de şöyle bir algı yaratıyorlar; 9’u okursun, sonra istediğin bölüme gidersin. Hayır efendim öyle bir şey yok. 9’ncu sınıfı okumuşsun. 10’a geçerken mesela öğrenci ‘aşçı olmak istiyorum’ diyor. Okulda aşçılık olmadığı için ‘olmaz’ deniyor. Kendi okulunda kaç bölüm varsa onlardan birini seçebilirsin. Öğrenci ‘Girerken bana öyle bir şey demediniz’ diyor. Okul, ‘Demedik ama şartlar böyle. Israr edersen; şöyle yapabilirsin. Biz seni bu okuldaki bölümlerden birine yerleştirelim, sen aşçı olmak istiyorsan aşçılık bölümü olan okula git, konuş, açık varsa gidebilirsin.’ Öyle bir şey olmayacağına göre, insanların istediği, tercih ettiği mesleklerde eğitim alması da zor. Şunu kabul etmek lazım; kimse endüstri toplumuna göre dizayn edilmiş işlerde çalışmak istemiyor. Onlar bilgi çağında, yüksek teknolojiye dayalı alanları seçmek istiyorlar. Uçak bakımı için dokuz yıllık temel eğitim yeterli midir? Otomotiv, elektirik için yeterli midir? Bu yüzden biz meslek seçiminin üniversite seviyesinde, sağlam altyapıyla olsun diyoruz.

Bu arada bir de meslek liselerinin özel sektöre devri sözkonusu… Bu konuyu nasıl değerlendiriyor sunuz?

Halkın birikimi ve malı olan okulların özel sektöre devredilmesine biz kesinlikle karşıyız. Eğer meslek eğitimi reformu etmek isteniyorsa bu, meslek liselerini çok amaçlı liseye çevirerek, sektör, alan ve meslekleri tanıtan yapıya geçirerek, meslek seçimini ve eğitimini üniversitede yaptırmak şeklinde olmalı. Özel sektör gerçekten destek olmak, yatırım yapmak istiyorsa donanım olarak çok de olan, tabela okulu durumdaki yüksek öğrenim de destek sağlasın. Çünkü bu okullar meslek liselerinden daha dedir.

Diğer taraftan, Haydarpaşa Meslek Lisesi Türkiye’nin en değerli arazilerinden birine sahip. Kartal Atalar Meslek Lisesi çok değerli araziye sahip. Şöyle der mi özel sektör? Ben burayı alayım size 20 tane okul yapayım. Ama şehrin dışında bambaşka yerlerde… Bu değerli arazileri başka bir ad altında veremediğiniz için böyle mi vermek istiyorsunuz? Biz halkın malı, birikimi olan okulların, ona buna peşkeş çekilmesine, heba edilmesine karşıyız. Çünkü sanayici veya özel sektör kar etmeyeceği bir işe girmez. Çalıştırmayacağı insana eğitim de vermez. Biz çocuk işçiliğine, çocuk sömürüsüne karşıyız. Çocukların fabrikalarda eğitim adı altında çıraklık adı altında, staj adı altına, işbaşı adı altında 18 yaşından küçük çocukların çalıştırılmasına ve bunların üzerinden para kazanılmasına karşıyız.

Bu durum Türkiye’de neden böyle? Gelir düzeyi ve üniversitedeki sınav sisteminden mi kaynaklanıyor?

O da var, tercihlerin yanlış kullanımı da var. İmam hatip ortaokul seviyesine bile indi biliyorsunuz. 4+4+4 zorunlu kesintisiz eğitim yasasından bu yana. İmam hatipleri meslek kabul ettiğiniz sürece, bunu üniversite seviyesinde yapamayacağınıza göre, o zaman bütün meslek liselerinde meslek eğitimini orta öğretim seviyesinde yapıyorsunuz. Birinci mesele bu.

İkinci olarak çok yanlış bir algı var. Mesleğe erken başlanılması, erken seçilmesi. Oysa bütün dünyada, Türkiye’de de görüyoruz ki erken meslek seçimi; bu imam hatip de, mobilyacılık da olsa doğru bir yöntem, sağlıklı bir tercih değil. Hatta öyle şeyler oluyor ki… Hep aynı örneği veriyorum; Afyon Çay’da her yıl 40 tane mobilyacı ya da 80 tane elektrik bölümü öğrencisi yetiştiriyorsunuz. Bu istihdam, maliyet, analiz, meslek eğitimi ilişkisinde nerede yer alabilir ki? Nasıl sağlıklı olabilir ki bu? Oysa Afyon Çay’da elektirikçi ihtiyacı yıllık üç tane ise bölge meslek yüksek okulunda yetiştirilenlerin üç tanesi oraya geçer. Ya da 3-5 tanesi gider. Yılda 80 tane Afyon Çay’da Bolvadin’de ya da Uşak Banaz’da elektirikçi yetiştirmenin bir anlamı, fayda maliyeti var? Yok. Türkiye’de erken yaşta meslek seçme algısı bugün öyle boyuta geldi ki çıraklığı orta öğretim kapsamına alındı. Biz çocuk sömürüsüne şiddetle karşıyız. Çocuk işçiliği evrensel bir suçtur. Evrensel kötülüktür.

Sözcü

eğitim iş myk üyesi ahmet güngör
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çağdaş Bilim Koleji Marmaris Küresel Eğitim Festivalinde1.'lik Kazandı
Çağdaş Bilim Koleji Marmaris Küresel Eğitim Festivalinde1.'lik Kazandı
Fenerbahçe Avrupa şampiyonu oldu
Fenerbahçe Avrupa şampiyonu oldu