Eğitim İş Genel Sekreteri Şükrü Balun Kanal 42 Televizyonunda İstikamet Programına Katıldı

Eğitim İş Genel Sekreteri Şükrü Balun Kanal 42 Televizyonunda İstikamet Programında eğitimdeki sorunlara ve çözüm önerilerini,Adana Aladağ'da meydana gelen öğrenci yurdundaki yangına ve yurt sorunlarına,TÜİK verilerine göre yoksul halkın, eğitimden aldığı paydaki adaletsizliğe değindi.

Eğitim İş Genel Sekreteri Şükrü Balun Kanal 42 Televizyonunda İstikamet Programına Katıldı
Haberin videosu için tıklayın!

Eğitim İş Sendikası Genel Sekreteri Şükrü Balun Kanal 42 Televizyonunda İstikamet Programında eğitimdeki sorunlara ve çözüm önerilerini,Adana Aladağ'da meydana gelen öğrenci yurdundaki yangına ve yurt sorunlarına,TÜİK verilerine göre yoksul halkın, eğitimden aldığı paydaki adaletsizliğe değindi.

Atanamayan Öğretmen Sorunun Temeli popülist Eğitim Politikaları

İş kolumuzda atanamayan öğretmen sorunu,öğretmen kaynağında öğretmen yetiştirmesinde ciddi bir problem var.Bunu bir biz değil bütün Türkiye kamuoyu canlı bir şekilde sıcak bir şekilde yaşıyor.Bizdeki rakamlara göre 420.000 atanamayan öğretme var.Bunların hergün medyada çığlıklarını seslerini duymak mümknün.Bu sorunun temelden çözülebilmesinin tek yolu var bizce;Eğitim programlarının,eğitimin gelecek öngörüsünü oluştururken,eğitimin geleceğini planlarken programlarken popülist politikalardan uzak,gerçekçi,Türkiye'nin Akademiyasına üniveritelerine,üniversitelerin gerçeğine dayanan ciddi öngörüleriniz olmalı yoksa sadece popülist olsun diye halkın her tabakasında karşılık bulsun diye adımlar atarsanız bırakın eğitimi Türkiye'de ne salığın, ne eğitimin yaşamsal alanlarının hiç birinin sorununu çözemezsiniz.

Burada söylemek istediğimin özeti şu aslında;Siz Türkiye'nin 81 iline üniversite açıyorsunuz,alkışlar içinde açıyorsunuz,gerçekten böyle bir ihtiyaç var mı yokmu,gelecekte nasıl yapısal değişim olacak bunu hesaplamıyorsunuz.Nesillere nitelikli bir eğitim vermek lazım.Bizim şikayet ettiğimiz yakındığımız temel nokta 81 ile üniversite açıp,en az bunların yarısına Eğitim Fakültesi açıp,yeterli hocanın,kaynağın,yapısal ortamın olmadığı ortamlarda,nitelikten kısmen yoksun yüzbinlerce öğretmeni aynı anda yetiştirmeyeTürkiye'nin ihtiyacı yok.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı daha nitelikli ortamlarda daha az oranlarda öğretmen yetiştirip eğiim camiasına katmak.Elimizde bu konuda yeterince done var.Önümüzdeki yirmi yılda ne kadar öğretmene ihtiyaç duyacağmız ortada.Bu konuda uzmanların yapacağı hesaplamalar ile Türkiye'nin ihtiyacı olan öğretmen sayısından iki katını yetiştirseniz,bunlar içersinden en nitelikli olanlar ile çalışabilirsiniz.

Eğitimdeki En Büyük Sorun Plansızlık Programsızlıktır

Geçtiğimiz günlerde  Aladağ'da içimiz yandı,canımız yandı.Oradan kapsamlayıp bütün Eğitim Yurdunu sadece Aladağ'daki yurdu değilde bugün ülkemizde 18 Milyon öğrencinin içinde barındığı eğitim yurdunun sorunlarını tartışır,bu 18 milyonluk öğrenciye hizmet vermeye çalışan 1 milyon Eğitim Çalışanı camiasının sorunlarını bulur ,bunların çözümlerini doğru bulursak;sanırım Aladağ'da canımız yanmaz,Taşkent'te canımız yıkıntıların içinde kalmaz,doğru bir şekilde analiz ederiz diye düşünüyorum.

Bugün geldiğimiz süreçte 1 milyonluk eğitim çalışanı son iki buçuk yıl içerisinde 900.000 biraz üzerinde Suriyeli öğrenciler ile karşılaştı.Dünyanın neresine giderseniz gidin,biraz önce Finlandiya örneğini verdiniz,dünyanın en ideal OECD verilerinin en iyi çıktığı,en iyi eğitimin verildiği ülkeler kuzey ülkeleri.Bizim öğrenci sayımız bu Slov ülkelerinin nüfsuları kadar.Dünyanın neresinde olursa olsun 900.000 yabancı öğrenciyi sisteme katarsanız orada sistem falan kalmaz.

Bugün Türkiye'de sınıf mevcutları 20'den 24'e çıktı,30'a çıktı yönemelikler ile genişletildi 40'a çıktı.Sene kaybedenleri de dahil edecek olursak sınıf mevcutlarımız 44 oldu.Böyle olmasına rağmen Konya merkezde bile 58 sınıf mevcudu olan okullarımız var.Bugün eğitimin fiziki yapısı,derslik sayısı genişletilmedi.900.000 Suriye'li öğrenci sisteme zorla sokuldu.Zaten ülkemizde nüfusumuza bağlı olarak derslik ihtiyacı her yıl bulunmakta.Bu sorun yapısal olan bir sorun,bütçeden eğitime ayrılan pay ile ilgili bir sorun.

Bugünkü Türkiye'deki ekonomik büyüklüğe bakıldığında bu sorun çok kolay çözülebilecek bir sorun.Bügün milyalarca lira harcayarak Avrupa'nın en büyük havalimanlarını yapıyorsunuz ,yapılmasın demiyorum.Elbette vatandaş daha iyi hizmet alsın.Bugün milletin milyarlarca lirası harcanarak Fatih Projesine biz karşı durduk,ancak Bakanlığın her yaptığı haklı gibi gösteren yandaş medya sayesinde sesimiz duyulmadı.Bugün dünyanın hiçbir yerinde milyarlarca lira harcayarak öğrencilere tablet dağıtılan bir sistem yok.Bugün az önce örneğini verdiğimiz Finlandiya'ya giden müfettişlerden eğitimcilerden aldığımız bilgilerde,hala kara tahta eğitimin olduğu,günde dört saat eğitimin olduğu bir eğitim görüyoruz Finlandiya'da.Bunlar OECD verilerine göre matematikte fen bilimlerinde sosyal bilimlerde dünyanın en iyi eğitimini veriyorlar günde 4 saatlik eğitim ile.Geri kalan zamanlarda çocuların yeteneklerini geliştirdikleri bir sistem var.Bizim eğitim sistemimizde yüzlerce seçmeli ders var,ama yapısal olanaklar,derslik sorunu,öğretmen yetersizliği kaynak yetersiliği nedeniyle işlenemiyor bu seçmeli dersler.

Eğitimdeki en büyük sorun plansızlık programsızlıktır.Aynı siyasal iktidar 4 milli eğitim bakanı ile 4 defa eğitim müfredatını değiştirdi.Bizi yöneten hükümetlerin eğitime bakışlarının milli olması gerekir.Ulus olarak millet olarak sizin eğitime bakış açınız vardır hükümetle değişse bile bu eğitim politikanız devam eder gider.Bizde kendi kişisel ihtiyaçları neyi gerektiriyorsa ona karşılık gelen eğitim sistemi getirliyor.Bugün az önce konuştuğumuz Fatih Projesi ile bu milletin milyarlarca doları öğrencilerimize tablet olarak dağıttık.Biz sendika olarak Fatih projesinin sonuçlarına ilişkin anketler düzenledik.Bizim yaptığımız araştırmalara göre bu tabletlerin üçte biri bile öğrencilerin elinde değil.Çeşitli nedenlerle tabletler öğrenciler ve veliler tarafından  satılmış.Bugün çok iyi fen liselerimizde dersler kesinlikle tabletler ile işlenmiyor.Ergen bir çocuğun elinde güvenliği olmayan internet ile bu tabletlerden  zararlı içeriklere girebiliyor.Bu tabletle ile ilgili basına yansıyanlar üzerinden söylüyorum bu tabletlerin alımında nasıl pazarlıklar yapıldığını da biliyoruz.Gerçekte niteliksel olarak eğitime hiçbir katkısı olmayan tablerin kimse arkasında duramıyor.Bu projenin sadece okullarımıza takılan akıllı tahtalar fayda sağladı.

Ders kitaplarımız konusu ayrıca bir sorun.Bu senenin başında 58 tane kitap yasaklandı.Bu kitaplar 2015 yılı Milli Eğitim Bakanlığı baskılı kitaplar.17-25 Aralık'ı hain terör örgütü hakkında baz alınıyor ama Bakanlığın 2015 yılında hala bu kitaplar basıldı.Okullara kadar gelen bu kitaplar okullarda dağıtılmadı.Yeni kigtaplar yetişmedi internette içerikleri yayınlandı.Okullar fotokopi ile öğrencilere yeni kitaplar dağıttılar.Hala endüstri meslek liselerinin kitaplarında eksikler var.

Eğitim Hakkı Anayasamızın Değişmez Hakkıdır

Bugün anayasamızda eğitim hakkı her çocuğu eğitmek gibi sağlık hizmetini sunmak gibi bir görevi var devletin.Biz Aladağ'da yanan çocuklarımıza onların annelerine ailelerin gözü ile bakarsak yanan yurdun tek müsepbibi devlettir.O çocukları günümüzden 50 yıl 100 yıl gerisinde hizmet eden yurda çocuklara mahkum eden devlettir.Aladağ'da müthiş bir yoksulluk var.Aladağ'daki olay yaşandığı gece biz yola çıktık zoru bir yolculuk ile.Aldağ'da yanan yurtta yanan çocuklarımızın çığlıkları ilçenin üzerine çökmüş durumdaydı.Olayı şimdi anlatırken bile içim acıyor.Biz yurdu incelemeye yurdun önüne gittiğimizde de orada ağlayan anaların babaların çırpınışları o kadar yüreğimize vurdu ki sanki orada çocuklarımızın çığlıkları vardı hala.Göz göre göre olan bir olay bu.Orada görev yapan itfaiye erleri ile güvenlik görevlileri yaptığımız görüşmeler ile bugün olmazsa yarın yarın olmazsa öbür gün başlarına gelecek bir felakete resmen kilitlenmişler üzerlerinden kapılar ile birlikte.

Neden çünkü Aladağ'daki yurt o yaştaki çocuklarımızın içinde barınacağı besleneceği bir yurt değil.Ama bakanımız çıkıyor yok efendim orası iki ay önce denetlenmişti.Denetleyenlerden yakınıyor ama denetleme yönetmeliğinin 4 defa değiştirldiğinden bahsetmiyor.Yurtlar ile ilgili denetleme yönetmeliğinde yılda 4 defa denetlenirken bir değişiklik ile 2 ye,bir başka değişiklik ile gerek görülürse denilerek neredeyse askıya alındı.Kaldı ki bu tür cemaat ve tarikat yurtları denetlenmez denetlenemez.Buralara giden müfettişler eksikleri bulup gelmişse dosya tekrar kendilerine verilir yada bu eksiklikeri göstermeyecek başka bir müfettiş grubuna verilir.Bu konuda somut örnekleri gösterebilirim.Bu yurtlara o cemaat veya vakfa yakın müfettişler gönderilir.Eğer elimizdeki yönetmeliklere göre denetleme olsaydı bugün Aladağ'da çıkan yurt olmayacaktı.Yönetmelikler bu konuda herşeyi tek tek madde madde belirtmiştir.

Devlet Neden Bu Yurtları Kamulaştırmıyor?

Devlet neden çocuklarımız bu cemaat ve tarikatların yurtlarına mahkum ediyor.Devlet neden bu yurtların tamamını kamulaştırmıyor.Bu yurtları yapan kimler?Hayırseverler.Hayırseverler devlete yurt yapmış olsun.2003'de bu ilçede yapılan devlet yurdu depreme dayanıklı değil diye yıkmışsınız esas problem bu.Devletin yurdunu yıktınız neden kız çocularımıza yenisini  yapmadınız?Neden yerine başka bir bina kiralamadınız.Devlet bir çok kurum binasını yerine bina kiralıyor.Burada neden kız çocularımızın kalabileceği bir yurt kiralamadınız?Türkiye'de ortaöğretimde okuyan yurt ihyacı olan çocuklarımızın sadece %14'ü yurtlardan yararlanabiliyor.%86'sı açıkta,özel vakıf-cemaat yurtlarına gidiyor.Annesinin babasının durumu daha iyi ise özel yurtlara gidiyorlar.Bugün Konya Valisine buradan çağrı yapıyorum.Adliye'nin oradaki yurda bir bakınız.Düzen yok temizlik yok.Yıllardır hizmetli atanmamış.10 yıldır hizmetli almıyoruz kurumlara.Arada sadece engelli memur alımı yapılıyor.

Eğitim Hakkı Barınma Hakkını başta içeriyor.Devletimiz sosyal bir devlet.Anayasamızın değişmez hükümleri içersinde yer alıyor eğitim hakkı,çocuklarımıza eğitim vermek,çocuklarımızın sağlığını korumak.Eğitim hakkının başında barınma hakkı geliyor,güvenlik hakkı geliyor.Güvende olduklarını hissettikleri bir ortamda eğitim veremiyorsanız,insanca barınacakları bir ortamda eğitim veremiyorsanız,ortalama bir beslenme imkanı sunamıyorsanız,nitelikli bir eğitim programı,nitelikli bir öğretmen sunamıyorsanız,çocuklarımızın eğitim hakkından tam olarak yararlandığını söyleyemezsiniz.Bugün bizim 18 Milyon çocuğumuza eğitim hakkını kullandırttığımızı söylemek afaki bir laf olur.Bunun örneklerini bugün Aladağ'da,dün Taşkent'te,Karaman'da görüyoruz.

Öğretmenlerin Ekonomik ve Sosyal Durumlarını Öğretmen Görüşleri ile Değerlendirdik

Bu ankette bizim amacımız Öğretmenlerin sosyal ve ekonomik durumlarının toplumun gözüne çarpıcı bir şekilde sokabilmek,gerçeği çok özet görebilmek.Bu anketten çıkardığımız grafiklerde oartaya çıkan fotoğraf çok net.Öğretmelerimizin bugün %83'ü aldıkları maaşın kendilerine yetmediğini söylüyor.Devletin kurumu TUİK verileri ile somut bir şekilde söylemek gerekirse öğretmenler özellikle 2009'dan bu yana öğretmen ciddi bir şekilde geçim derdinde,kendi çocuklarını nasıl daha iyi besleriminasıl daha iyi bir eğitim verebilirim,nasıl daha iyi bir konutta yaşarım derdinde,çünkü hiçbirinden memnun değil.

Öğretmenimizin %86'sının borçlu olduğu bunun %43'ü sürdürülebilir bir borcun içinde değil.Bu ne demek iki kredi kartındn daha fazla kredi kartına sahibim ve bunların askeri ödemelerini dahi yapamıyorum,birinden çektiğimi öbürüne yatırıyorum,eski bir borcumu kapatmak için yeniden borçlanmak zorundayım demek.Siz bu ağar ekonomik baskının ve stresin altında eğitim verdiği öğrencilerine tüm heyecanı ile nitelikli bir eğitim verdiğini söyleyemiyorum.Öğretmenimizin hala %37'si kirada oturuyor.Siz nitelikli,vatanını milletni seven nesiller yetiştirmek istiyorsanız önce bunları yetiştirecek öğretmenin ekonomik sorunlarını çözmelisiniz.

Cumhuriyetimizin Kurucusu Sevgili Mustafa Kemal Atatürk'e Milletvekillerinin maaşı sorulduğunda verdiği cevap aslında bir çok şeyi özetliyor.Diyor ki Atatürk Milletvekili maaşı öğretmen maaşını geçmessin diyor.Öğretmen toplumun en üstünde itibar sahibi,onur sahibi,haysiyet sahibi insanca yaşam koşullarına sahip oldukça,gelecekte onurlu  haysiyetli yurdunu milletini seven nesilleri daha kolay yetiştirir.Öğretmenlerimizin bugün %25'i ek iş yapıyor.Sınıfa girdiğinde öğretmen esnafa borcumu nasıl ödeyeceğim,yarın ulaşım giderlerimi nasıl karşılayacağım diye düşünmemeli.Eğer bu kaygıları yaşarsa öğretmen heyecanla dikkatle o sınıfta dersini işleyemez veremez.

Öğretmenimizin %74'ü maaşının azlığında dolayı toplaumsal saygınlığının azaldığını düşünüyor.Öğretmenlerimizin %75'i ekonomik sorunlarının öğretmenlikteki verimini düşürdüğünü söylüyor.

Yıllardır ne biz nede diğer kamu çalışanları  hükümetin söylediği büyümeden yeterli oranda payımızı alamadık.Yıllardır %3'lük %4'lük zamlarla toplu sözleşmeler imzaladık.Bu memleketin %6-7 büyüdüğü gayri safi milli hasılanın hükümetin rakamlarına bakarsanız %10'larda büyüdüğü yıllarda biz %3-4'lük zamlarla yetindik.Bunların yanında muazzam bir vergi yükü ile karşı karşıyayız.Doğrudan aldığı kdvler ile benden vergi alıyor.Çocuğuma aldığım sütten vergi alıyor,ödediğim kiranın stopajı ile alıyor,bindiğim arabanın vergisi ile benzini ile alıyor herşeyden dolaylı olarak alıyor birde üst gelir grubuna girdiğimi iddia ederek ek vergiler belirliyor.Bugün aynı durum 1300 TL alan askeri ücretliler içinde geçerli.Onlarda sözde üst gelir grubuna geçtiler.Aynı şeyi bizlere de yapıyor yılın ikinci devresinde %25-30'luk vergi dilimine geçiriyor.Burada şöyle bir kandırmaca da var.2006'dan bu gğne kadar açıkladığı enflasyonu %66 değiştiğini söylüyor ama vergi dilimlerinde %18'lik kıpırdanma var.Hiç değilse kendi niceliksel sonuçlarına itimat et.Kendi ilan ettiğin enflasyon oranlarında vergi dilimlerinde öteleme yap.Bizi daha erken vergi dilimlerine girmemizi sağlayarak tam deyim yerindeyse kaşıkla verdiğini kepçe ile geri alıyor.Kamuoyunda da bir yanıtla yapıyor,%7 zam verdim diyor ancak bunu Ocak'ta %3,5 Temmuz'da %3,5 olarak verdiğinde 12 aylık dilimde %5'in biraz üzerinde zam vermiş oluyor. 

Bu ankete katılan eğitim çalışanlarının %90'ı ekderslerinin,eğitim hazırlık ödeneklerinin yetersiz olduğundan söz ediyor.Yeri gelmişken şunu da bir kere daha söylemk istiyorum.Eğitim Hazırlık ödeneği sadece öğretmene verilmez.Sadece öğretmen başlamıyor okullar açıldığında,memuru başlıyor hizmetlisi başlıyor.Bunlarında hazırlığı var.O nedenle sadece öğretmene değil memura da öğretmene de eğitim hazırlık ödeneği ödenmeli.Niye onlara vermiyorsun?Devlet için bu deve de kulak.Bugün çocuklarımızın güvenliğini temizliğini sağlayan hizmetlilerimiz sabahın karanlığında okula giden çocuklarımızdan önce okula giden hizmetlilerimize de bu eğitim hazırlık ödeneği verilmelidir yıllardır söylüyoruz tekrar söylüyorum.

Hükümet dershaneleri kapattı yerine temel lise adı verilen garabet bir kurum geldi ve bunları teşvik etti.Geçen sene sadece temel liseleri 2.4 Milyar dolar teşvik verdi sadece velilerine.Bu parayı kamunun okullarına harca neden çocuğunu özel okula gönderene para veriyorsun onu anlamıyorum ben.Hem çocuğunu özel okula göndereceksin hemde devletten 3500 TL teşvik alacaksın.Buna benim gönlüm razı değil.Göndereceksen kendin gönder devlet niye buna yardım yapıyor bunu da anlamış değilim.Bu kaynağı devlet okuluna harca belkide özel okula ihtiyacın kalmayacak.Devletin eğitimdeki sorunları çözmek için dışardan bir kaynağa ihtiyacı yok.Siz özel sektöre verdiğinizi kamuya aktarın bir çok sorunu çözeceksiniz.

Yoksul Halk Eğitim Haracamalrının %0.7'sini yapıyor

Anketimizde %87 oranında öğretmenimiz çocuklarına sağlıklı ve nitelikli bir eğitim imkanı veremiyorsunuz.Bu durum ironik bir durum.Kendiniz öğretmensiniz ama kendi çocuğunuza eğitim imaknı sunamıyorsunuz.Devletin Kurumu Tuik bu verileri veriyor aslında.Bugün Türkiye'de en zengin %10'luk kısım eğitim haracamalarının %52.3'nü yapıyor.Türkiey'deki eğitim harcamalrının yarısını %10'luk ksım yapıyor.Buna birde tersten bakalım.En fakir %10'luk kısım eğitim harcamalarının %0.7'sini yapabiliyor.Neden en fakir %10'luk kısım ancak hayatını devam ettirebiliyor,eğitime kaynak ayıramıyor.Bu durum garabet bir durumdur.Orta Afrika ülkelerinden bile kötü bir durum bu.Ülkenin %10'luk kısımının eğitimden ayrılan payı alamadığını da söyleyebiliriz.Buna sadece eğitim harcamalrı açısından bakmamak gerekir sabahın karanlığında yollara düşen öğrencilerin güvenliğini de düşünüyor vatandaş.Saat uygulamasında da bir tuhaflık var.O karanlıkta siz ilkokul ortaokul öğrencisini sokağa salabilir misiniz?

Bu sorunlara bizim gibi kamusal bakan kurumların bakış açılarını dikkate alsalar,çzöüm önerilerimizi dinleseler birçok sorun oratdan kalkacaktır diye düşünüyorum.Eğitim İş Sendikası oalrak biz sorunu ortaya koyarken çözüm önerilerini ortaya koyuyoruz.

Son sözümü velilerimize söylemek istiyorum.Bugün devlet okulalrında 26 kalemde para toplanıyor.Bu daha fazla olabilir biz 26 kalem tespit etmişiz.Özel okullara bugün 3500 TL destek oluyor velisine.Hiç değilse bu noktaya işaret edeyim velilerimiz farkına varır diye düşünüyorum.

 

eğitim iş genel sekreteri şükrü balun
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
-BAKIRKÖYLÜ ÇOCUKLAR DİLEK AĞACINA DİLEKLERİNİ ASIYOR
-BAKIRKÖYLÜ ÇOCUKLAR DİLEK AĞACINA DİLEKLERİNİ ASIYOR
-MARMARİS BELEDİYESİ 'ÖNCE TRAFİK SONRA BİLİM' DEDİ
-MARMARİS BELEDİYESİ 'ÖNCE TRAFİK SONRA BİLİM' DEDİ
yalova escort balıkesir escort afyon escort tekirdağ escort
çorlu escort
çeşme escort
kemer escort
çorlu escort